O, hak namına, Allah'ın dini için, söylenmesi, açıklanması ve izhar edilmesi gereken bir hususta, zerrece hatır gönül dinlemiyor; Cenab-ı Hakk'ın ferman ve iradesini, fâni olan insanların hatır ve fermanından üstün tutuyordu. Zamanının din büyüklerinden ve hem de yakın dostlarından olan Muhammed Sadık Bedahşi'ye birtakım nefsi sapmalara düştüğü ve zenginlerin etkisinde kaldığı yolunda bir durum sezmesi üzerine şöyle yazmıştı: "... Ey kardeş; sen fakirlerle sohbetten bıktın, zenginlerle soh-beti seçtin. Bu yaptığın ne kadar kötü!.. Bugün gözün kapalı ise de yarın açılacaktır. Fakat o zaman, pişmanlıktan başka bir şey ele geçmeyecektir. Seni bu belaya lezzetli yemeklerin tadı attı, güzel elbiseler giyme isteği itti. Halbuki, insanı Yüce Hak'tan ayıran her şeyden kaçınmak lazım. Ben senin kabiliyetinden ve yaratılışındaki -tabiatındaki- huy-lardan daha iyi şeyler bekliyordum. Ama sen, nefsini kendi çöplüğü içine atmaya çalışıyorsun. Unutma ki, "Biz Allah içiniz ve sonunda Allah'a döneceğiz. * * Bakara, 156; A.g.e., C.1, 132. mektup.
Sayfa 207·Kitabı okudu
İslâm Dini
A'RÂF SÛRESİ
131. Fakat kendilerine iyilik geldiği zaman, "Hâ, bu bizim hakkımız." dediler ve başlarına bir kötülük gelirse, (bunu da) Musâ ile beraberindekilerin uğursuzluğuna yoruyorlardı. "Uğursuzluk kuşları" ise ancak Allah yanındadır ve fakat çoğu bilmezlerdi. 132. Ve "Sen bizi büyülemek için, her ne ayet / her ne mucize getirsen, imkanı yok, sana inanacak değiliz." derlerdi. 133. Biz de kudretimizin ayrı ayrı işaretleri olmak üzere, başlarına sel felâketi gönderdik, çekirge gönderdik, (bit, pire, kene, güve gibi) zararlı böcekler gönderdik, kurbağalar gönderdik, kan gönderdik. Yine inat ettiler ve çok suçlu bir millet oldular.
Âyet-i Kerime meali
Reklam
... Rasûlullah (s.a.v) şöyle dua etmiştir: "Allah'ım, fayda vermeyen ilimden sana sığınırım." ¹ Rasûlullah (s.a.v) bu tür bir malumata da "ilim” ismini vermiştir. Çünkü, o da bir bilgidir ve ona sahip olanlar ehli yanında alim diye anılırlar. Allah Rasûlü (s.a.v) daha sonra onda menfeat bulunmadığını belirtmiş ve ondan Allah’a sığınmıştır. Bir haberde şöyle nakledilmiştir: Rasûlullah (s.a.v): "-Şeytan, bazan ilimle sizin önünüze geçer," buyurdu. Biz: -Ya Rasûlullah, ilimle nasıl önümüze geçer ve bizi aldatır? diye sorduk, buyurdu ki: -Şeytan (sizden birinize): "İlim öğren, tam öğreninceye kadar am el etme" der. O kimse de durmadan ilimle meşgul olup, ameli sonraya bırakır ve nihayet hiç amel etmeden kendisine ölüm gelir." ² _______________________________ ¹ Müslim, Zikr, 73; Ebü Davud, Vitr, 32; Tirmizî, Deavat, 68. ² Hatib el-Bağdadi, el-Cami li Ahlaki’-Ravi, I, 132; Zebidi, İthafu’s-Sade, I, 376.
Sayfa 18 - Semerkand Yayıncılık, 3. Baskı, Eylül 2004 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okuyor
Özeleştiri yapalım
İslâmi hareket mensupları İslâmi fikir ve yaşayış toplumsallaşmadan, halk tarafından özümsenmeden İslâm devleti kurmak istediler. Çok fazla aceleci davrandılar. 132 yıl Fransız sömürgesi altında kalan bir toplumun 2 sene içinde İslâm devleti kurmaya, kalkışması sonuç vermeyecek bir çabaydı. İslâmi hareketler bir taraftan siyası çalışmalarını sürdürürken, diğer taraftan da toplumları ıslah etmeye, davet çalışmalarına devam etmeliler. İslâm devleti de ancak ıslah edilmiş toplumlar tarafından kurulabilir.
Sayfa 88 - Pınar Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
fransa sen bu'sun yani o... çocuğusun
Fransız sömürgeciler Cezayir'i tam 132 yıl boyunca işgal altında tuttular. Bu süre zarfında Cezayir halkı işgalciler tarafından kültür ve dininden uzaklaştırılmak istendi. Fransızlar Cezayir'e dünyanın en büyük misyonerlik teşkilatlarından biri olan Beyaz Papazlar Cemiyeti'ne bağlı okullar kurdular. Bu okulların amacı ise Cezayir'i tamamen Hıristiyanlaştırmak. Ayrıca binlerce Cezayirli genç Fransa'ya götürüldü. 1 milyon 200 bin Fransız, İspanyol ve İtalyan da Cezayir'in nüfus yapısını bozmak için Cezayir'e yerleştirildi. İşgalciler dilimizi değiştirmek için de Arapçanın öğretilmesini ve yazışmalarda kullanılmasını yasakladılar. Fakat Cezayir halkı her şeye rağmen dininden ve kültüründen uzaklaşmadı.
Sayfa 85 - Pınar Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Bilinmeyen gizli bir hazineydim, bilinmeyi murat ettim ve kainatı bu hikmetle yarattım. " | Aclûnî, Keşfü'l-Hafa, 2/132
Sayfa 60 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Reklam
Reklam