"Her gün biri çıkar, başlar, benim ben demeye,
Altınları, gümüşleriyle övünmeye,
Tam işleri dilediği düzene girer,
Ecel çıkıverir pusudan:Benim ben, diye."
Gökkubbenin altında değişenler yalnızca kıyafetlerdi, yoksa insan hep aynı insandı. İhtiraslar, öfkeler, sevinçler, hüzünler...Zaman ırmağı yalnızca iyiler ile kötülerin maceraları için akıyordu. Bazen iyilerin, bazen kötülerin kazandığı bir dünyada insanlar kah savruluyor, kah güce dönüşüyorlardı. Kulluk, tam da bu noktada şekilleniyor ve her çağın imtihanı kendisine göre iyi ile kötüyü ayrıştırıp elekten geçiriyordu.
Yaşamak, tabiatın en küçük kımıldanışlarını sezerek, hayatın sarsılmaz bir mantıkla akıp gidişini seyrederek yaşamak; herkesten daha çok, daha kuvvetli yaşadığını, bir ana bir ömür kadar çok hayat doldurduğunu bilerek yaşamak...Ve bilhassa bütün bunları anlatacak bir insanın mevcut olduğunu düşünerek, onu bekleyerek yaşamak...