Z. Osman, isteği dışında Ankara'ya atanır, 1945 yılında memurluk hayatından ayrılır. 1945-1950 yılları arasında, İstanbul'da Milli Eğitim Basımevi Tashih Bürosu şefi olarak çalışır. Kalp krizi geçirir, bu yüzden işini bırakmak zorunda kalır (1950). Evinde, Varlık Yayınevi'nin işleriyle uğraşmaya devam eder. Ziya Osman, son şiirlerini (1947-1957) "Nefes Almak" adı altında toplar, ölümünden sonra yayınlanmak üzere bir zarfa koyar. Ölüm yılı için "195.." yazar, elliden sonra gelecek rakamı açık bırakır.
"Hangi yılsa o, hangi ayın hangi günü, Saati çalınca, gelince sıran."
("Ölmek Konusunda", Nefes Almak, s. 43) diyen şair,
"Başkaları var başka bir yerde Bırakıp gideceğim hepinizi" ("Başka", Nefes Almak, s. 36).
diyerek aramızdan ayrılır. 29 Ocak 1957'de Kadıköy'de ölür, Eyüp Sultan Aile Mezarlığı'na gömülür.
De ki: "İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde olanları da, yerde olanları da bilir. Allah her şeye kadirdir."
Âl-i İmrân Sûresi(3) 29. Ayet
Rafael, şair Ammonis’in mezar yazıtı için
birkaç dize yazmanı istiyorlar.
Uyumlu, parlak bir iki söz. Bunu başaracak,
Ammonis’e, bizim şairimize yaraşır sözleri
tek yazacak sensin.
Doğal ki, onun şiirlerinden söz edeceksin—
güzelliğinden de söz et
tutkun olduğumuz ince güzelliğinden.
Senin Yunancan her zaman güzel ve müziklidir.
Şimdi bütün ustalığını göstermeni istiyoruz.
Aşkımız ve üzüncümüz yabancı bir dilde akıyor.
Mısırlı duygularını dök yabancı bir dile.
Rafael, öyle dizeler yazmalısın ki
yaşadıklarımızdan bir şeyler olmalı içinde
şiirin ritmi ve her dize göstermeli
bir İskenderiyeli bir İskenderiyeli’den söz etmekte.
"Emri altındaki insanlara ve çevresindekilere karşı kötü muâmelede bulunan kimse Cennet'e giremez." (Tirmizi, Birr, 29/1946; İbn-i Mace, Edeb, 10; Ahmed, 1, 7)
Sayfa 232 - Erkam Yayınları, İstanbul 1434 / 2012·Kitabı okudu
Kur'ân-ı Kerim'de Mekkeli müşriklerin Allah (cc) hakkındaki itikadları tafsilatlı bir şekilde anlatılmaktadır:
"De ki: 'Size gökten ve yerden rızık veren kimdir? Kulakların ve gözlerin sahibi kimdir? Kimdir ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkartan? İşleri çekip çeviren/yöneten kimdir?', 'Allah'tır' diyecekler. De ki: 'Öyleyse korkup sakınmaz mısınız?' (10/Yunus,31)
"De ki: 'Eğer biliyorsanız (söyleyin) yer ve içindekiler kime aittir?', 'Allah'a aittir. diyecekler... De ki: 'Öğüt almaz mısınız?' De ki: 'Yedi göğün ve büyük arşın Rabbi kimdir?', 'Allah' diyecekler... De ki: 'Korkup sakınmaz mısınız?' De ki: 'Her şeyin mülkünü/yönetimini elinde bulunduran kim? O her şeyi koruyup himaye ederken, kendisine karşı kimsenin himaye edilemeyeceği kimdir? Şayet biliyorsanız (söyleyinle büyüleniyor (şirkle aldanıp hakka karşı geliyorsunuz)?'(23/Mu'minûn,84-89)
"Onlara: 'Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş'i ve Ay'ı kim emrinize amade kıldı?' diye soracak olsan kesinlikle: Allah!' diyecekler. O hâlde, nasıl oluyor da (tevhidden şirke) çevriliyorlar?" (29/Ankebût,61)
"Onlara: 'Gökten su indirip ölümünden sonra yeryüzüne hayat veren kimdir?' diye soracak olsan kesinlikle: 'Allah!' diyecekler. De ki: 'Allah'a hamd olsun. Bilakis, onların çoğu akletmezler." (29/Ankebût,63)
Bu ayetlerden yola çıkarak Mekkeli müşriklerin Allah (cc) hakkındaki itikadlarını şöyle özetleyebiliriz:
Onlar; yaratan ve öldürenin, rızık verenin, kâinatın işlerini düzenleyenin, duyu organlarını elinde bulunduranın, yedi kat gök ve arşın sahibinin, her şeyin anahtarını elinde tutanın, koruyan fakat korunmaya ihtiyacı olmayanın, Güneş ve Ay'ı elinde tutanın, yağmuru yağdıran ve ekini çıkaranın Allah (cc) olduğunu biliyorlardı. Fakat buna rağmen İslam'a girmiş kabul edilmediler. Peygamberimiz (sav) onlarla savaştı