“ Acı bile çekmiyorum. Her şeyi küçümsemem büyük ki kendimi de gör görüyorum; diğer insanların acısını küçümsediğim için kendi acımı da hor görüyorum ve böylece kendi açımı kendi kibrimin ağırlığı altında parçalıyorum. Ah, fakat sonra daha fazla acı çekiyorum çünkü birinin kendi acısına değer vermesi, gururun altın güneşi ile süslenir. Büyük ızdıraplar, bize acının seçilmiş kişisi illüzyonunu verebilir. “
“ Keşke seni görecek yeni bir bakış açısı, aynı zamanda seni düşünecek ve hissedecek yeni düşünceler ile yeni hisler yaratabilseydim!
Örtüne dokunmaya teşebbüs ettiğimde sözlerim ulaşma çabamın bütün enerjisini tüketiyor ve sert, acı veren bir yorgunluk sözlerimi buza çeviriyor. Yaklaşan fakat asla varamayan bir kuşun uçuşu gibi, aynı bezginlik sen için söylemek istediklerim üstünde geziniyor ama cümlelerimin konusu, içeriği ya da ayak seslerini ya da parıltılarından arda kalan izleri ya da asla yapmadığın hareketlerin üzgün, boş renklerini taklit etmekte yetersiz kalıyor. “
“ Her hareketimizden önce bütün sonuçlarını tahmin etmeye çalışsak, bunları ciddi olarak düşünsek, önce kesin sonuçları, sonra olası sonuçları, sonra rastlantısal sonuçları, daha sonra da hayali sonuçları düşünmeye kalksak, kımıldayamayız bile, tek bir adım atamayız. Sözlerimizin ve hareketlerimizin iyi kötü sonuçları, kuşkusuz, gelecekti bütün günlerimize, hatta bizim bu sonuçları doğrulamak, kendimizi kutlamak ya da başkalarından özür dilemek için artık bu dünyada bulamayacağımız sonsuz günler dahil, oldukça düzenli ve dengeli biçimde dağılır, zaten bu durumun, üzerinde bunca konuşulan ölümsüzlük denen şey olduğunu ileri sürenler de vardır.
“ Doğrudan yakınımda olan şeylerle bile aramda camdan bir duvar vardı ve kendi irademle onu yıkacak gücü bulamıyordum. Bu halimi açıkça görmüş olmam bile içimde gerçekten bir huzursuzluk uyandırmadı, çünkü zaten söylediğim gibi doğrudan kendimi ilgilendiren şeylere karşı bile büyük bir kayıtsızlık içindeydim. Acı çekmek için bile yetersizdim. “