“Gazetecilikten Yazarlığa: Haber Dilinin Yetmediği Yer”
Gazetecilikten yazarlığa, belgeselden nehir söyleşiye uzanan üretim serüvenini anlatan Hatice Aydoğdu, haber dilinin sınırlarını, medyanın dönüşümünü ve tanıklığın anlatıdaki yerini değerlendirdi. Aydoğdu, gazeteciliği bırakışını bir kopuş değil, farklı anlatım biçimlerine yönelen bir dönüşüm olarak tanımlarken; günümüz medyasında haber üretiminin karşı karşıya olduğu yapısal sorunlara ve gazeteciliğin değişen doğasına dikkat çekti. 1-Reuters, Anadolu Ajansı ve haftalık Yeni Gündem dergisi gibi kurumlarda uzun yıllar çalıştıktan sonra 2010’da kurumsal gazeteciliği bıraktınız. Bu karar sizce mesleki bir kopuş muydu, yoksa anlatım biçiminizi değiştirme ihtiyacı mıydı? Bir kopuş değil, farklı anlatı biçimlerine yönelmek diyebilirim. Bir dönüşüm… Gazetecilikle beraber diğer alanlarda da derdimi anlatmayı sürdürebilirdim ama olmadı. Örneğin kısa film ve belgesel çalışmalarına gazetecilik yaparken başlamıştım… Sonuçta yapmaya çalıştığım, gazetecilikten beslenerek farklı anlatım biçimlerine yönelmek oldu. Dil, bu anlatım biçimlerinin aracı, ister yazınsal olsun ister görsel olsun… 2-“Gazetecilik artık bildiğim yollardan yapılabilir olmaktan çıktı” sözünüz hâlâ alıntılanıyor. Bugün dönüp baktığınızda o cümlede daha çok medya düzenine mi, yoksa gazeteciliğin diline mi itiraz vardı? Medya düzenini ve gazeteciliğin dilini birbirinden ayırmak zor. Medyanın sahiplik yapısı, ekonomik ve siyasi ilişkileri haberin diline de yansıyor. Türkiye’de özellikle 1980’lerden itibaren büyük sermayenin medya sektörüne girişi, holdingleşme, medya gruplarının el değiştirmesi gazeteciliğin yapılma biçimlerini de değiştirdi. Bazen çalıştığınız kurumun yapısından bağımsız olarak eğer muhabirseniz haber yapma koşullarınız bir anlamda elinizden alınıyor. Bir yandan haber kaynaklarına ulaşmak
Rize
“Rize" adının anlamı bilinmemek­ tedir. Yunan veya Kafkas dillerinden gelme bir kelime olduğu sanılmakta­ dır. Bugün Rize ilinin üzerinde bulun­ duğu topraklar, Anadolu’da ilk siyasi birliği gerçekleştiren Hititlerin impa­ ratorluk sınırları dışında kalmıştır. Urartular da buraya kadar uzanmışlar­ dır. Kimmerler, M.Ö. VII. yüzyılda Kaf­ kasya’dan buraya gelmişler, Iskitliler de egemenliklerini bu topraklara kadar uzatmışlardır. Şehir, M.O. VI. yüzyılda İran İmparatorluğu’nun (Pers) egemen­ liği altına geçti. Daha sonra sırasıyla İyonyalılar, Yunanlılar, İskender ve Part’ların egemenliğinde kaldı. M.Ö. I.yüzyılda Pontos ortodan kalkınca Ro­ma, bütün Anadolu gibi buraya da hâ­ kim oldu. Partların yerine geçen Sâsâniler ve onlara bağlı olan İran asıllı krallar, Roma egemenliğini itmek için, bütün güçleri ile çalıştılar. M.S. 395 yı­lında Romalılarin yerine geçen Bizans (Doğu Roma) İmparatorluğu çağında durum, aynı oldu. Müslüman Arapla­ rın VII. yüzyılda başlayan akınları, ül­ kede egemenlik kuramadı. Abbâsîler’e bağlı Türk kuvvetleri de bölgeyi ele ge­ çiremediler. Ancak 1071 yılında Malaz­ gird Zaferi’nden sonra, Selçuklu Oğuz Türkleri, bütün Anadolu gibi burasını da aldılar. Rize çevresi, Anadolu Selçuklula­ rına, yani Türkiye’ye bağlı Erzurum, Selçuklu krallığına kaldı, i. Haçlı Se- feri’nden yararlanan B iz a n s lIla r, bütün Karadeniz kıyıları gibi burasını da Türklerden geri aldılarsada, IV. Haçlı Seferi’nden sonra (1204) bölge, Bi­zans’tan ayrılarak, Trabzon Rum dev­ letine kaldı. Şehir, daha sonra sırasıyle Anadolu Selçuklu, ilhanlı, Timur, Ak­koyunlu vb. Türk devletlerinin baskı­ sına karşın hayatını sürdürdü. Bölge, Trabzon ile birlikte Fatih Sultan Meh­ med tarafından 1461 yılında alınarak, Osmanlı ülkesine katıldı. Osmanlı dö­neminde, Çıldır eyaletine,
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yaklaşık 12 yılda oluşturduğum ve nihayet tamamladığım Jules Verne kitaplığım. İthaki Yayınları tarafından 2001 yılında Doktor Ox’un DeneyiDoktor Ox’un Deneyi ile başlayan serinin bugün basımı ne yazık ki yoktur. Yayınevi yeni bir baskı biçimiyle seriyi basmaya tekrar başlamıştır ancak benim gibi hem okur hem de koleksiyoncu iseniz o tadı alamazsınız... Liste aşağıdadır. Not: Sitede baskı bilgisi olmayan bazı basımlar olduğundan listeyi yarıda bırakıyorum şimdilik... 1. Doktor Ox’un DeneyiDoktor Ox’un Deneyi 2. Madenin EsrarıMadenin Esrarı 3. Dünyadan AyaDünyadan Aya 4. Karpatlar ŞatosuKarpatlar Şatosu 5. Ay'ın Çevresinde SeyahatAy'ın Çevresinde Seyahat 6. Dünyanın Merkezine SeyahatDünyanın Merkezine Seyahat 7. Kaptan Grant'ın Çocukları - 1. CiltKaptan Grant'ın Çocukları - 1. Cilt 8. Dünyanın Ucundaki FenerDünyanın Ucundaki Fener 9. Kaptan Grant'in Çocukları - 2. CiltKaptan Grant'in Çocukları - 2. Cilt 10. Altın VolkanıAltın Volkanı 11. Wilhelm Storitz'in SırrıWilhelm Storitz'in Sırrı 12. Kaptan Grant'in Çocukları 3. CiltKaptan Grant'in Çocukları 3. Cilt 13. Balonla Beş HaftaBalonla Beş Hafta 14. Zacharius Usta ve Olağanüstü ÖykülerZacharius Usta ve Olağanüstü Öyküler 15. İnatçı Keraban 1. Ciltİnatçı Keraban 1. Cilt 16. İnatçı Keraban 2. Ciltİnatçı Keraban 2. Cilt 17. Denizler Altında Yirmi Bin Fersah 1. CiltDenizler Altında Yirmi Bin Fersah 1. Cilt 18. Ne Altı Var Ne ÜstüNe Altı Var Ne Üstü 19. Denizler Altında Yirmi Bin Fersah 2. CiltDenizler Altında Yirmi Bin Fersah 2. Cilt 20. Mişel StrogofMişel Strogof 21. Fatih RoburFatih Robur 22. Dünyanın HakimiDünyanın Hakimi 23. Edom, Frrit-Flakk, HumbugEdom, Frrit-Flakk, Humbug
1000Kitap
Nasl anlatsm size bu yaşanlnları diye düşünmktn alamdm kendimi..
🍷 ᴋᴀʀɴɪᴍᴅᴀᴋɪ̇ ᴠɪ̇sᴋɪ̇ şɪ̇şᴇsɪ̇ 🍷 Öznur, Cihan ve Görkem.. Öznur çok vicdanlı, merhametli, sevmeyi, değer vermeyi bilen ve onada aynı şekilde davranılmayı hak eden bir kız.. Cihan, Öznur'un evi, dağı, kanatları.. İkiside küçüklükten birlikte büyümüşler.. Öznur'u çok seviyor, (kardeş, arkadaş gibi).. Görkem ; ahhh Görkem.. Öznur'un ilk aşkı, sevgilisi, sevdiği, kocası.. dahası mı? Onu söylemeyeceğim.. Kitabı okuyunca öğrenmenizi isterim. Öznur, annesi ve kız kardeşi (Bade) ile birlikte yaşıyor, babasını kaydetmiş bir kız.. Babasınıda çok seviyordu bence, çok bahsetmemiş ama öyle hissettiriyor.. Anneside, çok severmiş babasını ama.. Ölünce, kendini alkol ve gece hayatına vurmuş bir kadın.. Kızlarıbı bile eve gelmediği zamanlarda merak etmek, haber etmek gibi bir durumu söz konusu değil... Öznur bir cafede çalışıyor, orada herkes sevip, sayıyor, düşünüyor, önemsiyor.. Hergün işe metroyla gelip, eve metro ile dönüyor.. Birgün bindiği metroda aşık oluyor Görkem'e.. ❤ Görkem'in de gece hayatı, alkol, fazlasıyla kız muhabbeti.."var" Birde uzun boylu, vücut yapmış biri.. Annesinden dolayı hiç sevmiyor, gece hayatı, alkolü.. Hızlı yaşantıyı Öznur.
2. Cumhurbaşkanımız, İstiklal harbimizin Batı Cephesi kumandanı, Tüm baskı ve zorlamalara rağmen, ülkemizi 2. dünya savaşının dışında tutmayı başararak zaten savaş yorgunu olan yoksul ve bitkin halkımızı çok bir büyük felaketten koruyan büyük siyasi deha İsmet İNÖNÜ’yü; 1950 Sonrasında türlü siyasi manevralar ve üretilen algı söylemleri ile halkın önemli bir kesiminin gözünde olmadık bir yere getirmeyi başarmışlardır. Bu betondan sağlam çelikleşmiş algılar, 70 sene boyunca etkinliğini hiç kaybetmeden ayakta durmayı başarmıştır. Ve muhtemelen de kıyamete kadar da bu topraklarda ciddi taraftar bulmaya devam edecektir. Bu algı, yalan, kara propaganda, çarpıtma, iftira projesini bu kadar başarı ile yürütüp böylesi bir tabloyu ortaya çıkarmayı başaran yani böyle bir adamı öyle bir şekilde gösterebilen ve bunu kalıcı kılan siyasi iradeyi tüm bileşenleri ile birlikte tebrik etmek lazımdır. Tabi bu yoldaki en büyük emektarlardan olan, itibarı ve halk üzerindeki etki gücü ile sürece en önemli katkıyı veren üstad Necip Fazıl KISAKÜREK’i de anmamak büyük haksızlık olur. Paşayı rahmetle anıyorum.
Konumuz Genç Yazarlar Bölüm 2
Bugünün konusu Türkiye'de yayıncılık sektörü. Türkiye'deki yayıncılık sektörü ne kadar gelişse de hâlâ birçok eksiği var. Bunları madde madde özetlemeye çalışacağım. 1) Kitabın tanıtımının az yapılması veya yapılmaması Bu konudan şikayetçi olan yazarları gördüm. Bunlardan biri de Işıl LimaeIşıl Limae Kitapların basılıp, sonrasında hiçbir destek görmemesi yayınevlerinin yaptığı bir hata. Yazar ne kadar kitabı tanıtmaya çalışsa da bunun için belli bir bütçe lazım. Bu bütçeyi de yayınevinin sağlaması gerekiyor ama bazı yayınevleri kitabı basıp kitaptan alacağı parayı aldıktan sonra bir anda ortadan yok oluyor. Bu yüzden kitabın tanıtımını sadece yazar üstlenmek zorunda kalıyor. 2) Kitapların baskı kalitesi Şu an Türkiye'deki kitapların baskısı yurtdışında olanlardan çok daha farklı. Bunun sebebi kitapların baskısı iyileştikçe kitabın satış fiyatı artması olsa da bazı kitapların sayfaları çevirdiğin an yırtılacak gibi. En azından baskı kalitesini biraz daha iyi yapsalarda kitaba bir şey olacak diye bir korkuya düşmesek. 3) Popüler olmayan yazarların geri plana atılması Popüler olmayan kaliteli bir eserin yayınevinde geri plana atılıp, popüler olan bir yazarın kitabını bastırıp parasını almak yeni yazarların önünü tıkıyor. Örneğin bazı yayınevlerinde popüler olan bir yazarın yeni bir kitabı hemen basılırken çevirisi yapılacak bir kitabın hep geri plana atılması biz okurlara da saygısızlık. Tamam o kitap popüler olduğu için parasını düşünüyor olabilirsiniz ama en azından çevirisi yapılacak kitabı duyurduğunuz zamana yetiştirmeye çalışın. Sadece popüler olana pr yapıp diğerlerini geri plana atmayın. 4) Kitap fiyatları Tamam kağıdın fiyatı artmış olabilir ama bazı yayınevleri bir kitabı 400 bandında satarken bazı yayınevlerinin 700 bandında satması garip duruyor. Bu baskı farklılığı