Okumak İsteyenlere Modern Klasikler ̇⋆✵⋆˚.⋆
İş Bankası Kültür Yayınlarının Modern Klasikler dizisi o kadar ilgimi çekiyor ve o kadar okumak istiyorum ki o kitapları 🦭 somut bir hedef şeklinde karşımızda durabilsin diye hepimiz için bu listeyi yapacağımm 🫶🏻 1. Sineklerin Tanrısı 2. Bilinmeyen Adanın Öyküsü (baskısı burada) 3. Otomatik Portakal 4. Casus 5. Korku Vadisi - Sherlock Holmes 6. Vahşetin Çağrısı 7. Aforizmalar 8. Kopyalanmış Adam (baskısı burada) 9. Dört Oyun 10. Beyaz Diş 11. Üç Örnek Öykü ve Bir Önsöz 12. Dörtlerin Yemini - Sherlock Holmes 13. A.B.D. 42. Enlem 14. Üç Büyük Usta 15. Kendileriyle Savaşanlar 16.
İlk ders ilk hayaller Zamanı bükerek avuçlarımda sessizce, Her gece o meçhul eşiğin nöbetini tuttum Sandığımda sararan hiç yazılmamış mektuplar Duvarımda yüzünü göstermeyen o tozlu ayna, Ayla Kaya-Muhtemel Aşk Kul Nefsani dedem zamanı düşünüyordu sessizce zaman belini bükmüş her gece astım nöbeti dedemi sürekli nöbete kalkan bir asker haline getirmiş saat 3-5 nöbetleri onu uykusuz bırakıyordu ninem fatmadan sonra evde bir ben birde dedem yalnız kalmıştık hatırlıyorumda çocuk yaşta benimde pek çok yaramazlıklarım olmuştu her çocuk gibi gönlüm haylazlık ve yaramazlıktan kurtulamıyordu kedilerin kuyruğuna taş bağlar evdeki hizmetçilerin yüzüne su tabancamla üzerlerini ıpıslak ederdim mutlaka hatta zavallı ninemi az korkutmamıştım mantar tabancası o kahraman ve şeçaat sahibi ninem az terlik ile az kovalamamıştı beni yollar karla dolarken ben ilk tayin yerim olan Mardin Ömerlinin bir köy okuluna doğru gidiyordum yalnız her zorluktan sonra bir kolaylık vardır derdi nefsani dedem Nefsani dedem Mardinde bir bağ satın almış Ali oğlum dedi bu bahçeyi sana emanet edeceğim ancak şunu unutma emanete hassasiyet göstermezsen gökyüzünde fesat çıkar tohum bozulur bunu unutma dedi ve abdest almaya alıştır kendini abdest alırken suyu israf etme diye öğütlüyordu ben ise Duvarımda yüzümü göstermeyen o tozlu aynanın ardından suyu nasıl kapatırım nasıl kısarım onu düşünüyordum Masada kuruyan kırmızı gül yaprağı Ve masamda rengini unutmuş kurumuş bir gül yaprağı...Hepsi senin o gelmeyecek ayak seslerinin şahidi. Ayla Kaya-Muhtemel Aşk Fatma Ninem dayım Mustafanın resmini hiç bir zaman masasından kaldırmazdı Mustafa dedem anne ve babam trafik kazası geçirdikten sonra bana ilim öğretti ben ise sürekli kaçıp kaçıp bahçeden gül koparmanın peşindeydim amcazadem ise ilahi takdire tam bir
Duygu ve Düşünce
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
عِشْرُونَ وَصِيَّةً نَبَوِيَّةً ​YİRMİ NEBEVÎ ÖĞÜT ​🌟 اِتَّقِ الْمَحَارِمَ، تَكُنْ أَعْبَدَ النَّاسِ ​Haramlardan sakın ki insanların en çok ibadet edeni olasın. Kaynak: Tirmizî, Zühd, 2; İbn Mâce, Zühd, 24 (Ebû Hureyre'den). ​🌟 اِرْضَ بِمَا قَسَمَ اللهُ لَكَ، تَكُنْ أَغْنَى النَّاسِ ​Allah'ın senin için böldüğüne (sana verdiğine) razı ol ki insanların en zengini olasın. Kaynak: Tirmizî, Zühd, 2; İbn Mâce, Zühd, 24 (Ebû Hureyre'den). ​🌟 أَحْسِنْ إِلَى جَارِكَ، تَكُنْ مُؤْمِنًا ​Komşuna iyilik et ki (kâmil bir) mümin olasın. Kaynak: Tirmizî, Zühd, 2; İbn Mâce, Zühd, 24 (Ebû Hureyre'den). ​🌟 أَحِبَّ لِلنَّاسِ مَا تُحِبُّ لِنَفْسِكَ، تَكُنْ مُسْلِمًا ​Kendin için istediğini insanlar için de iste ki (gerçek bir) müslüman olasın. Kaynak: Tirmizî, Zühd, 2; İbn Mâce, Zühd, 24 (Ebû Hureyre'den). ​🌟 إِيَّاكَ وَكَثْرَةَ الضَّحِكِ، فَإِنَّ كَثْرَةَ الضَّحِكِ تُمِيتُ الْقَلْبَ ​Çok gülmekten sakın! Çünkü çok gülmek kalbi öldürür. Kaynak: Tirmizî, Zühd, 2; İbn Mâce, Zühd, 24 (Ebû Hureyre'den). ​🌟 دَعْ مَا يَرِيبُكَ إِلَى مَا لَا يَرِيبُكَ ​Sana şüphe vereni bırak, şüphe vermeyene bak (şüpheli şeylerden uzak dur). Kaynak: Tirmizî, Kıyamet, 60; Nesâî, Eşribe, 50 (Hz. Hasan'dan - İmam Nevevî Kırk Hadis No: 11). ​🌟 اِتَّقِ اللهَ حَيْثُمَا كُنْتَ ​Nerede olursan ol, Allah'tan kork (O'na karşı gelmekten sakın). Kaynak: Tirmizî, Birr, 55; Müsned, 5/153 (Muâz bin Cebel'den - İmam Nevevî Kırk Hadis No: 18). 
SABAHATTİN ALİ'DEN "KAĞNI"
Hikâye, “Bir tarla meselesi yüzünden Savrukların Hüseyin, Ark başında Sarı Mehmet’i vurdu” cümlesiyle başlar; yâni tam bir gazeteci üslûbu… Hüseyin’in babası Mevlüt Ağa’dır, Sarı Mehmet’in ise bir tek anası vardır. Mevlüt Ağa’nın yakınları bu ihtiyar kadını “dâvacı” olmaması, olayı “candarma”ya iletmemesi ve oğlunu eceliyle ölmüş gibi gömmesi için baskı altına alıp, iknâ ederler. Çünkü onu “bundan sonra Mevlüt Ağa” kollayacaktır. Hâdise kapatılır, eceliyle ölmüş gibi sükûnetle ölü yıkanır ve gömülür. Bunun karşılığında Mevlüt Ağa, Sarı Mehmet’in anasına iki tane sütlü keçi ile bir torba un ve bir kesekâğıdı şeker yollar. Savrukların Hüseyin’le kavgalı olan ve kasabada pabuççuluk yapan Garip Mehmet, köylülerden duyduğu cinayet işini hemen hükümete bildirir ve bir ay kadar sonra köye vilayetten iki süvari candarma gelir. İkindi üstü candarmalar mezarlığa gidip köylülerle birlikte Mehmet’in ölüsünü çıkartırlar. Ancak aradan bir ay geçtiği için ölü şiddetle kokmaktadır, herkes beş-on adım geri çekilir. Mehmet’in anasını çağırarak: “Koş bakalım kağnıyı! Oğlunu kasabaya götüreceksin… Doktor muayene edecek!” derler. Kadın kağnısını koşar, oğlunun kurtlanmış ölüsünü parça parça olmuş bir yorgana sarıp, gece olduktan sonra yalnız başına yola koyulur. Kağnıdan yayılan koku ile sersemleyen, sendeleye sendeleye yürüyen altmışlık kadın, bazen birdenbire hızlanan öküzlere yetişmeye çabalarken, ağlamaktan daralan göğsü nefes alamamaya başlar ve düşer. “Yüzü yolun beyaz ve kül gibi ince tozlarına gömülür.” Kağnı ise, “taşlara çarptıkça, üzerinde bağlı ölüyü iki tarafa fırlatarak ve yükselip alçalan uzun, yanık gıcırtılar çıkartarak ve ay ışığının altında ve gecenin sessizliği içinde arkasında hafif bir toz bulutu bırakarak ağır ağır” ilerler. (Sabahattin Ali,
Sabhattin Ali
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu: “Cennetin anahtarları, Allah’tan başka ilâh bulunmadığını kesin bir dille söylemektir.” (İbn Hanbel, Müsned, 5/242)
MENKIBE AÇLIK VE TOKLUK ARASI Yahyâ bin Eksem Hazretleri, Hanefî fıkıh âlimlerinin büyüklerindendir. 775 (H. 159) senesinde Türkistan’ın Merv şehrinde doğdu. Bağdad ve Kûfe’de; İmâm-ı Muhammed Şeybânî, Abdullah bin Mübârek ve daha başka âlimlerin derslerini dinleyip icâzet aldı. Basra şehrine kadı (hâkim) tayin edildi. 856 (H. 242) senesinde hacdan dönerken, Medîne yakınlarındaki Rebeze’de vefât etti. Yahyâ bin Eksem Hazretleri, Halîfe Me’mûn’un çocuklarının terbiyesi ile görevlendirilmişti. Me’mûn zamanında mahkeme reisliği de yapıyordu. Bir gün kendisine birisi gelip şöyle sordu: — “Allahü Teâlâ kadımıza iyilikler versin. Yemek yemede ölçüm ne olsun, söyler misiniz?” Yahyâ bin Eksem Hazretleri buyurdu ki: — “Açlık ile tokluk arasında yiyeceksin.” Adam tekrar sordu: — “Amellerimi gizleme hususunda ne buyurursunuz?” — “Gücünün yettiği kadar gizle.” — “Gülmede ölçü ne olacak?” — “Yüzünde tebessüm ve açıklık olacak; fakat sesini yükseltmeyeceksin.” — “Ağlama hakkında ne dersiniz?” — “Allahü Teâlâ korkusundan ağladığını kimseye söyleme!”