Eski Cumhuriyet döneminde Romalı kadının dünyada bir yeri vardır, ama soyut haklarla bağımsızlıktan yoksun olduğu için eli kolu bağlıdır; çöküş dönemindeki Romalı kadınsa, somut alanda hâlâ erkeklerin egemen olduğu bir dünyada, işe yaramayan bir özgürlüğe sahip dişinin canlı örneğidir: "boş yere" özgürdür.
Hey hudutsuz deniz,
Göğsünde bir gemi hareket ediyor, açmış bütün yelkenlerini, en üst küçük yelkenini bile.
Flaması uçuyor ta havalarda, öyle görkemle daha da
hızlandıkça tekne—altında rakip dalgalar da atılıyorlar ileriye,
Sarıyorlar çevresini geminin parlayan, kıvrılan devinimlerle, köpüklerle.
Mirasçı için baba toprağını işlemekle, babadan kalma tanrılara tapmak tek ve aynı zorunluluktu: böylece o yerin, hem altında hem üstünde atalarının yaşamını sürdürmektedir