8/10
·517 syf.·
2026 9. kitabı
Kitap tamamıyla bir varoluş mücadelesini anlatıyor. Başlarda benlik saygısı düşük bir birey görüyoruz. Ulaşmak istediği bir amaç var. Tüm hayatı bu amaç üzerine kurgulanmış adeta. İşçi ve burjuva sınıfı çatışmasını çok net görüyoruz. Martin o burjuva sınıfına ait olmaya çalışırken günde 4-5 saat uyku, çamaşırhane ve bol bol okuma döngüsüne giriyor. Burjuva sınıfının akıllı ve güzel kızı Ruth’u bir nevi Martin’i bambaşka bir bireye dönüştürüyor. Ama bunu yaparken kendine iyilik mi yapıyor kötülük mü orası biraz tartışmalı. Çünkü Martin’in sonunda dönüştüğü kişilik öyle bir kişilik oluyor ki, aslında Ruth’u sevmediğini, onun ait olduğunu sınıfı iadealize ettiğini ve hayalindeki Ruth’u kavuşmak istediğini anlıyor. Martin fakirken, kaba ve sefil bir hayat sürerken okumalarıyla kendini çokça şekillendirip ait olduğu mahalleden ve kızkardeşlerinden uzaklaşıyor. Ruth ile nişanlanıyor. Ama iş aramama çabası, sürekli dergilere gönderdiği ve ret alan yazılarına rağmen yazmaya devam etmesi ve, burjuva kayınpeder ile arkadaşlarıyla yaptığı tartışmalar Ruth’u kendisinden ayrılmasına neden oluyor. Sonra birden Martin’in hiç hevesi kalmamışken bütün dergilerden yazılarına yanıtlar ve yüksek ücretler gelmeye başlıyor. Hayaline kavuşuyor. Tabi bu hayale kavuşan Martin’in tekrar Ruth’a gitmesi, yeni bir hayat kurması gibi beklentilere giriyor olabilirsiniz ama hayır o onurlu bir genç. Eskiden ona sırtını dönen hiç kimseye inanmıyor ama onlara sırt da çevirmiyor, affediyor. Daha doğrusu umurunda bile olmuyor onlar. Ruth da buna dahil.. Sosyalist olmadığını ve bireyselci olduğunu, Nietzche zihniyetinden olduğunu söylese de aslında bir yandan da sosyalist bir karakteri var bence. Zengin olduktan sonra kendine hiçbir yatırım yapmıyor. Ablasına, kızkardeşine hayatlarını kurtaracak yatırım,
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma
Ey Ölüm Seni Yendik Yoksa Tam Tersi mi!?
7/10
·236 syf.··
2026 20. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 15:52
İsimsiz bir ülkede yeni yılda yeni bir hayat başlar. Ölümsüzlük hükmünü sürmeye karar verir ve artık kimse ölümün soğuk yüzü ile tanışmayacaktır. Bu durum başlangıçta bir festival havasında karşılanır oysa hayat döngüsünün çarkının bozulması düzenin ritminin bozulmasına neden olur. Ölümsüzlük sanıldığı gibi sonsuz mutluluk sunacak bir durum olmadığı gibi kaosa neden olmuştur. İnsanların inanışlarından, ahlaki yaklaşımlarına, toplumun değer yargılarından ekonomik krize kadar bir sürü kavram konusunda karmaşaya neden olur. Önce kilise damgayı yer ölümsüzlük hakimse artık insan neden dine sığınsın? Din adamları panikler. Sonra cenaze levazımatçıları. Ortada kaldırılacak bir cenaze olmayınca işsizliğin eşiğinde bulurlar kendilerini. Bir taraftan hastanelerin kapasitesi dolmaktayken diğer taraftan huzurevleri 'huzur' evi olmaktan çıkar. Devlet yaşa bağlı olarak artan nüfus ile nasıl cebelleşecegini düşünürken Bankacılık ve sigorta işlemleri de kaosa dönüşür. Ülke koskocaman bir bilinmezlik çukuruna düşmüş debelenirken bir de bu krizi fırsata çeviren mafya üyeleri peydah olur. Yani ülke gerçekten de bir kaosun içindedir. Jose SARAMAGO inanılmaz güzel bu kurgusu ile hayatımızın rutininde varolan durumların yokluğunu sorgulatıyor. Yazı dili, basit anlaşılır bir de yazarı okuyanların bildiği bir tarzı var: nokta ve virgül dışında noktalama işareti kullanmaması. Çokça atasözü ve deyim kullanmış, bu da anlatımı kuvvetlendirmiş. Kitabın ana karakteri ölüm. Bence kitap 3 bölümden oluşuyor. Ilk bölümde ölüm ortadan kayboluyor bahsettiğimiz o kaos ortamında toplumun ahlaki olarak da çöküşü çok güzel resmedilmiş. 2. Bölümde ise ölüm insanlığa verdi dersi yeterli bulup görevini yapmaya başlar tek bir farkla bu kez insanlara öleceklerini bir hafta önceden eflatun zarflı bir mektupla
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma
Hüseyin Algül, İslâm Tarihi. Mustafa Polat İnceleme
Puan vermedi·
Hüseyin Algül, İslâm Tarihi. 3 Cilt. Bursa: Emin Yayınları, 2018. Mustafa Polat Günümüzde tüm insanlığın Hz. Peygamberin hayatını öğrenmeye her zamankinden daha fazla muhtaç olduğu noktasından hareketle kaleme alınan eserin önemli bir boşluğu doldurduğuna şüphe yoktur. Kitabın kaynakları arasında ilk sırada Kur’an, sonra hadis-i şerifler ve tedvin döneminden bugüne kadar ki muteber siyer kaynakları yer almıştır. Türkçe yazılmış Siyer-i Nebi kitaplarına yer verilerek milletimiz bu eserlerden haberdar edilmiş ve bu sahada emek harcamış zevata teşekkürlerini sunmak vefakârlığı gösterilmiştir. İncelenen eser; üç cildinin müellif, son cildinin Prof. Dr. Osman Çetin tarafından hazırlanarak daha önce yayınlanmış olan dört ciltlik kitabın (İslam Tarihi, Gonca Yayınları, İstanbul, 1986) gözden geçirilerek yayınlanmış halidir. Güncellenmiş halinde Türk İslam Devletleri’ni içeren son cilt çıkarılmıştır. Üç ciltlik eserin ilk iki cildi Hz. Muhammed (s.a.v.) devrine ayrılmıştır. Birinci ciltte girişten sonra beş bölüm yer almaktadır. İkinci cilt konu bütünlüğü açısından birincinin devamı niteliğinde olup 6-7 ve 8. bölümler ile sonuç ve ekleri içermektedir. 3. cilt Hulefâ-i Râşidîn devri olaylarına ayrılarak konular altı bölümde incelenmiştir. Yazar önsözde (s.17-20) Siyer-i Nebi konusunda araştırma yapma ve bilgi sahibi olmanın önemine vurgu yapmıştır. Kur’an’ı doğru anlama, İslam’ı en güzel şekilde algılama ve özümsemenin ancak bu sayede gerçekleşeceğini ifade etmiştir. İnsanlık için rehber olan Hz. Peygamberin hayatının her dem taze ve canlılığını koruduğunu, nasıl ki yeni tefsirler yazılıyorsa aynı şekilde yeni Siyer-i Nebi çalışmalarına da gerek olduğunu söylemiştir. Giriş (s.21-38) “Peygamberler, peygamberlik ve Hz. Muhammed (s.a.v.)” adını taşımaktadır. Müellif burada
Alıntı
İslam TarihiHüseyin Algül · Emin Yayınları · 20189 okunma
8/10
·896 syf.··
2026 18. kitabı
4. kitabın incelemesi uzun özetin ardından değerlendirme şeklinde olacak. Bu sefer de böyle olsun istedim zira ilk tek cümlelik bir girizgah yapamayacak kadar yorgunum. Bitirmek 1 aya yakın zamanımı aldı ve özet için not almak, cümleleri kafamda toparlamak, yazım yanlışı ve anlatım bozukluğu yapmadan bir yazı hazırlamak da haliyle zaman alıcı ve yorucu oldu. Açılış sahnesi gelecekten bazı şeyleri görme yeteneği olan yeni kabul edilmiş olan, tam adının Elmindreda olduğunu öğrendiğimiz aes sedai Min'in TarValon'a gelip Amyrlin ile görüşmek istemesiyle başlar. Sheriam Amyrlin'in meşgul olduğunu söyleyip izin vermese de Sahra adlı genç aes sedai ona yardımcı olur. Min Amyrlin'e yani Siuan Sanche'ye gördüklerini anlatır. Kötü şeyler görmüştür. TarValon da bir savaş olacağını, ölü aes sedai ve muhafızlar gördüğünü söyler. Bununla eş zamanlı olarak Beyazpelerinlilerin lordu Byar'ın Andor'da Karanlıkdostu avı devam etmektedir. Yeni karakter gibi görünen esasında Padan Fain'İn ta kendisi olan Ordeith ekibi sürekli kışkırtıp nefret yaymaktadır. Tenekeciler, yani Tuathanlar yani şiddet karşıtı gruptan 3 kişi kayıptır ve Ordeith tamamının öldürülmesi yönünde manipülasyon yapmaktadır. Bornhald'ın Perrin'e olan nefreti devam etmektedir ve babasının ölümünden onu sorumlu tutup intikam planları yapmaktadır. Yine eş zamanlı olarak Aryth okyanusu kıyısında 2.kitaptan tanıdığımız Seanchan grubu ile karşılaşırız. Yüksek leydi Suroth Sul'damlara Rand'ın nerede olduğunu, gücü nasıl yönlendirdiği sorar ama yakalarsa onu imparatoriçeye götürüp götürmeyeceğini kendisi de bilmemektedir. İşler biraz game of thrones'a dönmektedir. Bu kısa sahneden sonra kendilerinden bir daha haber alamayız. Bakalım kaçıncı kitapta karşımıza çıkacaklar. Ekip bıraktığımız yerde Taş'tadır. Perrin'le Faile odada
Gölge YükseliyorRobert Jordan · İthaki Yayınları · 20211,048 okunma
7/10
·416 syf.··
2026 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 12:11
Anne yine asla bitmeyen macerasına ve sıcacık kalbiyle herkesin hayatına dokunmaya devam ediyor. 4. Kitapta artık üniversite hayatını bitirmiş Anne'nin Summerside Lisesi'nde müdürlük yaptığı 3 yılı okuyoruz. Anne bu okulda ve üç yaşlı kadının yanında kaldığı yeni evinde karşısına çıkan problem ve sıkıntıları en tatlı şekilde halletmeye çalışıyor. Çoğu kısım Anne'nin Gilbert'a yazdığı mektuplardan oluşuyor. Fakat Gilbert'ın mektuplarına asla yer verilmemiş. Hatta Anne'nin mektubunda romantik konuşmaya başladığı anlar bile atlanmış. Bu yüzden bu kitapta Gilbert'ı göremiyoruz. 3. Kitaba göre karakter kadrosu neredeyse tamamen değişiyor diyebilirim. Anne yepyeni insanlarla tanışıyor. Küçük Elizabeth favorim. Özellikle 'Yarını bulma' tabiri. Kitabın sonu onun için çok mutlu bitti. Anne'nin betimlemelerini yine postitlemeye doyamadım. Serinin en sevdiğim yönü olabilir. O kadar güzeller ki, sanırım hepsini görmek için seriyi bitireceğim. Bunu deme sebebim biraz sıkılmaya başlamış olmam. Fazla monoton ilerlemeye başladı, artık çıkan sorunları bile az çok nasıl halledeceğini tahmin edebiliyorum. Yeni karakterlerin bunda biraz etkisi olduğunu söyleyebilirim. Bir başka olumsuz yorumum -bu önceki kitaplarda var mıydı hatırlamıyorum- bir karakterden bahsedilen ilk cümlenin dış görünüşü hakkında olumlu veya olumsuz bir sürü yorum olması. "Güzel bir kadın değildi." "Asla yakışıklı olduğu söylenemezdi." "Kocaman bir burnu vardı." Kitapta bu tarz cümlelerden o kadar vardı ki, postitlerime geri bakmaya döndüğümde o sayfada hemen bir tane görebiliyorum. Karakterler bunları kişinin yüzüne olsun veya olmasın çok rahat konuşabiliyorlardı. Sanırım sevmedim. Çok daha yazabilirim ama sanırım bu kadarı yeterli. 5. Kitap için çok heyecanlıyım, özellikle Gilbert'ı çok özledim.
Yeşilin Kızı Anne 4L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 20203,821 okunma
Değişim Zamanın mı Yoksa Deneyimlerin mi Getirisidir?
9/10
·384 syf.··
2026 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 03:05
Zaman mı insanı değiştirir yoksa zamanın beraberinde getirdikleri mi? Lucy Maud Montgomery'nin Yeşilin Kızı Anne-3 isimli kitabını okurken aklımda ilk beliren soru bu oldu çünkü olaylar kritik bir dönüm noktası olan üniversite yılları ile başlamakta. Eser; Anne'in Redmond Kolejinde eğitim gördüğü dönemi odağına almakta. Kitabı yaklaşık 10-15 gün önce okuyup bitirdim o yüzden bu incelememde bazı noktaları atlamış olabilirim. Eksiğim olursa affola, bunları belirtmeniz benim için eşsiz bir katkı olur. Bununla birlikte eserdeki bazı olaylara değineceğim için bu inceleme yazısı spoiler içermektedir. Olay kurgusu çok güzeldi. Herhangi bir mantık hatası gibi bir şeye rastlamadım yani olaylar doğal bir akış içerisinde verilmiş. Bununla beraber olaylar okuru doyurucu bir biçimde sunulmuştu; ne çok gereksiz uzun ne de çok üstünkörüydü. Roman okurken genellikle her kısımda üniversite yaşamına dair aşk, ev arkadaşlığı, okul yoğunluğu, tatilde memlekete gitmek gibi birçok temayı bana hissettirdi. Eser konu edindiği üniversite dönemini kitabı okurken adeta kendim yaşamış gibi oldum. Eserin bende bu denli karşılık bulmasını çok beğendim. Eseri bu açıdan çok başarılı buldum. Bence serinin bu kitabı gündelik hayata ve karakterlerin olgunlaşma süreçlerine de odaklanmasına karşın vurucu olduğu kısımlar vardı. Bu kısımlara şunları örnek verebilirim: 1) Ruby Gillis'in hastalanması ve ölümü: ölüm gerçekliğini ve beraberinde gelen hüzün, üzüntü, matem gibi duyguları hissettiğim bir kısımdı. Eserin olumsuz anlamda pik noktası burasıydı bence. 2) Anne'nin Roy Gardner'ın teklifini reddetmesi de kritik kararları almanın zorluğunu vurgulayan vurucu bir kısım olduğu kanısındayım. 3) Anne'nin Gilbert'ın evlilik teklifini eserin sonunda kabul etmesi ise acaba bu ne zaman olacak diye
1000Kitap
Yeşilin Kızı Anne 3L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 20205,5bin okunma