*“Düşünceler ölmez efendim, bazen uykuya dalarlar ama uyumadan öncekinden daha güçlü bir şekilde uyanırlar. (s.130)”*
14 yıl suçsuz yere hüküm sürmüş ama neden suçlandığınızı bilmediğinizi düşünün. Ne hissederdiniz? Monte Kristo Kontu tam olarak bu konuya odaklanıyor. Romanın başkarakteri Edmond Dantes herkese güvenen, herkese iyi niyetle yaklaşan saf, masum bir karakter. Mercedes ile nişanlı ve Pharon isimli bir gemide ikinci kaptandır. Bir yolculukta birinci kaptanın ölmesiyle geminin birinci kaptanı olur. Bunu hazmedemeyen geminin muhasebeci Danglars ve Dantes’in nişanlısını seven Fernand, yanlarına Cadorusse’da alarak Dantes’e hain bir komplo kurar. Bu komplo ise Dantes’in Napolyon’un ajanı olduğu üzerinedir. O dönem Fransa’da kral 18.Louis baştadır, Bonapart ise Elba Adası’nda sürgündedir. Kral ve kralcılar, Bonapartçılar’ın yükselmesini istememektedir. Özellikle bir isim vardır ki Kraliyet Savcı Yardımcısı Villefort, bu komplo onun hem babasını hem de mesleğini etkileyecektir. Bu yüzden Dantes ile görüşme yaparak komplonun kanıtlarını imha edip Dantes’e çıkacağı sözünü verir. Bu komplo hem Fransa’nın hem de Villefort’un aleyhine olacağı için Dantes’i -Dantes’in iftiraya uğradığına, suçsuz olduğuna inanmış gibi yaparak- İf Şatosu’na atarlar. Dantes neden burada olduğunu bilmeden tam 14 yıl boyunca zindanda hayatını geçirir. Dumas öyle karakterler yaratmışki başkarakter Dantes aşık olunası cinsteyken birde bize bir yan karakter sunar Başrahip Faria. Bu karakter ise hayran olunası cinsten. Dantes zindanda geçirdiği zamanlarında, Faria ile tanışır ve onunla uzun uzun sohbetler eder. Öyleki bu sohbetler Dantes çok şey öğrenir. Neden zindan olduğunu bile ona öğreten Faria’dır. Faria, ilmek ilmek Dantes’in zihnine iftiraya uğradığını işler ve der ki “…*Suçluyu bulmak