Tolunay Han

Hürriyet
«İnsân başıboş bırakıldığında kötülüğe, hayvanlığa meyleden bir yaratık, “canlıların en canavarı”, “en orijinal canavardır”. Bu bağlamda hürriyet kavramını olumsuz bir içerikle doldurur Atsız. Hürtiyet kelimesine genellikle “hürriyet sarhoşluğu”, hayvanlaşma, ahlâksızlık, uyuşturucu, alkol, zina, suç, hırsızlık, toplum düşmanlığı, vatana ihanet eşlik eder.»
Sayfa 162 - Altıncı Bölüm - Ölüm, Savaş, Görev·Kitabı okudu
Atsız'a Göre Eğitim
«Okullarda karma eğitimin kaldırılması; kadın öğretmenlerin erkek öğrencilerin dersine girmemesi; tiyatro gibi derslerin kaldırılması; kılıç, güreş, cirit gibi milli sporlara ağırlık verilmesi; lise müdürlerinin yüksek rütbeli subaylardan olması; okullarda askerî kanunların ve ceza sisteminin geçerli olması; hakikî süngü ve kılıçlarla talim ve çarpışmaların yapılması; okullar arası gerçek savaş müsabakalarının yapılması kışla okul projesinin unsurlardır. Çarpışmalarda “tehlikeli yaralanacak” çocuklar için de "zararı yok” deyiverir Atsız; eğitim zayiatlarının milli ülkü yolunda önemi yoktur. Öğretmenlerin ilk görevi “Türk çocuğuna askerliği” aşılamaktır ki Atsız da öğretmenlik kariyeri boyunca bunu yapmaya çalışmıştır.»
Sayfa 161 - Altıncı Bölüm - Ölüm, Savaş, Görev·Kitabı okudu
Askerler
«Bir fikir yolunda “mihneti kendine zevk etmenin sırrı” vardır askerlerde. Savaş, görev, fedâkârlık, disiplin, çilecilik gibi en yüksek insanî hasletler en çok askerlerde gözüktüğü için onlar üstün insanlardır; toplumun seçkinleridir.»
Sayfa 160 - Altıncı Bölüm - Ölüm, Savaş, Görev·Kitabı okudu
Bugün ve Gelecek
«Bugün ve gelecek, ileriye doğru genişleyen ve ölümden ve ölülerden başka bir şey biriktirmeyen sonsuz bir dündür aslında. Bu dünün sözcüsü olarak Türkçülük; “hesapsız fedakârlıklar”, “amansız bir vazife ahlâkı”, “kan ve can vergisi”; “kan akıtmak ve ölmek mükellefiyeti” talep eder.»
Sayfa 158 - Altıncı Bölüm - Ölüm, Savaş, Görev·Kitabı okudu
Savaşmamak
«"Uzun zamandır savaşmayan milletlerde ahlâki bir bozulma”, toplumsal bir “çürüme” görüldüğü” için Atsız, Türk milletinin uzun süredir savaşmamış olmasından kaygı duyar. Zirâ, Türk tarihindeki en uzun barış devresi ancak 23 yıl sürmüştür.»
Sayfa 156 - Altıncı Bölüm - Ölüm, Savaş, Görev·Kitabı okudu