Sen, diğerlerinin uyuduğunu düşünüyordun ya da çoktan ölüp gittiklerini.
Diğerler senin uyuduğunu düşünüyorlardı ya da çoktan ölüp gittiğini.
Kimse konuşmuyordu, sen de konuşmuyordun.
Artık konuşmak istemiyordun, bir şey hatırlamak istiyordun Yalnızca ama ne olduğunu bilmiyordun.
Hatırlanacak bir şey yoktu.
Hatıralarını, gençliğini, gücünü kuvvetini, hayatını, fabrika hepsini almıştı. Sana sadece yorgunluğu, kırk yıllık çalışma hayatının öldürücü yorgunluğunu bıraktı.
Şimdi beyaz masa örtülerim, kristal bardaklarım, gümüş çatal bıçak takımlarım var ama somon ve geyik filetoları çok geç geldi soframa.
Artık yemek yemiyorum.