"Hayatında ilk kez, bir şeyi gizli tutmak istiyorsan onu kendinden de gizlemen gerektiğini anlıyordu. Gizlediğin şeyin orada olduğunu bilmeli ama gerekmedikçe adını koymamalı, belirli bir biçime bürünüp bilincine yansımasına asla izin vermemeliydin."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Uzanıp elimi tuttu. Içimde tuhaf bir sıcaklık hissettim. Belki hayat hakkında bu kadar umutsuzluğa kapılmakta aceleci davranmıştım. Belki benim de yolumu gözleyen hoş sürprizler vardı. Daha birkac saat önce o elim bir sadistin avuçlarında değil miydi?"
Okuduğum ilk Ahmet Ümit kitabı olan Bab-ı Esrar. Beni başkarakterimiz Karen Kimya ile birlikte Londra'dan Konya'ya uzanan çok güzel bir yolculuğa çıkardı. Kitap mistik detaylar içeren, sürükleyici; rüyalar, tasavvufi bir aşk anlayışını işleyen bir kurguya sahipti. Mevlana ve daha gölgede kalmış olan Şems Tebrizi'yi benim çok beğendiğim bir dille anlatmıştı. Ümit'in ilk kitabından güzel ayrıldım ve içimde mistisizme karşı bir ilgi oluşturdu. Yakın zamanda bir başka kitabında bulusmak üzere..