“Bu ‘bana ne derler’ durumu sevimli, saygılı ama içi boş insanlar yaratır. İpleri başkalarının elinde olan kukla misali. En zor anlarda bile hissettikleri ‘makbul olan’ olacaktır.”
“Kendini toparlamak için duranların vakti de ne denli kısıtlıdır. Belki yirmi yedi yaşına kadar çok fazla düşünmeden kaderimizin peşinde sürüklenir dururuz. İstikbalimizi elimize almaya kalkışınca da bir çarkın parçası gibi kalıveririz. Uyku hayatımızın üçte birini alır. Sıradan günlük işler, giyinmek, yemek yemek, sindirmek, hastalıklar, huzursuzluklar derken verimli çalışmaya ayıracağınız zaman çok az kalır. Günler birbirini takip eder ve olayın farkına varınca da yaşlanmış oluruz.”