Filistinli çocukların sesini duyur!
Filistin toplumu, genç bir demografik yapıya sahip olmasıyla karakterize edilir; 18 yaş altı çocuklar toplam nüfusun %43'ünü, yani yaklaşık 2,47 milyon çocuğu (Batı Şeria'da 1,38 milyon (%41) ve Gazze Şeridi'nde 1,09 milyon (%47)) oluşturmaktadır (2025 yılı sonu itibarıyla). 15 yaş altı yaş grubu ise toplam nüfusun %36,3'ünü, yani yaklaşık 2,02 milyon çocuğu (Batı Şeria'da 1,18 milyon (%35) ve Gazze Şeridi'nde 0,83 milyon (%39)) oluşturmaktadır. (...) İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik devam eden saldırganlığı (7 Ekim 2023 – 1 Nisan 2026), bir neslin geleceğinin sistematik olarak hedef alındığını gösteriyor. Şehit sayısı 72.289'a ulaştı; bunların 21.283'ü çocuktu ve bu da 2025 yılı sonuna kadar tüm kurbanların yaklaşık %30'unu oluşturuyordu. Bunlardan 450'si bebek, 1.029'u bir yaşın altındaki çocuk ve 5.031'i beş yaşın altındaki çocuktu; bu da henüz hayata başlamamış bir neslin gerçek bir yok edilişini yansıtıyor. Öldürme yöntemleri sadece hava saldırılarıyla sınırlı kalmadı; kuşatma, açlık ve soğuk da çocukların canını aldı. Toplam 157 çocuk açlıktan öldü, 25 çocuk da yerinden edilmiş kişilerin çadırlarında donarak hayatını kaybetti ve çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşan yaklaşık 9.500 kayıp kişinin akıbeti bilinmiyor; enkaz altında kalanlar, tanık veya mezar olmadan yok oldular. Yaralanmalar düzeyinde, çocuklar çifte bir sağlık felaketiyle karşı karşıya. Yaralı sayısı 172.040'a ulaştı; bunların en az 44.486'sı çocuk olup, toplam yaralı sayısının %26'sını oluşturuyor. Savaşın fiziksel sonuçları yıkıcı olmaya devam ediyor; 10.500 çocuk hayatlarını değiştiren yaralanmalar geçirirken, 1.000'den fazla çocukta uzuv amputasyonu vakası yaşandı; üstelik sağlık sistemi tamamen çökmüş ve yardımcı cihazlarda ciddi bir eksiklik söz konusu. Acil tıbbi tahliye sağlanmadığı
Filistin
قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ رَحِمَهُ اللَّهُ: كَادَ الْأَدَبُ أَنْ يَكُونَ ثُلُثَيِ الدِّينِ. Abdullah b. Mübarek (rahimehullah) şöyle dedi: "Edep, neredeyse dinin üçte ikisi olacak kadar önemli ve kapsamlıdır." (Sifatu's Safve 4/145)
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Allah (ﷻ) Şöyle Buyurdu:
Ey iman edenler! (İhlâslı) Mü’minleri bırakıp da kâfirleri (Yahudileri, aziz sayarak) dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil (kanıt ve öldürülme hususunda açık bir özür) mü vermek istiyorsunuz? / Şüphesiz ki münafıklar, (şer, tuzak ve ihanetleri nedeniyle) cehennemin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın. (İbn Abbas - Nisa 144-145. Ayet)
Sendromsuz pazartesiler 💎 Elveda Demeden Önce s.145...📖
Özellikleri, Fazileti ve Faydaları:❗❗ 📌El-Müheymin ism-i şerifini devamlı okuyarak zikretmeyi vird haline getirenler unutkanlık sorunlarından kurtulur. İnsanların düşüncelerini anlar ve korunurlar. 📌El-Müheymin esmasını zikretmeye devam edenler, gizli sırlara erişirler. 📌El-Müheymin ism-i şerifini yatsı namazı sonrasında zikir sayısı olan 145 kez okuyup, hiç konuşmadan sağ tarafına yatılarak uyunursa, kişiye rüyasında olacaklar haber verilir. Sakin ve huşu içinde bir yerde 100 kere El-Müheymin ism-i şerifini okumak, kişinin kalbini nurlandırır. 📌Her gün, güneş doğmadan önce 145 kere “Ya Müheymin celle celâlühû” zikrine devam eden kimsenin kalbine çeşitli ilhamlar doğar. 📌Her gün 145 kere “Ya Müheymin celle celâlühû” zikrine devam eden kimse her türlü kötülüklerden korunur ve herkes tarafından sevilir. 📌El-Müheymin ism-i şerifi belirtilen miktarda zikredilirse, her şeyden evvel manevi duyguları ve melekeleri kuvvet kazanacağı için rakibine üstünlük sağlar. Herkes tarafından sevilen ve sayılan birisi olur. 📌El-Müheymin esmasını devamlı okuyan kimse karşısındaki kişiler için emniyet telkin eder ve sözlerine güvenilir. Ailesi ve yakınları tarafından sahip olduğu güven sayesinde  manevi bir hakimiyet ve üstünlük sağlar, aile fertleri sözünden çıkmaz, danışarak iş yaparlar. 📌Her türlü sıkıntı ve bunalımdan, zorluk ve darlıktan kurtulmak için El-Müheymin ism-i şerifinin zikrine devam etmekte büyük fayda vardır. 📌Hz.Yunus(a.s)’ın, balığın karnında El Müheymin ism-i şerifinin zikrine devam ettiği ve bu sayede zikir saati olan müşteri saatinde Yüce Allah’ın izniyle kurtulduğu söylenmektedir. 📌El-Müheymin ism-i şerifinin zikrine devam eden kimselere manevi sırlar açılır, bilmediği ilimlere ve sırlara kavuşur.
Din İslam
OSMANCIK, KONAK, ÇATI ve DEVLET ANA...
Dünyanın akışına yön veren en önemli hâdiselerden birisi olan Devlet-i Aliye-i Osmaniye’nin (Yüce Osmanlı Devleti’nin) kuruluşu birçok edebiyatçımıza ilhâm vermiş; saklı bir hazine gibi, nice kalemlere mevzu olmuş, nice roman ve şiirlerin muhtevasını teşkil etmiştir. Bu kaynağa eğilen romancılarımızdan üç tanesinin üzerinde duracağız: “Osmancık” isimli romanıyla Tarık Buğra’nın; “Konak” ve onun devamı “Çatı” isimli romanlarıyla M. Necati Sepetçioğlu’nun ve “Devlet Ana” isimli romanıyla Kemal Tahir’in… Eserlerin tahliline geçmeden önce, yazımıza temel teşkil etmesi bakımından önemli gördüğümüz, Prof. Dr. Erol Güngör’e âit “TARİHİN ROMANI” isimli bir makaleden bazı pasajları aktarmak faydalı olacaktır. Rahmetli Erol Güngör bu yazısını, Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun “Kilit” ve “Anahtar” isimli eserleri vesilesiyle yazmış olsa da, aynı hükümler, “Konak” ve “Çatı” da dahil, yazarın diğer tarihî romanları için de geçerlidir. İşte Erol Güngör’ün tesbitlerinden bazıları: **“Tarihî roman yazmak, hele tarihteki büyük adamların hayat macerasını roman hâline getirmek çok çetin bir iştir. Romancı böyle bir teşebbüse giriştiği zaman, yüksek bir ipin etrafında denge kurarak yürümeye çalışan bir canbaza benzer. Bir tarafta işlediği konunun tarihî realitesi, öbür tarafta kendisinin bir yığın malzemeden seçerek inşâ edeceği yeni bir realite vardır. Bu taraflardan birine fazla eğilmek, romancıyı çürük bir sakızı yeniden geveleme basitliğine düşürür, öbür tarafa ağırlık verdiği zaman da, yazdığı şey tarih olmaktan çıkar. Tolstoy “Harp ve Sulh”u yazarken, yarattığı şahsiyetlerin yanı sıra harp vakıasının teknik yönlerini de vermeye çalışmış, fakat başarılı olamamıştı. Son günlerde onun ve Dostoyevski’nin edebiyat geleneğini devam ettiren Soljenitsin, “Ağustos 1914” adlı romanıyla harbin strateji ve
Kemal Tahir