Darlene

6/10
·198 syf.·
2025 5. kitabı
Nevşehir Avanos'lu , siyasal okumuş bir tıp doktoru olan Ercan Kesal , bu kitabında çocukluğundan başlayarak özel hastanecilik ve oyunculuk yaptığı döneme kadar olan tüm hayatından kesitleri bir kaç tema üzerinde başlıklandırarak birkaç paragraftan bazen birkaç sayfaya uzanan ufak hikayelerini derlemiş. Babasının vefatı ile içinde oluşan oyuntunun izleri kitapta da yer yer karşımıza çıkıyor. Kitap ismini de babasının "Peribacalarında Peri gazoz içilir" sloganıyla ürettiği ve sattığı Peri gazozu'ndan alıyor. Kendisini de kitapta sık sık 8-9 yaşlarında gazoz dağıtan Ercan olarak görüyoruz. Anıları ve Anadolu'daki gerçek yaşamdan alınan öyküleri ile yıllar geçse de hiç değişmeyen Türkiye'ye kah sitem ediyor kah akıl verip iyi dileklerde bulunuyor. Pratisyenlik anıları kesişimimiz olduğu için ben de çok yer edindi. Üzerinde daha çok emek verilip iki üç defa elden geçmesi ile daha edebi bir eser olabilirmiş. Puanımı sırf bu yüzden kırdım. Alelacele yazılmış bir günlük veya anı defteri gibiydi. Hızlıca okunabilecek bir kitap ve samimi eleştiri ile yazılmış anılar. İyi okumalar...
Peri GazozuErcan Kesal · İletişim Yayınevi · 20196bin okunma
10/10
·239 syf.·
2025 4. kitabı
“Her duygusal ilişki aslında bir saldırganlık ihtimali taşır, insan ne kadar çok kişiyle yakın ilişki kurarsa o kadar çok tehlikeye de maruz kalabilir.” Kitapta Macar bir yazar kadının aynı topraktan yetişmiş bir kapıcı kadınla ilişkisini anlatıyor. Kapıcının adı Emerenc. Yazar kadın ise gerçek yazarımız Magda'nın ta kendisi. Yazar'a bir yerde Magduşka diye seslendirmesi ile teyit ediyoruz bunu. Olay örgüsü kitaba hız kazandırıyor, o kısım da çok güzel fakat ben duyguları anlama, algılama ve yaşama, yorumlama biçimlerine bayıldım. Emerenc'in farklı bir yaşam tarzı var, farklı bir sevme biçimi, farklı bir şekilde değer verme ve değer görmeyi isteme biçimi. Alışılagelmişin katmanlarca dışında.. Biz neden duyguları, ilişkileri -bildiğimiz yollardan geçmezse- o duygu saymıyoruz. Neden bu kadar kendimize subjektifiz. Bir öfkenin aslında üzülme, bir tepkisizliğin ise çok yoğun sevinmekten ne yapacağını bilememe hâli olduğunu düşünemiyoruz. Mesela Emerenc kitabın bir yerinde üvey babasından bahsediyordu, Emerenc'i dövüp tarlaya çalışmaya gönderişini anlatırken 'sakın yanlış anlamayın, kötü biri değildir' diyordu. Açıklıyordu sonra o şöyle bir insandır, kötülüğümüzü istemezdi, şundan şundan böyle yapardı. Nasıl kötü olmaz Emerenc diyesi geliyor insanın, iyi olabilir mi küçücük çocuğu dövüp çalıştıran insan? Evet olabilir. Hayatta kusursuzluk var mıdır ki bir davranışı etiket olsun. Benim en çok yaptığım hata burası. Hala içinden çıkamadığım ilişkiler var bu yüzden. Nasıl anlamazsın diyordu kitapta Emerenc, nasıl olur da anlamazsın sana ihtiyacı olduğunu, seni beklediğimi, onun ne istediğini... Magda soruyor aslında bizlere Emerenc'in ağzından, "Nasıl anlamadın sevdiğinin seni istediğini, seni beklediğini, sana ihtiyacı olduğunu, hiç mi anlamadın, onu hiç tanımadın mı? Yazık!
KapıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20212,602 okunma
8/10
·483 syf.·
2025 2. kitabı
"pir sultan'ı düşün anne şeyh bedrettin'i börklüce'yi torlak kemal'i düşün anne hala kanaması nedendir faşizmin göğsünde utangaçlığı bile vuramadan yanaklarına yaşının onsekizinde ölümüne pervasız yürüyen ince bilekli çıplak ayaklı tanya'nın. deniz'i düşün anne her mayıs şafağında uzun uzun döverken darağaçlarını ve o şafaktan doğma onbir yaşını çiğneyip yürüyen çocukları insanları düşün anne düşün ki yüreğin sallansın düşün ki o an güneşli güzel günlere inanan mutlu bir yusufçuk havalansın" Şeyh Bedrettin'in adını muhtemelen Osmanlı'da adı geçen isyanından duymuşsunuzdur. Ben Ahmet Kaya'nın şiirinde duymuştum. Şeyh Bedrettin'i , Börklüce Mustafa'yı, Torlak Kemal'i. Babası da kadı olan Bedrettin Osmanlının kazaskeri, aynı zamanda da bir İslam alimidir. Gel gelelim İslamı yorumlayış biçimi ölümüne neden olmuştur. Timur'un seferleri sonrası Yıldırım Beyazıt'ın esir alınması ile tahtta oluşan boşluk, yöneticilerin halkı ezmesi, Bedrettin ve arkadaşlarının ilkel komünizm ayaklanmasına neden olmuştur. Yarin yanağı hariç herşey ortaktır anlayışı ile isyan çıkaran Bedrettin'in hikâyesini Radi Fiş tarihsel ve felsefi bir dille anlatmış. Kendine sosyalist diyen herkesin okuması gereken bir kitap...
Ben de Halimce BedreddinemRadi Fiş · Yön Yayınevi · 1995505 okunma
10/10
·228 syf.·
2025 3. kitabı
"Bazı geceler elindeki romana dalıp beni unuttuğunda veya içtiği sigaraların sayısı arttığında, kalbinde yeni bir yara mı açıldı diye merak ederdim. Ben sormazdım, o da anlatmazdı." Kitap da benim içimde öyle bir yara açtı. Ah İstanbul, İstanbul... Her hikayelerin sonuna çıkan İstanbul. Ne tatlı hikayeler, ne samimi bir dil, ne içten bir anlatım. Bir çırpıda bitiverdi. Keşke bitmeseydi dedirten cinsten. Dün bugün yarın, geçmiş ve gelecek, özgürlük ve esaret. Hayaller ve gerçekler, umut ve sevgi, kötülük ve iyilik. Herşeyi içinde barındıran bir kitaptı. Burhan Sönmez'i bana öneren tanıdığım en iyi okuyucu'ya sevgilerimle
İstanbul İstanbulBurhan Sönmez · İletişim Yayınları · 20191,290 okunma