29) Hakk'a Dua (Du'âü'l-Hakk) Başka bir nüshada talku'l-lisân (dilin açılması) diye geçer ki her ikisi de aynı anlamdadır. Allah kuluna iyilik irade ettiğinde, onun dilini duaya alıştırır. İnsan Allah Teâlâ'nın "Bana dua edin ki, size karşılık vereyim."¹ ayetini duyar ve O'na dua eder. Yani kendisini dünyada aşağılanmaktan ve ahiret azabından koruyup cennete dâhil etmesini ister. Bazen de Hz. Peygamber'in (sav) söylediği gibi şöyle dua eder: "Allahım! Senden dünya ve ahiret yurdunda bilip bilmediğim bütün iyilikleri istiyorum. Dünya ve ahirette bilip bilmediğim veya bana bildirilmemiş bütün kötülüklerden sana sığınıyorum. Senden cenneti ve ona yaklaştıracak söz ve davranışları istiyor, cehennemden ve ona yaklaştıracak söz ve davranışlardan sana sığınıyorum." Onun yapabileceği başka bir dua Hz. Peygamber'in (sav) şu hadisinde belirtilir: "Allahım! Bizi cehennem azabından koru. Allahım! Bizi cennete ulaştır." Bu duayla Allah onu cennet yoluna ve cennetliklerle arkadaşlığa ulaştırır. Bu durum "Ey iman edenler! Allah'tan sakının, sâdık insanlarla birlikte olun!"² ayetinde zikredilir. İnsan arkadaşlık menziline ulaştığında, ondan istenilenin arkadaşlığın kendisi olduğunu zanneder. Bu zan onu kötü arkadaşlığa ulaştırır.
Sayfa 64 - ¹Mümin, 40/60. ²Tevbe, 9/119.
Din
"«Asıl hür, nefsinin (esîri değil) emîri olan kimsedir!» hükmünce Cenâb-ı Hak bizleri, nefs-i emmâreye âmir, nefs-i mutmainneye de nail eyleyerek; «Gerçek kullarım arasına katıl ve cennetime gir!» (el-Fecr, 29-30) güzel hitabına lâyık buyursun! Amin!"
Sayfa 500 - Altınoluk Yayınları, İstanbul - 1433 / 2012·Kitabı okuyor
Dua
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Türkiye 29 Ekim 1914 günü Türk donanmasının Karadeniz sahillerinde yaptığı bombardımandan sonra Almanya ile beraber harbe girmişti. Talat, bu Süreçte yaşananları şu ifadelerle özetleyecekti: Bütün düşünceler, Almanya’nın yenilmeyeceği ihtimaline göre yürütülmüştü. Fakat Almanya’nın kesin yengisine inanılmıyordu. Hiç kimse savaşa girildiğinden dolayı pişmanlık duymuyordu. Padişah, veliaht (Vahdeddin), Ayan ve Mebusan Meclisleri, subaylar, halk ve memurlar ülkenin kurtarılmış olduğuna inanmaktaydılar. Ancak savaşın dört yıl süreceğine ihtimal verilmemişti. Savaşın birinci ve ikinci yıllarında halk bütün yük ve külfetleri memnunlukla taşıdı, malını ve canını severek verdi. Hiçbir yerden bir yakınma işitilmedi. Subaylar ve sivil memurlar onurlarını korudular. Pek az rastlanmakla birlikte, düzensizlikler çıkınca, buna yol açanlar hemen cezalandırılıyordu
Sayfa 110 - Kronik
Tarih
ikinci Balkan Harbi’nde, Bulgaristan’ın Sırbistan ve Yunanistan ile yaşadığı anlaşmazlıklarsonucunda, 29-3(1 Haziran 1913 gecesi Bulgar kuvvetleri Sırp ve Yunan kuvvetlerine baskin yaparak savaşı başlattılar. Ancak bu muharebe 4 Temmuzdu Bulgar ordusunun yenilgisiyle sonuçlandı. Bu yenilgi sonrasında Tiirk ordusu, 6 Temmuzda Midye-Enez çizgisine kadar olan Trakya topraklarım İşgal etme kararı aidi. Bu karar Londra Antlaşması ile belirlenmiş sınırlara kadar ilerlemeyi hedefliyordu. Ancak bu durum. Avrupa devletlerinin ve özellikle Çarlık Rusya’nın tepkisini çekebilirdi. Çarlık Rusya’nın savaş ilan etme ihtimali ve Avrupa’nın müdahale etme potansiyeli, Osmanhlann Trakya'yı geri almak İçin karşılaştığı diplomatik ve askeri riskleri açıkça göstermektedir.
Sayfa 102
Tarih
"Ben ki 29 yaşındayım. Ama binlerce yıldır seni arıyor, hasre­tini çekiyorum."
Sayfa 17
Kitap Alıntısı
4 grup insanın 4 gruba örnek gösterilmesi
Hadis-i Şerif'te zikrolunduğuna göre, dört grup insan, dört grup insana örnek gösterilip şahit getirilecektir: 1) Zengin olup malına haris olanlar kıyamet günü çağrılırlar. "Sizi, Cenab-ı Hakk'ın ibadetinden alıkoyan sebep ne idi?" Onlar da derler ki: "Allah (C.C.) bize mal, mülk ve hırs verdi. Onlar bizi hakkıyla ibadetten alıkoydular." Bunun üzerine denilir ki: "Siz mi daha çok mal, mülk sahibi idiniz? Yoksa Süleyman Aleyhisselâm mı?" Onlar da: "Hz. Süleyman'ın malı daha çoktur." derler. Bu cevap üzerine onlara şöyle denilir: "Malının çokluğu, onu Allah (C.C.)'a karşı hakkıyla ibadet etmekten alıkoymamıştır." 2) Sonra bir münâdî: "Bela ve musibetlere uğrayanlar nerede?" diye seslenir. Derhal getirilirler. Onlara denilir ki: "Sizi, Cenab-ı Hakk'ın ibadetinden alıkoyan sebep ne idi?" Onlar da derler ki: "Allah (C.C.) bizi dünyada çeşitli belalarla müptela kıldı.
Din