Erkekler baba olsalar da ideallerine bağlılıktan geri kalmıyordu. Ne var ki, erkeğin çocuğa fiziksel katkısı anlıktı;kadınınkiyse yıllarca sürüyordu - bir tek insanla haşır neşir olmak, insanlığın geri kalanının dışlanması demekti. Bunlardan birini öbürüne yeğlemem imkansızdı.
Doğacağım yeri seçecek durumda olsaydım, insanların yetilerinin erimiş yani iyi yönetilmek olanağı ile sınırlanmış büyüklükte olan, herkes kendi yaptığı işe yettiği için kimsenin kendi yükümlü olduğu işi yapmak üzere başkalarını görevlendirmek zorunda olmadığı bir toplumu;herkes birbirini tanıdığı için karanlık manevraların ve erdemden doğan manevraların ve erdemden doğan alçakgönüllülüğün halkın gözünden ve yargısından uzak kalamayacagı,birbirini bilip tanımak tatlı alışkanlığının yurt sevgisini kuru toprak sevgisi olmaktan çıkartıp yurttaş sevgisi haline getireceği bir Devlet'i seçerdim.
Ancak Tanrı bilebilir neden böylesine sevdiğimizi, nasıl böyle değerlendirdiğimizi ,usul usul kurduğumuzu ,çevremizde büyüttüğümüzü ,yıktığımızı sonra ,her an yeniden yarattığımızı...