Elektronik teknolojisi diplomamı cebime koyduğumda, dünyayı değiştirecek devreler tasarlayacağımı, masabaşında mühendislik yapacağımı sanıyordum. Ama kendimi, bana sadece getir-götür işleri yaptıran, tak-çıkar rutinleriyle ömür törpüleyen o küçük, basık elektronik atölyesinde buldum. İlk günler dükkandaki o havaya aldanmıştım. Herkes gülüyor, çay içiyor, birbirinin hatırını soruyordu. Dışarıdan baksan huzurlu, birbirine bağlı bir aile işletmesi... Ama tezgâhların altına gizlenmiş sinsi bir çark vardı orada. Kimse bana işi öğretmek istemiyordu. Bir gün Remzi’nin yanına yaklaşıp işin detayını sorduğumda, yüzüme o çok övündüğü "dürüst, dobra" maskesiyle gülümseyip lafı geçiştirdi. Sonra arkamı döndüğümde, Begüm’le göz göze gelip fısıldaştıklarını gördüm. Orada anladım; yeni gelene bir şey öğretmek, kendi yerlerinin doldurulabilir olduğunu patrona kanıtlamaktı. Bu yüzden onlar için en güvenli liman, benim arkamdan "Kafası basmıyor, çok yavaş, işi bilmiyor" algısını ilmek ilmek işlemekti. Herkes bir roldeydi. Remzi dürüstlük satıp arkadan kuyu kazar; Begüm menfaati için herkesi satmaya hazır, elit kesime özenip kasım kasım kasılırdı. Emre ise özünde iyi çocuktu ama çevresinin müptelasıydı; dikkat çekmek için gelirinden fazla harcar, özentilik yapardı. Oysa ben şunu biliyordum: Bir erkeği karizmatik kılan üzerindeki etiket değil; başarısı, çabası ve yarattığı maddi güçtür. Baki ise tüm bu tiplerin arasında rengini belli etmeyen, nabza göre şerbet veren bir gölge gibiydi. İşte bu maskeli tiyatronun ortasında, bir aydır boş duran o tezgâha bir gün biri oturdu: Avrupalı Abla. Girişi bile olaydı. Atölyedekiler arkasından "Çok kibirli, çok soğuk, kimseyle muhatap olmuyor" diye fısıldaşırdı. Gerçekten de içeri girdi, kimsenin yüzüne bakmadan köşesine geçti ve o sesi başlattı.
7 YAZAR VE ŞAİR KAŞ'TA OKUYUCULARI İÇİN KİTAP İMZALAYACAK... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 26-27-28 Haziran 2026 tarihleri arasında yapılacak olan ''27.Uluslararası Likya Kaş Kültür ve Sanat Festivali''nde 7 yazar ve şair okuyucuları için kitap imzalayacaktır, 26 Haziran 2026 Cuma günü 16.00-21.00 saatleri arasında ''Cumhuriyet Meydanı Kaş-Antalya'' adresindeki ''Okur Yazar Buluşmaları'' çerçevesinde Şahsene Camız-Özay Sağlam-Baran Türemiş-Ayhan Gültaş-Zekiye Yüksel-Ebru Oğuzhan Yeter ve Birol Ganioğlu okuyucuları için kitap imzalayacak ve söyleşide bulunacaklardır.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kitaplar, kütüphane, kalabalık ve yalnızlık
Dün hem güzel hem de biraz değişik bir kitaba başladım ve çoook uzun aradan sonra ilk kez bir kitabı okurken sabahladım: Akşamımı, uyku saatimi tamamen onunla değerlendirdim. Bunu lise de çok yapardım. İnsanların saçma Dünya sisteminde kafeste gibi hissederdim ve sanki onlar bana nasıl açacağımı ya da demirlliklerini vs. nasıl bükeceğimi öğretir gibiydi. O yüzden çoğu zaman yemekten, uykudan vs. ödün verirdim. Ve bu 16 saati bile bulabilirdi. Kitabı okurken bazen sesli düşünüp kahkaha attığım veya ağladığım için hastane gibi hissettiren kütüphaneleri sevmemiştim: Ortamı unutup bir kere kahkaha patlatmıştım. Sonrsdan ortak olduğum duyguya şükrederken fark edince kafamı deve kuşu misali gömmüştüm. Gülünce kafanı ya da bakışlarını illa kitaptan kaldırırsın ya, öyle olmuştu. -Ve çoğuna sırtımın dönük olması da şükür sebebimdi.- Bir an kaçmak isterken bir an da kütüphaneden en son çıkmayı istiyordum. Arkadaşlarım halime gülmüştü. Bir süre kitapla yüzümü koruma altına almıştım ve sonra kendime ben de güldüm. Bu tarz şeyler kütüphanede normal değil mi, burada bile bu normallik anormal karşılanıyor. Sınıfların, dışarının ve gün ortasının içinde ders çalışabilen ya da kitap okuyabilen biriydim. Biz sessizliği sınavda pek çoğaltamayacağımızın farkında olarak sesli ortamlarda bağışıklık kazanmıştık. Böylesine de çözümcüldüm. (: O ortamda biri gülseydi ilkte şaşırıp ben de gülerdim. Saçma sapan ya da kötü kötü bakmazdım. Sadece gezinmek ve kitap toplamak için güzeldi. Başka hiçbir albenileri yoktu. Ben mi gariptim onlar mı bilmem ama 1 denemeden sonra hep gitmeye hep bahane bulmuştum. Kasvetli ortam gibi geliyor ve ders çalışma alanı dahi öyle hissettirdi. O an normalde sevdiğim sessizliğin öyle hissettirişini de garipsedim çünkü oraya bayılacağımı düşünüyordum. O yüzden biraz
Duygu ve Düşünce
Günce bilmem kaç
Bugün psikolog günüydü ve ayıp olmasın diye esprime güldü Ama en azından güldürdüm öyle düşünelim :’) Ayrıca kendimle ilgili başla şeylerle yüzleştim biraz ama iyi geldi sonuçta. Sonrasında bugün 4 ve 5 yaşındaki yeğenlerim benim için kavga etti kim daha çok seviyor diye 🤣 Günün en eğlendiğim anıydı diyebilirim. İkisi de birbirini kıskanıyor :) Neyse sonrasında çok eğlendik 16 yaşındaki bir kız bana sen benimle yaşıt gibisin dedi. Bugün zıvanadan çıkma gününüzdü. Yengeme (gelecekteki) çok güzel bir bekarlığa veda yaptık. Çok eğlendik. Çok tatlı insanlarla tanıştık. Günün tek sevmediğim kısmı sabah 9 da duruşmamın olacak olması… Hiç dinlenmeden işe döneceğim. Lütfen acil biri kafama adli tatil fırlatsın. Neyse ileride acısını çıkaracağım. Bugün güzel bir gündü umarım abim ve yengem mutlu olurlar bir ömür boyu. Günce bitti 🤣
Okumak İsteyenlere Modern Klasikler ̇⋆✵⋆˚.⋆
İş Bankası Kültür Yayınlarının Modern Klasikler dizisi o kadar ilgimi çekiyor ve o kadar okumak istiyorum ki o kitapları 🦭 somut bir hedef şeklinde karşımızda durabilsin diye hepimiz için bu listeyi yapacağımm 🫶🏻 1. Sineklerin Tanrısı 2. Bilinmeyen Adanın Öyküsü (baskısı burada) 3. Otomatik Portakal 4. Casus 5. Korku Vadisi - Sherlock Holmes 6. Vahşetin Çağrısı 7. Aforizmalar 8. Kopyalanmış Adam (baskısı burada) 9. Dört Oyun 10. Beyaz Diş 11. Üç Örnek Öykü ve Bir Önsöz 12. Dörtlerin Yemini - Sherlock Holmes 13. A.B.D. 42. Enlem 14. Üç Büyük Usta 15. Kendileriyle Savaşanlar 16.
Nadir Şah Nadir Şah Afşar (22 Ekim 1688, Dergez - 19 Haziran 1747, Fethabad), Afşar İmparatorluğu'nun kurucusu ve ilk hükümdarı olan Türkmen şahtır. Azerbaycan ve İran tarihlerinin en güçlü hükümdarlarından biri kabul edilip, 1736'dan 1747'deki suikastına kadar Afşar İmparatoru ve İran şahı olarak hüküm sürmüştür. Batı Asya, Güney Kafkasya, Orta Asya ve Güney Asya'da birçok seferde savaşmıştır. Askeri dehası nedeniyle, bazı tarihçiler onu İran'ın Napolyonu veya İkinci İskender olarak tanımlamıştır.İran, Azerbaycan, Hindistan'ın kuzeyi ve Orta Asya'nın bir bölümünü içine alan büyük Afşar İmparatorluğunu kurdu. Afganlar, Osmanlılar ve Babür İmparatorluğu'na karşı zaferler kazandı. Nadir Şah, Asya'nın son büyük fatihiydi. Osmanlılar ve Babür İmparatorluğu arasında Afşarlar'ı yeniden saygın bir yere getirdiği için övülür. Kaynaklarda Nadir Şah'ın, teşkilatçı, cesur, zeki ve çok enerjik bir yapıya sahip olduğu belirtilmiştir. Farsça'yı çok iyi bildiği halde Türkçe'yi (Çağatayca) kullanmayı tercih etmiştir. Hatta Çağatayca Türkçesi ile yazılmış yarlığı mevcuttur. Hindistan'da Karnal Muharebesinden sonra Babürlüler hükümdarı Muhammed Şah'la, Nadir Afşar arasındaki görüşmede iki hükümdar Türkçe konuşmuşlardır. Nadir Şah, Safeviler'in aksine Şia'yı Caferilik ismi altında dört Sünni mezhebin yanında beşinci İslam mezhebi saymak istemiş ve bu amacı onun iç ve dış politikasının temelini oluşturmuştur. Nadir, Horasan'daki Abiverd hudut bölgesinde yaşayan Afşarlar'ın “Kırklu/Kıruklu” obasına mensuptur. Obasının kış için göçü sırasında Dasgird/Dergez köyüne ulaşıldığında doğdu. Babası İmam Kulu Beğ oğluna Nadir Kulu adı verdi. İmam Kulu Beğ hakkında kaynakların bazılarında deriden elbise dikicisi veya kürkçü olduğu, bazılarında da çoban olduğu söylenmiştir. Küçük yaşta babasını