Kabil, din felsefesine ilişkin temel sorunların, Hristiyanlık ile Yahudilikten temelini alan ve İslamiyette de yerini bulan Adem-Havva, Habil-Kabil, Nuh-Eyüp ve Musa peygamberlerin çeşitli rivayet ve mucizelerinin incelenmesi, bunların basit bir hikaye haline getirilerek sorgulanmasına ilişkin, ironi ve mizah dilinin kullanıldığı, alışık olmadığım bir yazım tarzına sahip felsefi bir hikaye...
Eser, felsefeye adım atmamış ancak meraklı kişiler için felsefeye karşı iştah açtırıcı, felsefeyle fazlasıyla haşır neşir olmuş kişiler için basit ama eğlenceli bir hikaye, dinsel hassasiyetleri olan ve bu konuda eleştiriye tahammülü olmayan okuyucular için ise rahatsız edici olacaktır. Ancak bakış açısına getireceği yenilikler sebebiyle okunmasını tavsiye ederim.
Son olarak açıkçası; bırakın doğrudan felsefi eserleri, edebi olarak nitelendirdiğimiz bir çok kitapta, Türk ve Dünya Klasiklerinde bile; yaradılışa, varlığa ilişkin felsefi fikirlere rastlamak fazlasıyla mümkün iken, bu eserin büyük bir felsefi değerinin olduğunu düşünmüyorum. Zaten inançlara karşı alaycı tavrı tasvip etmiyor ve felsefe yapılacaksa bu konuların ancak akademik boyutta tartışıldığında dikkate değer olduğunu düşünüyorum. Buna rağmen bence eseri okunur kılan şey ise yukarıda bahsettiğim farklı üslubudur...
Allah’ım nolur bu son olsun. Dün ilk şehidimiz Musa Özalkan’dan sonra bugün de ikinci şehidimiz, Üsteğmen Oğuz Kaan Usta ’mızı şehadete uğurladık... Başımız sağolsun.
Bayrak için, vatan için çıkılan mukaddes yolda Cenab-ı Allah yar ve yardımcımız olsun. Mekanları cennet olsun.