Gezegenimizin konumu: Dünya'mızın hayatın devamını sağlayan özelliklerinden biri de Güneş ile arasındaki mesafedir. Dünya, yaşam için en elverişli koşulların sağlanabileceği bir mevkide bulunmaktadır. Bu alan "merkez yıldızdan sağlanan ısının okyanusların hem donmayacağı hem de kaynayacak kadar ısınmayacağı, gezegenlere ait bir yüzey ısısı sağlaması" olarak tanımlanır. Eğer gezegenimiz Güneş'e çok az miktar dahi yakın olsaydı, hayatın devam edemeyeceği kadar çok sıcak olurdu. Eğer çok az miktar dahi uzak olsaydı, bu sefer de hayata imkan tanımayacak kadar soğuk olurdu. Jüpiter'in yerçekimi: Bir gaz devi olan Jüpiter'in Güneş sistemimizde bulunmamasının çok hayatı sonuç-ları olurdu. Jeolojik Bilimler Profesörü Peter Ward'ın görüşüne göre, "Jüpiter olmasaydı, Dünya'da, büyük ihtimalle, hayvan hayatından söz edemezdik. "258 Jüpiter, kozmik bir kalkan görevini üstleniyor; kuyruklu yıldızların ve diğer gök cisimlerinin gezegenimize çarpmasına mani oluyor, çünkü Jüpiter'in yerçekimi kuvveti, gök cisimlerini deyimi yerindeyse, 'emiyor'. Eğer bu dost canlısı gaz devi olmasaydı, ileri/gelişmiş yaşamın gelişimi mümkün olmayabilirdi. Jüpiter'in etkisini inceleyen NASA Sagan Akademi Üyesi Rebecca Martin, konu hakkında şunları ifade ediyor: "Çalışmamız gösteriyor ki şimdiye kadar gözlemlemiş olduğumuz gezegensel sistemlerin en küçük parçası dahi, doğru bir mevkide bulunan dev gezegenler sayesinde uygun bir büyüklükte bir asteroid kuşağı oluşturarak yakınlarından bulunan, içerisinde kara parçası bulunduran gezegenlere hayat barındırma imkanı sağlıyor... Çalışmamız, Güneş sistemimizin belki de [rastlantı yerine özel tasarlanmış bir sistem olduğuna işaret ediyor.
Sayfa 208·Kitabı okudu
255 Sharon Tate suikastını hatırlıyorum. 256 Sinema sektöründe McCarthyciliğe kurban giden ilk isimlerin yapımcılar Cyril Entfield, John Berry, Jules Dassin, Joseph Losey ve senarist Dalton Trumbo olduğunu hatırlıyorum. Uzun yıllar boyunca farklı mahlaslarla çalışmak zorunda kalan Dalton Trumbo dışında hepsi sürgün edilmişti. 257 Audie Murphy'nin II. Dünya Savaşı'nda en fazla madalyaya layık görülen Amerikan askeri olduğunu ve kendi kahramanlıklarını konu alan (vasat) bir filmde bizzat rol aldıktan sonra tümden aktörlüğe geçiş yaptığını hatırlıyorum. 258 James Stewart'ın, Moonlight serenade şarkısıyla meşhur olan caz müzisyeni Glenn Miller'ın hayatını konu alan bir filmde Miller'ı canlandırdığını hatırlıyorum.
Sayfa 62·Kitabı okudu
Hayata Dair
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hz. Musa’nın muhatap olduğu kurulu düzen ve statükocu yapının başında tanrısal hususiyetler yüklenmiş hatta kendisini “bizzat” tanrı olarak gören politik bir idareci vardı. Bu yönüyle Hz. Musa’nın tecrübesi Nemrud örneğinde olduğu gibi, öldüren ve dirilten tanrısallık kudretine öykünmüş idareci bağlamında Hz. İbrahim’in tecrübesine benzemektedir. Nitekim “Allah kendisine hükümdarlık verdiği için şımararak Rabbi hakkında İbrahim ile tartışan kişinin haline bir baksana! İbrahim ona: ‘Benim Rabbim hayatı veren ve hayatı alandır’ deyince o ‘Ben de yaşatır ve öldürürüm’ dedi. Bunun üzerine İbrahim: ‘İşte Allah güneşi doğudan doğduruyor, haydi sen de batıdan doğdur bakalım!’ der demez kâfir donakaldı. Zaten Allah zalimleri hidayet etmez, emellerine kavuşturmaz” (Bakara, 2/258) ayetinde olduğu gibi, firavunun da Hz. Musa karşısında halkına “Ben sizin en yüce rabbiniz değil miyim” (Nâzi’ât, 79/24) diye seslenişi bütünüyle benzeşmektedir. Ancak örneğin İslam’ın zuhuru döneminde Hz. Muhammed’in Mekke’de muhatap aldığı zihin daha farklıdır. Mekkeli müşriklere “Andolsun, onlara ‘gökleri ve yeri kim yarattı’ diye sorsan elbette ‘onları kudretli hükümran olan, her şeyi bilen Allah yarattı” diyecekler (Zuhruf, 43/9). Zira onlar şirklerini, kendilerini Allah’ya daha çok yakınlaştırdığına inanarak putları şefaatçi saymaları olarak açıklamışlardır (Zümer, 39/3). Dolayısıyla Mekkeli müşrikler arasında bir şahsın politik bir idareci olarak Nemrud ya da firavunlar gibi ulûhiyet iddiasında olduğuna rastlamıyoruz. Ancak elbette firavun kendisinin kâinatı var eden yüce bir yaratıcı olduğunu iddia etmiyordu ancak onun iddiası, kendisinin kâinatın yaratıcısının yeryüzündeki tezahürü olduğuydu. Bu nedenle firavunluk ideolojisi, idarecinin tanrısal yetkiye ortak olması ya da bu yetkiyi yeryüzü
Din
Faydalı ilim; kişiyi Kur'ân-ı Kerîm'de 258 yerde geçen "takvâ"ya ulaştıran ilimdir.
Sayfa 15 - Kampanya Kitapları, İstanbul - 1439 / 2018·Kitabı okudu
Her şeyin bir cevabı olduğuna inanmak saf bir iyimserliktir. Syf 258
Görebildiğimiz kadarıyla Hazreti İbrahim, kendi inançlarını sağlamlaştırma çabasından başlayarak babasıyla, kavmiyle ve hatta Nemrut‘la mücadelesinde ağırlıklı olarak akli izah ve ikna yöntemine başvurmuştur. Bu yöntem, bazen kainatı hikmetle gözlemleme (En’âm,6/75-79), bazen sorularla düşündürme (Şuarâ, 26/69-82), bazen görsel deliller isteme ya da hazırlama (Bakara, 2/260; Enbiyâ, 21/56-66), bazen duygulara hitap etme (Meryem, 19/41-45), bazen de münazara ve cedel yoluyla (Bakara, 2/258) ortaya çıkmıştır. Yani Hazreti İbrahim, akla ve kalbe giden bütün yolları kullanmıştır. … Mücadelesinin sonunda kavmi onu ateşe attığında, âlemlerin Rabbi olan yüce Allah ateşe “ Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selamet ol” buyurmuş (Enbiyâ, 21/69)ve onu kurtarmıştır. Ardından Hazreti İbrahim yaşadığı şehri terk etmiştir. Olayların bu aşamasını anlatan ayetler, onun ahlakının nasıl bir yüceliğe ulaştığını gösterir. Kimseyle kavga etmeden, kimseye küsmeden, alınganlık ve kişiselleştirme gibi çocukça davranışlara girmeden; tam aksine, babasına ve kavmine esenlik dileyerek, onlar için dua ederek oradan ayrıldığını görürüz (Meryem, 19/47-48; Şuarâ, 26/75-89; Saffât, 37/98-99). İşte Kur’an‘ın Hazreti İbrahim ile ortaya koyduğu insan modeli; dönüştürmek için bütün yolları deneyen, başaramadığında ise ne dönüşen olma rahatlığını seçen ne de kurban rolüne sığınan; aksine her koşulda sağlam bir karakter sergileyen örnek insandır.
Sayfa 51
Din