Kronolojik tarih yerine ruhî zaman usulüyle işaretlediğim bu hususlardan sonra dönelim Akıncı Güç dönemine... Maveracılar, yazıları Üstadım'ın yazıp benim ismimi koyduğunu yaymakta ve Üstadım tarafından Ortadoğu gazetesinde birbuçuk sayfalık bir tertible yayınlatılan "Akıncı Güç Çevresinde" isimli yazımdan dolayı beni "Kurtçu", yani kafatasçı Türk milliyetçisi olarak ilân etmekte... Şu oldu, bu oldu, Üstadım Ankara'ya gitti... Döndüğünde yüzünde güller açıyordu: "Senin yazılarını benim yazdığımı söylüyorlar!" Aslında neyin ne olduğunu gören hased gözü, sözde istikrar tutturamadı; Necip Fazıl derlemecisi, komünist, felsefeci, Türkçü, Kürtçü... Birbirini çelen bu hükümler(!) arasında -müsaadenizle-kalem kudreti yürüyor ya, sonunda son çığlık hâlinde "kendinde Necip Fazıl'dan başka bir şey yok"tan, "kendinde birşey yok"a ve "fikirlerini kabul ediyoruz, onu kabul etmiyoruz!" kakavanlığına vardılar... 1980'li yılların sonlarına doğru ismimi örtme çıkarına bağlı bir çeşni olarak doruk-laşan bu kakavanlığın ilk ifâdecisi de, 1979-1980'de -Mehmet Fazıl'a- Erdem Beyazıt'tır... Üstadın vefatından sonra alelacele tertipledikleri "Necip Fazıl Özel Sayısı"nda -ne kadar Necip Fazıl'cı olduklarını(!) göstermiş oluyorlar; o vefat ettiğine göre?-, bu Erdem Beyazıt denen kubur faresi, "Necip Fazıl hakkında yazı yazanlar" diye 50 sene önceki makaleleri bile listeye koyarken, bir tek benim eserlerim ve ismim geçmiyordu... Hayyam gibi, "bin veresiye beri dursun, bir peşin yeter" hesabı dünya nimetlerini görür görmez hem de 55 yaşından sonra sapıtan bu adam, bu adam gibi sapık ve çöpten seviyelere muhatap olmuş benim kumaşım açısından mücerret bir remz hâlinde buğza hedef olmalı... __Bugün meydan yerinin sokak başlarını tutmaya başlamış İBDA gençliğine bu vesileyle
Sayfa 408 - Ağustos 1994, O AKSİYON ADAMIYDI, Vâridât: Üstadım’ın Vefatı, İbda Yay.
Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu
Ah insanoğlu..
Sen kendin ne kaybettiğini anlamazken, bir çokların senin yaşamından ne kadar çok çaldığını yersiz kederin,aptalca mutluluğun, açgözlü şehvetin, dalkavukça ilişkinin yaşamından ne kadar çok çaldığını,sen de sana ait ne kadar az şey kaldığını yeniden düşün… Göreceksin ki vaktinden önce ölüyorsun.. O halde bunun nedeni nedir? Sonsuza dek yaşayacak gibi yaşıyorsunuz,zayıflığınız aklınıza hiç gelmiyor,şimdiden ne çok zamanın geçip gittiğini göz önünde bulundurmuyorsunuz,bir şeye veya birine adadığınız,son gününüz olabilecekken yaşamınızı,tükenmez dolu bir kaynaktan geliyormuş gibi harcıyorsunuz. Ölümlü olan her şeyden korkuyor,ölümsüz olan her şeyi arzuluyorsunuz.Bir çok kişinin şöyle dediğini işiteceksin: ‘’50 yaşına gelince inzivaya çekileceğim, 60. yaşım beni tüm yükümlülüklerimden azat edecek’’. -Peki daha da uzun yaşayacağının güvencesini nereden alıyorsun? -Bunun planladığın gibi olmasına kim izin verecek? -Yaşamının geri kalan kısmını kendine ayırman ve iyi bir zihin yaratmaya sadece hiçbir işin yapılmayacağı bir dönemini adamak seni utandırmıyor mu? Son verilmesi gerektiği zaman geldiğinde yaşama başlamak için artık çok geçtir! Tüm planları 50. ve 60. yaşlara kadar ertelemek ve az kişinin ulaştığı bir noktada yaşama bağlanmayı isteyerek ölümlülüğü unutmak ne büyük aptallık!!
Sayfa 49·Kitabı okudu
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsanın sosyal ilişkilerinin evrimindeki önemi
Her ne kadar evrimsel süreç "dişe diş" bir süreç gibi tanımlansa da, bu sürecin içinde bol miktarda sosyallik ve dayanışma olduğu da asla unutulmamalıdır. Türümuz, sadece ölüme direnmeye yönelik başarılarından ötürü değil, aynı zamanda birbiriyle dayanışma sağlayan sosyal gruplara sahip olduğu için bugünlere gelebilmiştir. Başarılarımızın ezici çoğunluğu, grup içi rekabetin olduğu kadar, sosyal dayanışmanın da bir ürünüdür.
Sayfa 188·Kitabı okuyor
Alıntı
Çifte standart
Kadınların sadakatsizliğinin daha yaygın bir boşanma sebebi olduğu bulgusu özellikle dikkat çekicidir çünkü erkeklerin sadakatsiz olma ihtimali daha yüksektir. ' Örneğin Alfred Kinsey, yaptığı bir çalışmada erkeklerin yüzde 50'sinin ancak kadınların yalnızca yüzde 26 'sının sadakatsiz eylemlere yöneldiğini bulgulamıştır. Daha yakın tarihli araştırmalar, aldatma oranlarında benzer cinsiyet farklılıkları belirlemiştir. Aldatılmaya verilen tepkilerde açısından cinsel çifte standart, Amerikan kültürü veya Batı toplumlarıyla sınırlı değildir, tüm dünyada gözlemlenir.
Araştırma-İnceleme
Berlin garip, 1,5 milyon nüfusun 350 bini ölmek üzere bunak moruk kadınlardan oluşuyor. İnsan her an kendini bunak, yalnız ve yaşlı sanıyor. (Gene anlık bir fantazi.) 150 bin kadar da, % 10 civarında akıl hastası göze çarpıyor. 200 bine yakın da Türk köylüsü var. Japonlar, İranlılar, zenciler, punklar... öğrenciler: Geriye ne kalıyor, bilmem. Bugün radyoda Federal Almanya'da geçen yıl intihar edenlerin sayısını verdiler. 13 bini aşıyor. Günde 50 kişi. Ne korkunç bir sayı. Anarşiden öte. Burada kapitalist gelişimin bunalımını yaşayan insanların çıkmazı ve sorunları bizden daha mı güç, bilemiyorum.
Hayata Dair
Hangi Neslin Türkçesi Sevilmiş ki?
Bugünün genci Türkçe bilmez. Bildiği lisandan da Hotantolu bile anlamaz, vahşi olduğu halde... Bütün dili 40 - 50 kelimenin içine girmiştir.