Sanıyorum ki dünyanın her yerinde durum şöyledir : Bir şeyler yaşanır, bir yaşam başlar, bir yaşam biter, bir kadın öldürülür, bir çocuk istismar edilir … herkes bir şekilde bunu bilir ama susar. Suskunluk ilk ailede başlar bazen sonra topluma sirayet eder. Korkuyla, çekingenlikle kadınlar, çocuklar neye maruz kalırsa kalsın susmaya alıştırılır.
Sonra ülkemizin ya da dünyanın herhangi bir yerinde o bağırmaktan artık kesilmiş sesler dile gelir, cesaretlenir ve söyler
“Amcamdı,
komşuydu , korktum, konuşamadım”
O küçük çocuklar daha yaşama başlamadan dünyanın daha doğrusu insanın pisliği ile yüzleşirler , bu tüm coğrafyalarda böyledir. O yüzden Firdevs bir sokak ötede de yaşıyor olabilir bün fersah ötede. Değişen tek şey isimler sadece
Kendi isminin hakkını bu kadar iyi verebilen ender kitaplardan biri “Sıfır Noktasındaki Kadın” … Kısacık ama ağırlığı altında hepimizin ezildiği bir kitap . Hayatsız bir kadın olan Firsevs’in baba, anne sevgisinden mahrum çorak bir ailede var olamama öyküsü.
Defalarca umut edip her defasında yıkıma uğrayan Firsevs’in korkusuz bir deve dönüşmesinin hikayesi.
Sıfır Noktasındaki Kadın veya orijinal ismiyle “Woman at Point Zero”, Mısırlı aktivist yazar Neval El Seddavi’nin
Yazarın, Katalan Cezaevi’ne yaptığı psikiyatri temelli ziyaretleri sırasında adını gardiyanlardan duyduğu Firdevs isimli idam mahkûmu ile görüşmesi sonucu ortaya çıkıyor kitap.
Firdevs’in yaşamı erkek egemenliğinin dinle daha da yoğrulup katılaştırıldığı bir toplumun içinde bir kadın olarak tüm kadınlar gibi var olmaya çalışır. Ancak yaşam, özgürlük, evlilik, eğitim ne varsa hepsi erkek egemenliğindedir. Kadın ise erkeğe hizmet etmek için vardır ve kıymeti yoktur. Kitabın şu bölümü kız çocuklarının , kadının kıymetsizliğini korkunç bir şekilde dile getirir sanırım