Ayşegül

Ayşegül
@Ayse_gullB
Öğretmen/MEB
Lisans
İzmir
Ankara, 8 Eylül 1987
60 okur puanı
Ağustos 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Ayşegül yorumladı.
Yalanları Kutsallaştırma (Uzun ama öğretici)
Yıldırım çarpan ya da senatörlerce öldürülen Romulus, Romalılar arasında gözden kaybolur. Bu söylenti halk ve asker arasında yayılır. Devlet ileri gelenleri birbirine düşerler. Doğmakta olan Roma,
Sayfa 36 - Çan Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
İnsanlık tarihinin hepsinde ;bu ve buna benzer manipülasyonlar ironik bir ‘kelebek etkisi’ yaratarak sürü psikolojisi ile çığ gibi büyümüştür.Ve adeta toplumsal bir sanrıya yakalanmış gibi insanoğlu da çoğu zaman farkında bile olmadan ;kendisi de en ateşli şekilde bu hikayeleri savunmayı seçmiştir.Çünkü bilinç yanı uykuda:( Acı ama değişmeyen bir gerçek.Aklın ve bilimin terk ettiği her boşluğu doğmalar ve batıl inançlar alır. O yüzden ‘’ Eğer bir gün benim sözlerim bilime ters düşerse ,bilimi seçin.’’ diyen büyük insan
Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk
için bir saygı duruşu daha🫡
♛hakan♞kutlu♛
♛hakan♞kutlu♛
Tespitleriniz ve paylaşımlarınız 👏🏻
Bilimsel gerçekleri paylaşmak görevimiz, çok teşekkürler Ayşegül Hanım 😊🙏
Ayşegül yorumladı.
Dediğin kişileri etiketlemene izin veriyorum;)))
Günaydın, fırtınanın ortasında yönünü kaybetmeyen Çözüm Odaklı İnsan! Başkaları kaderlerine ağlayıp "Neden hep ben, neden Merkür yine geriliyor?" diye
Alıntı
Bugünkü ‘’Günaydın’’ enerjin her daim seninle olsun Cemo😇Üretim & Direniş günün mottosu oldu☕️😉 Felsefe dünyasında basılmadık nota bırakmamışsın :)Kapsayıcı harika bir yazı olmuş👏🏻
Jean-Paul Sartre
Jean-Paul Sartre
için kendimi🦋
Immanuel Kant
Immanuel Kant
için
Berkant
Berkant
Baruch Spinoza
Baruch Spinoza
için
Burak
Burak
Karl Marx
Karl Marx
için de
cemo
cemo
seni etiketleyeyim 😅
ROUSSEAU(!)
Turin’deki kurumdan cebinden yirmi frankla çıkan Rousseau,3 ay sonra ölen Madame de Vercelli adlı bir hanımefendinin uşağı oldu.Kadının ölümünde ,ona ait olan bir kurdela Rousseau’da bulundu;aslında kurdelayı çalmıştı.Sevdiği bir hizmetçi kızın kendisine verdiğini iddia etti;iddasına inanıldı ve hizmetçi cezalandırıldı.Bahanesi tuhaftır : ‘’ Kötülük hiçbir zaman bu zalimce anda olduğundan daha uzak olmamıştı benden; zavallı kızı suçladığım zaman,çelişkidir ama doğrusu , ona olan sevgim bunu yapmama neden oldu.Zihnimde o vardı ve suçu ,aklıma gelen ilk kişiye attım. ‘’ Bu , Rousseau’nun etiğinde ‘’duyarlılığın’’ her türlü alışılmış erdemin yerini almasının en iyi örneğidir.
Sayfa 343·Kitabı okudu
Paris’te kaldığı otelde hizmetçi olan Therese le Vasseur ile arkadaş oldu.Ömrünün geri kalan kısmında onunla birlikte yaşadı(diğer ilişkilerini dışlamamak üzere) , ondan 5 çocuğu oldu ve hepsini Kimsesiz Çocuklar Yurdu’na götürdü. (syf/345)
Ayşegül bir yorumu yanıtladı.
Mutlu Evliliğin Formülü :)
Eve getirilen nimetlerin çoğu erkeğin çabaları sayesinde elde edilir, ama çoğunun tüketimi kadınların denetimi altındadır. İki taraf da kendine düşen görevi iyi yaparsa evin refahı artar, kötü yaparsa azalır.
Sayfa 18 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Nietzsche Ağladığında
Nietzsche Ağladığında
Belki de evliliğinizi kurtarmanın tek yolu onu bitirmektir. Bu da farklı bir formül 👌🏻
Önceki 3 yanıtı göster
Bir evliliği sürdürmek çoğu zaman onu kurtarmak değildir.Bazen de en büyük incelik ,kalan SON SAYGIyı kaybetmemek adına geride kalan iyi anıları korumaktır🫡
1 yanıtı göster
Ayşegül bir yorumu yanıtladı.
Gerçek dönüşüm
Erich From’a göre insanın en zor kabul ettiği şey şudur:İnsan çoğu zaman yaptığı hatayı bilerek tekrar eder.Bu bir dikkatsizlik ya da şanssızlık değildir.Bu insanın tanıdığı acıyı bilinmeyen mutluluğa tercih etmesidir.From der ki:insan kendini tanıdık olanla güvende hisseder,yeni olan ise belirsizdir ve belirsizlik insan zihni için en büyük tehdittir.Mesela hep aynı insanlara bağlanan birini düşünün her seferinde hayal kırıklığı yaşar ama yine de aynı karaktere bağlı kalır.Çünkü o ilişki biçimi acı verse bile zihnin bildiği bir düzendir.From’a göre burda asıl mesele hata yapmak değildir asıl mesele değişmenin sorumluluğudır.Çünkü değişmek : ‘Artık bunu ben seçiyorum’demektir.Ve seçim insanı özgür kılar ama aynı zamanda yalnız da bırakır.Bu yüzden insan çoğu zaman değişmemeyi tercih eder ,ben böyleyim demeyi benim kaderim bu demeyi…Ama From’un en sert cümlelerinden biri şudur : İnsan kader dediği şeyin büyük kısmını kendi tekrarlarındandan inşa eder.Gerçek dönüşüm aynı hatayı birkez daha yapmak üzereyken durup şunu sorabilmektir: Ben gerçekten bunu mu istiyorum yoksa bu bana tanıdık mı geliyor?Ve belkide özgürlük hiç hata yapmamak değildir.Aynı hatayı artık otomatik olarak yapmamaktır..Çünkü insan alışkanlıklarını fark ettiğinde onlardan uzaklaşarak biraz olsun özgürleşebilir!
Alışkanlıklar kolayca değişecek şeyler olmadığından birey bu davranışı değiştiremeyecek korkusu ve acaba değişebilir miyim endişesi arasında gelgitler yaşayacaktır. Endişe ve korku bireyi hadım eden en büyük iki duygu durumudur bu iki durumu yönetmek de bence yine çocuklukla bağlantılı diye düşünüyorum. Birey çocukluk döneminde hata yapabilir görülüp, endişesini kontrol etmesi öğretildiğinde değişim onun için bir korku, yapabilir miyim bir endişe olmayacaktır. Ebeveynler bireye çocukluktan itibaren korumacı davranmak yerine hatalarından ya da yanlışlarından sonra ona yeniden ayağa kalkıp doğrunun kendisi için hangi istek olduğunu öğretmesini sağlasa bence değişim daha kolay olur. Hoş bunu çocuğuna öğreten kaç ebeveyn var. O da muamma. Biraz Freud'yen gelebilir ama düşüncelerimi paylaşmak istedim.
Adlerin talebesi
Adlerin talebesi
Öncelikle kıymetli yorumunuz için teşekkür ediyorum.. Çocukluk dönemi,yetiştiğimiz aile ve ebeveyn tutumları gerçekten de yetişkinlik dönemimizdeki tepkilerimizi ve seçimlerimizi belirleyen en önemli dönem.Zihnin bir nevi kara kutusu.Yorumunuza tamamen katılıyorum .Kızımı da mümkün olduğunca bu anlayışla yetiştirmeye çalışıyorum. Ama bu alıntıyı benim için değerli yapan:İnsanların ‘’kader’’diye sığındığı şeylerin çoğunun aslında tekrar eden seçimlerimiz olması… Çünkü insan bir noktadan sonra başına gelenlerle değil, dönüp dolaşıp aynı kapıyı çalmasıyla biçimleniyor. Ve insan bunu bilinçli(!) şekilde fark ettiği an;hayat ilk kez dışarıdan değil içeriden değişmeye başlıyor. O kapı açıldığında kader mistik bir yazgı olmaktan çıkıp, insanın kendi elleriyle ördüğü bir ağa dönüşüyor. Çünkü o anda insan ilk kez şunu fark ediyor: Yazgı dediği şeyin kalemi en çok da insanın kendi elindeymiş✍🏻🦋