Türk tarihinde orduya hâkimiyet çok önemlidir. Mesela
Şehzade Selim babası II. Bayezid'i pasif görüyordu ve ilerisi için politikasını tehlikeli buluyordu. İleride "Yavuz” olacak Selim, şehzadelik zamanında ayaklandı, yeniçeriler de onun tarafını tuttu. O yüzden Yavuz'un tahta geçişi sosyolojik bakımdan ilginç bir olaydır. Osmanlı devlet ve milletinin aslında tamamıyla askerî bir teşkilatlanma içinde olduğu buradan anlaşılabilir. Çünkü başka türlü bir nizam henüz teşekkül etmiş değil; ne Osmanlı'da ne başka bir yerde.
I.Murad Osmanlı tarihinde oğlunu cezalandıran ilk padişahtır. Diğer Anadolu beylerinin kışkırtmalarıyla Şehzade Savcı Bey, kendi adına hutbe okutmuştu. I.Murad ceza olarak oğlunun gözlerine mil çektirdi. I.Murad’ın bir diğer oğlu Yakup da Yıldırım Bayezid tarafından öldürüldü. Burada kardeş katli barizdir. Ne var ki Yıldırım’ı babası tercih ediyordu,böylece tercih edilmeyenin isyan ihtimali önlendi. Yıldırım, orduya daha fazla hükmedebildiği için padişah oldu.
Fatih Sultan Mehmed Han Rönesans'ın seçkin bir münevveriydi. Latince, Yunanca, İbranice, Farsça ve Arapça bilirdi. O devirlerde böyle bir yönetici yoktu, olsa olsa İbranice biliyorlardı. Fatih Sultan Mehmed askerlikten anlıyor, ateşli silahları tanıyordu. Bu Enderun'da alınan eğitimin bir göstergesidir. Fatih'in oğlu Cem Sultan ise babasından aşağı kalmaz, ancak talihsiz bir şehzadedir. Fatih'in diğer oğlu Bayezid, Çağatayca biliyordu. Uygurca metinleri kim okuyabiliyor şimdi?
Bizde genellikle tarihe yaklaşım ve ilgi adeta buluğ çağındaki bir çocuğun sevdiği romanı okuması, sevdiği filmi seyretmesi gibi bir olgunlaşmama halidir. Mesela Bizans ile Osmanlı'yı ayırmaktan bahsediliyor. Siz Türkiye'de bu iki devri ayıramazsınız. Mirasın hepsine birden sahip çıkmak zorundasınız çünkü üstünde siz oturuyorsunuz. Coğrafya ile tarihi bir arada mütalaa etmek durumundasınız.