S.F.I.O.'nun "Section Française de l'Internationale Socialiste" in kısaltması olduğunu hatırlıyorum. 190 Sim Copans'nın caz programlarını hatırlıyorum. 191 "Cow-boy"un "sığır çobanı” anlamına geldiğini öğrendiğimde ne kadar şaşırdığımı hatırlıyorum. 192 Bisikletçi Louis Caput'yü hatırlıyorum. 193 Robespierre'in, sonradan albaylığa terfi eden jandarma eri Merda tarafından çenesinin kırıldığını hatırlıyorum. 194 "C'est assez, dit la baleine, j'ai le dos fin, je me önbellek à l'eau" ve "Racine boit l'eau de la fontaine Molière"yi görebiliyorum.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Hayata Dair
Dinde var
193- Zamanın izafiliğinin anlatımı 194- Uzayın genişlediğinin anlatımı
Reklam
Zalime zulme karşı çıkmak
"Size ne oluyor da Allah yolunda ve, 'Ey Rabbimiz, bizi, halkı zulme sapmış şu ülkeden çıkar;katından bize bir dost gönder, katından bize bir yardımcı gönder! 'diye yakaran mazlum ve çaresiz erkekler, kadınlar, yavrular için savaşmıyorsunuz." Nisa 75 "Düşmanlık ve savaş yalnız ve yalnız zalimlere karşı olacaktır." Bakara 193
Sayfa 730·Kitabı okudu
Din
Al-i İmran 193: "Ey Rabbimiz! Gerçekten biz; 'Rabbinize inanın' diye çağıran bir davetçiyi işittik, hemen iman ettik. Ey Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve canımızı iyilerle beraber al." Âyet-i kerîmedeki, "Rabbinize iman edin." çağrısına kulak verip gönül açanlar tam bir teslimiyetle "iman ettik" demişlerdir. Bu çok mühim bir olaydır. Küfür, şirk ve tâğûtların hâkim olduğu bir çağ ve toplumda onları terk edip Allah'a kesin teslimiyetle iman etmek ve Resûlü ile beraber olmaya karar vermek, karanlıktan aydınlık çağa geçmek demektir. Çünkü cahiliye müşrikleri hem "Allah'a inanıyorum." diyorlar hem de put heykellerin önüne gidip sığınma, yaranma ve bağlılık tâzimleri gösteriyorlar, mahsullerinden/gelirlerinden yarısını onlar, yarısını da Allah için pay ediyorlar, işlerini de tâğûtla hallediyorlardı. Bu ve benzeri âyet-i kerîmeler aynı zamanda, Allah'a imanla teslim olanların yapacağı dua ve niyaz şekillerini öğretmektedir
Bakara Sûresi 2
لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّ۪نَۚ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّٓائِل۪ينَ وَفِي الرِّقَابِۚ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَۚ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُواۚ وَالصَّابِر۪ينَ فِي الْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَح۪ينَ الْبَأْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. Asıl iyilik, o(kimsenin iyiliği)dir ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere inandı; sevdiği malını yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilencilere ve boyunduruk altında bulunan(köle ve esir)lere verdi; namazı kıldı, zekatı verdi. Andlaşma yaptıkları zaman andlaşmalarını yerine getirenler; sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabredenler, işte doğru olanlar onlardır, (Allah’ın azabından) korunanlar da onlardır. Bakara 177 يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَۙ Ey inananlar, sizden öncekilere yazıldığı gibi (günahlardan) korunmanız için sizin üzerinize de oruç yazıldı; 183 اَيَّاماً مَعْدُودَاتٍۜ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَر۪يضاً اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَۜ وَعَلَى الَّذ۪ينَ يُط۪يقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْك۪ينٍۜ فَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْراً فَهُوَ خَيْرٌ لَهُۜ وَاَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ Sayılı günler olarak. Sizden kim hasta veya seferde olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (tutar). Oruca (güç) dayananların fidye vermesi, bir yoksulu doyurması lazımdır. Bununla beraber gönül isteğiyle kim
Malina kitabından...
Sf. 193 "Pencerenin önü karanlık, pencereyi açamıyorum ve yüzümü cama yapıştırıyorum, dışarda hemen hiçbir şey görünmüyor. Koyu renkli birikintinin bir göl olabileceğini ağır ağır düşünebiliyorum, ve sarhoş adamların bugün üstünde bir koro parçası söylediklerini duyuyorum. Arkamdan babamın geldiğini biliyorum, beni öldüreceğine yemin etti; beni dışarı bakarken gafil avlamasın diye, hemen uzun ve ağır perdeyle pencerenin arasına giriyorum, ama bilmemem gerekeni biliyorum artık: gölün kıyısında öldürülmüş kız çocuklarının mezarlığı var."
Sayfa 422
Alıntı
Reklam
Reklam