Mutsuz olmak, melankoliyi anlatıyor. Melankolinin zanneettigimiz kadar korkunç olmadığını. İnsanın yaşamını bütün olarak ele alması ve kabullenmesi gerektiğini. İnsanı mutsuzluk ve mutluluk gel gitlerinin mecburi varoluşuna ve mutluluk kadar mutsuzluğu da sevmeye çağırıyor.
İnsanlığı yaşamı her şeyiyle kabul eden bir barışmaya davet ediyor.
Düşündürdüğün her şey için teşekkürler
Hayat işte...
Ölümü yazıp başlığını yaşamak koyuyorsun..
Ölmek için yaşamak.. Sıran gelsin diye yaşamak.. Gün geçsin diye yaşamak..
Düşündürdüğün her şey için teşekkürler
İnsan deriz hep.. "Düşünen tek varlık.." Gurur! Peki düşünmek ne işe yarar? Yani "düşünen tek varlık" bizsek eğer bu düşünme yetisi nefes almak, sabah kalkmak, akşam yatmak olamaz. Olmamalı.
Kitapların gösterişte çoğaldığı ama düşünce dünyası olarak yok olmaya yüz tuttuğu bir çağı anlatıyor kitap.
Tanıdık geliyor mu?
Söylenecek başka bir şey de yok aslında..
Düşündürdüğün her şey için teşekkürler
Sevgi, tutku ya da sadece saplantı?..
Arzularımızı kontrol altında tutmazsak onlar bizi kontrol altında tutarlar. Ki bu ziyan edeceğimiz bir ömrün ilk adımları demek.
Sevgi bambaşka bir şey. Tutku bambaşka bir şey. Saplantı tamamen bambaşka bir şey.
Kitap bunu samimi ve net bir dille anlatıyor. Ve ben zaten yargılamıyorum. Ama adı tutku anlattığı saplantı. Yani en azından benim bilgim ve okuduğumdan anladığım kadarıyla..
Yaralar bazen bizi savunmasız bırakır. Neyi neden yaptığımızı biliyoruz sanarız, ama bilmeyiz. Anlamlı olduğunu zannettiğimiz birçok şey tek taraflıdır. Anlamlı değildir. Bu insanın içinde büyüyen bir şey haliyle. Taki farkındalık duyguları alt edip maymun gözünü açana kadar.
Düşündürdüğün her şey için teşekkürler
Bazen sahtelik yorsa da görmezden geliriz. Ailedir çünkü. Arkadaştır çünkü. "Yakın" dır çünkü.. Kalbe ne kadar uzak olduğunu görmemize engel olur o "yakın" lık. Sınırlarımız ihlal edilir, susarız.
Bu kitapta bu konuya çıktı benim zihnimde. İlk kitapta ben inandım büyüye ve şöyle düşünüyorum:
Onu sevenler nefret etmeye başladıysa adam önceden hayrandı. Neden değişmedi, nefret etmedi? Aşıktı büyü dışarda kaldı vs.
Sonra olay büyü müyü yoka öyle geldi ki.. Durdum kaldım.
Eğlenceliydi.
Para konusuna değinmek istiyorum bir de. Neticede erkek karakteri mecbur eden "para".
İnsan hayatının bile paraya muhtaç olması..
Sağlık, ticarete dökülebilecek bir şey mi?
Zavallıca..
Sevdiğin insanların çaresizlik sebebinin para olması.. Ve aslında o meblağlara gülüp geçen insanların da olması..
Dengesiz..
Düşündürdüğün ve hissettirdiğin her şey için teşekkür ederim.