Sloganlar ve Gerçekler: "Türklere Ölüm!"
Yunanlı Başpiskopos Germanos’un ilan ettiği gibi isyanın vatansever sloganı: ''Hristiyanlara huzur! Konsüllere saygı! Türklere ölüm''oldu. Tarihçi Thomas Gordon, 'Türklere ölüm' sloganının ardındaki bu derin hissiyatın ve isyanın boyutunu kitabında şöyle aktarmaktadır: '... Nisan ayında isyan yaygınlaşmıştı. Sanki bir yerden işaret almış gibi köylüler birden her tarafta ayaklandılar ve ellerine geçirdikleri tüm Türkleri çocuk, kadın, erkek ayırt etmeden katlettiler. Ağızdan ağza dolaşan "Mora’da hiç Türk kalmasın; hatta tüm dünyadan silinsinler" şarkısı, bir yok etme savaşının başlangıcını haber verdi. Dipnot: Morada'ki müslümanların sayısının 25.000 civarında olduğu sayılıyor. Ancak isyan başladıktan üç hafta sonra şehirlere kaçabilen bir iki kişi haricinde hiç Müslüman kalmamıştır.
History of the Greek Revolution, Edinburgh ve Londra 1832,s.149 Türklere ölüm sloganın ardındaki derin hissiyat·Kitabı okuyor
Alıntı
Biliyor musun," dedi Nataşa, "Sen İncil'i iyi bilirsin; orada Sonya'ya tam uyan bir bölüm var." Kontes Marya şaşkınlıkla, "Hangi bölüm?" diye sordu. "Olana verilecek, olmayandan alınacak;⁵ hatırlıyor musun? O, olmayan: Neden? Bilmiyorum; belki de bencil olmadığı için, bilmiyorum, ama ondan alınıyor, her şey alındı. Ona bazen dehşetle acıyorum; eskiden dehşetle Nicolas’nın onunla evlenmesini isterdim; ama bunun olmayacağını da hep sezmiştim. O, meyve vermeyen bir ağaç, hani bazı çilek ağaçları olur ya. Bazen ona acıyorum, bazen de onun bunu, aynı durumda olsak bizim hissedeceğimiz gibi hissetmediğini düşünüyorum." Dipnot ⁵ Matta 25:29, Çünkü kimde varsa, ona daha çok verilecek ve o bolluk içinde olacak. Ama kimde yoksa kendisinde olan da elinden alınacak. (ç.n.)
Sayfa 790 - Savaş ve Barış 2·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
‎Resûl der ki: “Rabbim! Şüphesiz ki benim kavmim, bu Kur’ân’ı terk edilmiş olarak bıraktı.” ‎(25/Furkân, 30) Dipnot: Kıyamet Günü Allah Resûlü’nün (sav) şikâyet ederek davacı olacağı insanlar; Kur’ân’ı mehcur, terk edilmiş bir hâlde bırakıp onu harabeye çevirmiş olan insanlardır. Kur’ân’ı terk; ona iman etmeyi, onunla amel etmeyi, onu kanun yapıp onunla hükmetmeyi, onu insanlara anlatıp onunla cihad etmeyi, onu okumayı ve onun ayetleri üzerinde düşünüp onda hidayet aramayı terk etmek gibi Kur’ân’a karşı sorumlu olduğumuz her alanı kapsar. Her kişi ona karşı sorumluluğunu terk ettiği oranda onu mehcur bırakacak ve Resûlullah’ın (sav) davalısı olacaktır.
Din
25. Dipnot
Aristoteles, eşitsizliği eşitlik gibi göstermenin yolunu, tektanrıcı dinden önce iki farklı eşitlik anlayışından söz ederek bulacaktır: Bunlardan biri sayısal eşitlik, ötekisi oranlı eşitliktir. Sayısal eşitlik alanlarında herkese eşit hak tanınmalıdır. Oranlı dediği eşitlik ise, bazı alanlarda yurttaşlara hak ettiğine, yani erdemine eşit [yani eşitsiz] ödül verilmesidir; ki gerçek eşitlik Aristoteles'e göre budur.
Bizi Ancak bir Tanrı Kurtarabilir
Rilke 1925'te kaleme aldığı bir mektubunda Duino Ağıtları'ndaki melekleri şöyle tanımlar: ". . .görünür olanın görünmez olana dönüştüğü varlık... Ağıtların meleği, görünmez olanda daha yüksek bir gerçeklik mertebesini kabul ve teslim eden varlıktır.²⁵ Rilke'nin görünür ve görünmez varlık mertebeleri arasında kurduğu bu irtibat, İslam düşünce geleneğine aşina olanlara tanıdık gelecektir. Zira burada görünür olan şehadet âlemine, görünmez olan ise gayb âlemine tekabül eder. Şehadet âlemi gördüğümüz, deneyimlediğimiz ve şahitlik ettiğimiz dünyadır. Gayb âlemi ise ancak başka ve daha yüksek bir idrak ve kavrayış setiyle anlayabileceğimiz ve "görebileceğimiz" (akılla donanmış kalp gözü burada devreye girer) dünyadır. Gayb âlemi ilkeyi, şehadet âlemi ilkenin zuhurunu yani zamana ve mekâna inişini ifade eder. Varlık'ın nesneleri var etmesi ve anlamlandırması gibi, görünmez olan gayb âlemi de görünen şehadet âlemine varlık ve anlam kazandırır. Rilke, görünenlerin ötesindeki ilke ve arketipler dünyasına geri döndüğümüz zaman şehadet âleminin anlamlı bir yer hâline geleceğini söyler.²⁶ ------------------------ 25. Rilke, 13 Kasım 1925, Briefe aus Muzot, s. 337; nakleden: Martin Heidegger, "Why Poets?", Off the Beaten Track, çev. Julian Young ve Kenneth Haynes (Cambridge: Cambridge University Press, 2002), s. 234. 26. Rilke üzerine söyleyecek çok şey var ama yeri burası değil. İki kısa not düşmek istiyorum. BİRİNCİSİ Rilke Duino Ağıtları'ndaki meleklerin Hristiyanlığın değil, İslam'ın melekleri olduğunu söyler. Bu dikkat çekici ifadenin arkasında Rilke'nin maneviyat arayışı sürecinde İslam düşüncesiyle kurduğu temas vardır. Bu konuyu Öze Yolculuk (İstanbul: İnsan Yayınları, 2023, s. 29-47) kitabımda bir miktar açmaya çalıştım. Rilke ve İslam meselesinde kapsamlı
Sayfa 93 - İnsan Yayınları - birinci baskı Eylül 2025·Kitabı okudu
Felsefe
Donmuş pipisi çalınan Buz adam Ötzi.
1991 Eylül'ünde önemli bir arkeolajik olay gerçekleşti. İtalya-Avusturya sını­rında Innsbruck yakınlarında, buzlar arasında donup kalmış bir insanla karşılaşıldı. Buraya kış sporlan için gelip dondugu sanılan kimsenin, derisinin ve dişlerinin rengi (renklerinin yakın tarihte donmuşlarınkin­den farklılıgı) kimligini ele verecekti. Üç beş gün önce degil, üç beş binyıl önce öldügü sonra anlaşılacaktı. Innsbruck Prehistorya Enstitüsü'ne alınmasından sonra, uluslarası çapta bilimsel araştırma ekibi oluşturuldu. Ekip, ilk elde onun...(IÖ 2300 dolaylarında) ölmüş oldugunu ortaya çıkardı. Bulunuşundan ancak on yıl geçtikten sonra ise, sol omuzuncia bulunan ok ucu, donmadan önce vuroldugunu ortaya koyu­yordu...Buluntu (önceleri 25-35 arası sanılırken) 40-45 yaşlarında bir erkekti. Giysileri­ ne ve donanımına bakılırsa, köyün sürüsünü otlatmak üzere Alpler'e çıkmış bir çobandı...Deri parçalarından dikilmiş bir giysisi vardı. Öyle ki dikişteki özensizlik, uzmanlara onu kendisinin dikmiş olabilecegini düşündürdü. Bu giysisinin üzerinde...liflerinden dokunmuş bir pelerin (kepenek) vardı. Ayagına göre oldukça büyük ayakkabılarönın içine de (sıcak tutsun diye) ot tıkıştırılmıştı... Kızıl saçlarının 9 santim uzunlukta oluşu, Neolitik'te saç kesme gö­reneginin varlıgını gösteriyordu. Ayrıca, bedeninin, giysilerinin altına rastlayacak yerlerinde dövmeler saptandı. Bunlar, omurgasının iki ya­nında iki koşut (ll) çizgi, sag dizinin arkasında artı ( +) imi, sag ayak bi­leginin kemiginin üzerinde üç koşut çizgi biçimindeydi. Böyle bir sap­tama, dövme göreneginin bilinen ilk örnegini iki bin beş yüzyıl öncesi­ne çekmişti. Dövmelerin bedenin görünür yerlerinde olmaması, gösteri, süslenme amaçlı olmadıklarının göstergesiydi. Tılsım, ergenlige geçme törenlerinde acıya dayanıklılık sınavı ya da
Sayfa 305 - İmge Kitabevi.