Sulla bundan sonra M.Ö. 85-83 arasını Asia eyaletinde ve Yunanistan'da geçirmiş, buralardan aldığı yardımlar ve özellikle Asia eyaletlerinden topladığı ağır vergilerle kasasını doldurmaya ve böylece İtalya'da yapacağı iç harp için hazırlığını tamamlamaya çalışmıştır.
Günümüzde yapılan birçok araştırma yalnızlığın ya da yanlış bir insanla olmanın kalp damar sisteminden tutun hücresel düzeyde gerçekleşen olaylara kadar birçok noktada olumsuz etkiler gösterdiğini ortaya koymuştur. Hatta 85 yıllık araştırmanın sonuçları da benzer bir bulguya sahiptir. Buna göre "yalnızlık" sağlığımız açısından sigara ve alkol kadar tehlikeli gözükmektedir.
... Bu tarihselcilik dalâleti, sonsuz ilim ve kudret sahibi olan Cenâb-ı Hakk'a acziyet izâfe etmektir. Cenâb-ı Hak, toplumların yapısı değiştiğinde dâimâ peygamberler göndererek zamanın ihtiyaçlarına göre kanunlar vaz etmiştir. Rasûlullah Efendimiz ise âhir zaman peygamberidir, son peygamberdir. O'nun getirdiği hükümler, kıyamete kadar gelecek bütün insanlığın ihtiyaçlarına cevap verebilecek mâhiyette hükümlerdir. Bunun aksini düşünmek; insanoğlunu yaratan, dolayısıyla onu kendilerinden çok daha iyi tanıyan ve sonsuz ilmi ile, olmuş ve olacak her şeyi bilen Cenâb-ı Hakk'a acziyet izāfe etmek gibi, dehşetli bir sapıklığın ta kendisidir. Cenâb-ı Hakk'ın verdiği akılla yine Cenâb-ı Hakk'ın hükümlerini tartışmaya kalkışmak kadar abes bir durum olamaz. Böyle bir ahmaklığa düşenlere, şu âyet-i kerîmeleri hatırlatmak gerekir:
"De ki: Siz dîninizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? Oysa Allah göklerde olanları da bilir, yerde olanları da. Allah her şeyi hakkıyla bilendir." (el-Hucurat, 16)
"...Yoksa siz Kitab'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık; kıyamet gününde ise en şiddetli azâba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gâfil değildir." (el-Bakara, 85)
Nüfusun %80'i kırsal bölgede yaşamaktadır. Bunun önemli bir bölümü yerleşik değil göçebe bir hayat sürmektedir.
40.000 köyün 37.000'inde ne okul, ne yol, nede hastane vardır.
40.000 köyde 1 1 milyon insan yaşamakta ama sadece %2'si okuma yazma bilmektedir.
1922 yılında yapılan araştırmaya göre 1950 köyde sığır vebası hastalığı vardır.
Kurtuluş savaşı sırasında 830 köy tümüyle, 930 köy ise kısmen düşman tarafından yakılıp yıkılmıştır.
Yanan bina sayısı 114.408, hasar gören bina sayısı ise 11.104'dür. Nerdeyse bütün ülkeyi yeniden inşa etmek gerekmektedir.
4 mevsim kullanılacak durumda karayolu neredeyse yoktur. Toplam karayolu uzunluğu 2500 kilometreyi geçmemektedir.
Anadolu'da bulunan 3765 km. demiryolunun 1 metresi bile bizim değildir.
Denizcilik acınacak durumdadır çünkü Il. Abdülhamit döneminde donanma Haliç'te çürütülmüştür.
Toplam nüfusun % 82 si tarımla uğraşmaktadır. Ülke gelirinin % 52'si tarımdan elde edilmektedir. Ancak tarım ilkel yöntemlerle yapılmakta, topraklar bilinçsiz işlenmekte olduğu için üretim verimli olmamaktadır.
Ziraat mühendisimiz yok denecek kadar azdır.
Ekmeklik unumuzun çoğu dışarıdan geliyor.
Sığır vebası sayıları zaten az olan hayvanları öldürüyor.
Köylü topraksız, birçoğunun sığırı ve sabanı bile yok.
Doğu illerimizde, değil Cumhuriyet yönetimiyle, insanlıkla ve Müslümanlıkla bağdaşmayan ağa, derviş ve aşiret düzenleri var.
Allahım beni yüce makâmına kavuştur.
Hz. Âişe'den: Resûlullah vefatından önce göğsüme yaslandı, kulak verdim şöyle dua ediyordu: “Allahım beni affet, bana acı ve beni yüce makama kavuştur”
İmam Mâlik'e Hz. Âişe'nin şöyle dediği ulaşmıştır:
“Hiçbir peygamber ölüp ölmemek konusunda muhayyer bırakılmamış değildir.” Onun bu sözünden sonra: “Allahım beni yüce makama kavuştur.” diye dua ettiğini duyunca artık vefat edeceğini anladım.
•Buhârî, Meğâzî, 64/83; Müslim, Fedâilü's-Sahâbe, 44/85.