1719 (Hicri 1132) yılında Lale Devri'nin padişahı III. Ahmed, Süleyman, Mehmed, Mustafa ve Bayezid isimlerindeki dört şehzadesi ile İstanbul'dan 5.000 fakir çocuğu sünnet ettirmiştir. Türlü garabetler ve cidden dikkate değer sahnelerle dolu bu muhteşem düğün Okmeydanı'nda olmuştur ve on beş gün on beş gece sürmüştür..
1132-lbni Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Namazlarınızın bir kısmını evinizde kılın. Onları kabir haline getirmeyin."
1719 (Hicri 1132) yılında Lale Devri’nin padişahı III. Ahmed, Süleyman, Mehmed, Mustafa ve Bayezid isimlerindeki dört şehzadesi ile İstanbul’dan 5.000 fakir çocuğu sünnet ettirmiştir. Türlü garabetler ve cidden dikkate değer sahnelerle dolu bu muhteşem düğün Okmeydanı’nda olmuştur ve on beş gün on beş gece sürmüştür. Devrin sadrazamı da Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’dır; düğünün azamet ve ihtişamında büyük hissesi, himmeti olmuştur. Evvela Beyazıt’ta, Eski Saray’ın Beyazıt Camii avlusuna bakan bahçesinde çadırlar kurularak, şehzadelere getirilecek sünnet hediyelerinin teşhir edileceği altın varaklarla tezyin edilmiş nahılların yapılmasına başlandı. İstanbul’un en usta şekercileri, gene Eski Saray’da dört şehzade için, rengârenk şekerlerden yapılmış çiçeklerle birer çiçek bahçesi tanzim ettiler.
Ziyafetler için memleketin muhtelif yerlerine adamlar gönderildi. Tekirdağ, Bursa ve civarı kazalardan 1.000 ördek, 2.000 hindi, 2.000 güvercin, 3.000 tavuk, 8.000 kaz getirildi. Camcılara 10.000 şerbet kavanozu ve İzmit’te, halka verilecek ziyafetlerde kullanılmak üzere 10.000 ağaç sini sipariş edildi. Davetlilere şeker vermek için 100 tane büyük mevlit tablası yaptırıldı.
Okmeydanı’nın etrafında mahyalar kurmak için 15.000 kandil ve 10.000 kandil kutusu hazırlandı. Memleketin her tarafındaki oyun kolları İstanbul’a çağrıldı. Devlet ricaline ve ekâbire düğünde çengi kolları bulundurmaları emrolundu.
Kumanlar, Peçenekleri yerinden ederek, 1060 civarında bozkırlardan çıkıp gelmişlerdi. Acımasız, haşin akıncılar olarak bilinen Kumanlar defalarca Rus knezliklerini yıpratmış ve Ladoga Gölü ile Karadeniz arasındaki su yolu boyunca yapılan ticareti sekteye uğratmıştı. Kiev'in Bizans'la ticareti azalmış ve bu da Kiev'in çöküşünü hızlandırmıştır. Bazı knezlikler o kadar zayıf düşmüştü ki iç savaşlarda Kumanlara karşı Peçenekleri paralı asker olarak kullanmak zorunda kalmıştı. Bu savaşçılar değerliydi, çünkü düşmanları gibi onlar da göçerlere özgü aynı şaşırtma ricatı taktiklerini uyguluyordu.
Taht kavgaları, Vladimir II. Monomah'ın başlattığı istikrarlı bir ara döneme rağmen, Kiev'in çöküşünün ana nedeniydi. Monomah çeşitli prensler arasındaki çatışmalarda arabuluculuk yapmış ve sonra da Kiev'i Kumanların saldırılarına karşı korumuştu. Düşmanlarına karşı saldırıya geçen Monomah 1111 yılında Salnitsa' da çok ses getiren bir zafer kazanmıştı. Bu, manları karşısında zafer kazanmıştı. Ancak hanedan içi çekişmeler nüksetmiş ve Vsevolod knezliğini ayakta tutmak için Kumanların hizmetinden yararlanmaya mecbur olmuştu (1135). Bir sonraki büyük knez Yaropolk'un (1132-1139) ölümü ardından Kiev hanedanlığını ele geçirmek için amca ve yeğenler arasında iç savaş patlak vermişti. Kiev hanedan içi rekabet yüzünden feci halde zayıflamış ve yeterli iletişim imkanlarından yoksun devletin bu zaafı Kiev Rusu'nun dağılmasına ve · birbirine çok gevşek bağlarla bağlı federe knezliklerin ve şehirlerin bir yığını haline gelmesine neden olmuştu. Kiev yeni bir dizi rakip yüzünden daha da zayıf düşecekti. Suzdal Prensi Andrey Bogolyubskiy 1169'ta Kiev'i yağmalamış ve sarayını da Kiev'de değil Vladimir'de kurmuştu (1157-1174). Kiev 1203 yılında yeniden yağmalanmış ve 1240 yılında Moğollar
Tâbiîn muhaddislerinden Ebû Sâlih Semmân şöyle dedi:
Mü’minlerin anneleri Âişe ve Ümmü Seleme radıyallahu anhümâya;
“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin en sevdiği ibadet hangisiydi?” diye sordum. Onlar da:
“Az da olsa devamlı yapılan ibadet.” dediler.”
Tirmizî, Edeb 73, nr. 2856; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, VI, 33, 289, nr. 24544, 27012. Ayrıca bk. Buhârî, Teheccüd 7, nr. 1132, Rikàk 18, nr. 6462; Müslim, Müsâfirîn 131, nr. 741.