​"İçimizdeki şeytan pekala bizim kendi iradesizliğimiz, kendi tembelliğimiz ve korkaklığımızdı." (Sayfa 218)
وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ مَا زَكَى مِنْكُمْ مِنْ أَحَدٍ أَبَدًا "Eğer üstünüzde Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı içinizden hiçbir kimse asla temize çıkamazdı.217 Ashab, insanların en üstünü oldukları hâlde Allah Resulü (sav) onlara: "Hiçbirinizi kendi ameli cennete koyacak değildir." buyurdu. Sahabe: "Seni de mi ya Resulallah?" diye sordu. Bunun üzerine Allah Resulü şöyle buyurdu: "Beni de! Ancak şu var ki Allah'ın beni mağfiret ve rahmetine gark etmesiyle (cennete girerim).218 Ashab, amellerinin temizliği ve kalplerinin saflığına rağmen Allah Resulü'nün (sav) vefatından sonra toprak, saman ve kuş olmayı temenni ederlerdi. Durum böyle iken basiret sahibi bir insan nasıl olur da ameliyle ucba kapılır da onunla nazlanır ve kendi nefsinden korkmaz?
173-174 217 Nur suresi, 24:21.·Kitabı okudu
Reklam
…Sizden kim, dininden döner de kafir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da ahirette de boşa gider. Onlar Cehennemliktirler ve orada devamlı kalırlar. İman edenler ve hicret edip Allah yolunda cihad edenler var ya, işte bunlar, Allah'ın rahmetini uman kişilerdir. Allah, Gafur ve Rahim'dir. (Bakara 217-218)
Sayfa 246 - Ensar vakfı yayınları (kitap)
1K
Bakara Sûresi 2
لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّ۪نَۚ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّٓائِل۪ينَ وَفِي الرِّقَابِۚ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَۚ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُواۚ وَالصَّابِر۪ينَ فِي الْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَح۪ينَ الْبَأْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. Asıl iyilik, o(kimsenin iyiliği)dir ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere inandı; sevdiği malını yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilencilere ve boyunduruk altında bulunan(köle ve esir)lere verdi; namazı kıldı, zekatı verdi. Andlaşma yaptıkları zaman andlaşmalarını yerine getirenler; sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabredenler, işte doğru olanlar onlardır, (Allah’ın azabından) korunanlar da onlardır. Bakara 177 يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَۙ Ey inananlar, sizden öncekilere yazıldığı gibi (günahlardan) korunmanız için sizin üzerinize de oruç yazıldı; 183 اَيَّاماً مَعْدُودَاتٍۜ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَر۪يضاً اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَۜ وَعَلَى الَّذ۪ينَ يُط۪يقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْك۪ينٍۜ فَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْراً فَهُوَ خَيْرٌ لَهُۜ وَاَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ Sayılı günler olarak. Sizden kim hasta veya seferde olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (tutar). Oruca (güç) dayananların fidye vermesi, bir yoksulu doyurması lazımdır. Bununla beraber gönül isteğiyle kim
Karlofça, ilk Osmanlı toprak kayıbını çerçeveleyen, Türkiye'nin aşk ve ahlâk sûkutunu uzaktan hikâye eden, Türkiye'yi zaman ve mekân dışına doğru iten ve artık her şeyi Moskof'a devredici şartları getiren, 218 yıl sonraki (Sevr) muahedesi hâlinde tecelli edici bir idam hükmüdür.
Tarih
Şükür secdesi hk.
Ebû Bekir (r.a) şöyle demiştir: "Peygamber (s.a.v) kendisine sevinç verici bir haber veya bir müjde gelince, Allah'a şükretmek üzere secdeye kapanırdı." (217) Şükür secdesinin açıkça yapılması müstehabdır. Ancak belâya uğrayan kimseyi gören kişinin, kendisi de öyle bir belâya uğramadığı için yapacağı şükür secdesini gizli yapması sünnettir. Ki belâya maruz kalan kişi görüp de üzülmesin. Şükür secdesinin rükün ve şartları, yani yapılışı aynen tilâvet secdesi gibidir. Yalnız niyet değişir. Bir de secdedeki normal tesbihten sonra şu duâyı okumak sünnettir: اللهم اكتب لي بها عندك أجراً وضع عني بها وزرا واجعلها لي عندك. كمَا تَقَبَّلْتَهَا مِنْ عَبْدِكَ دَاوُدَ عَلَيْهِ السَّلَامُ ذخراً، وتقبلها مني . "Allah'üm- mektub lî bihâ indeke ecran ve da' annî bihā vizran, vec'alha li indeke zühran, ve tekabbelhå minnî kemâ tekabbelteha min abdike Dâvûd aleyhisselâm." (218)
Din
Reklam
Reklam