2025 Ocak ayında Rollo May'in Kendini Arayan İnsan ve Yaratma Cesareti kitaplarını okuyarak bir psikoloji okuma ayı yapıyoruz! Kitap okuma grubuma katılmak isterseniz bana mesaj atabilirsiniz. 🤓
Uzun zamandır düşündüğüm bir konu olan sanal okuma grubumu 5 yıldır devam ettiriyorum. Şu an farklı meslek gruplarından pek çok okur arkadaşımız gruba üye olmuş durumda. Peki, bu okuma grubunda neler var?
• Her ay benle beraber okuduğunuz 2 kitapla birlikte kitapları unutmamayı kendimize katmaya çalışıyoruz.
• Okunan kitapları Google Meet aracılığıyla karşılıklı canlı yayınlarla tartışabiliyoruz. Canlı yayınlara katılım zorunlu değil, hepsi kayıt ediliyor zaten.
• Kısa hayatlarımızda okuduğumuz kitaplardan maksimum verim almaya çabalıyoruz.
• Farklı türlerde ve farklı ülke edebiyatlarından kitaplar ve yazarlar tanıyıp okuma alışkanlığımızı ve kültürümüzü geliştiriyoruz.
• Bir kitabı okuduktan sonra o kitabı değerlendirebileceğimiz yardımcı kaynaklar ve makalelerle o kitabı pek çok farklı yönden tartışabiliyoruz.
• Benim eedebiyat, felsefe, psikoloji ve siyaset bakış açılarımla kitapları değerlendirmemin yanı sıra okuma grubundaki diğer arkadaşların mesleklerinin bakış açılarıyla da kitapların nasıl değerlendirilebileceğini öğrenmiş oluyorsunuz.
• Açtığım canlı yayınlarla birlikte karşılıklı eleştiri ve tartışma ortamının içinde bulunabiliyorsunuz.
• Yukarıdaki maddelere ekstra olarak bir de Telegram kitap grubunda istediğiniz soruları bana sorabileceğiniz bir grubumuz var, her ay okuduğumuz kitapları da oylamayla oradan seçiyoruz.
Şimdiye kadar okuma grubu ile birlikte okuyup tartıştığımız kitaplar ve izlediğimiz filmler:
Mayıs 2020, Albert Camus ayı:
Albert Camus, Sisifos Söyleni ve Yabancı
Zeki Demirkubuz, Yazgı filmi
Haziran 2020, Johann Wolfgang Von Goethe ayı:
Johann Wolfgang Von Goethe, Genç Werther'in Acıları ve Faust
Philipp Stölzl, Goethe’nin Bir Aşkı
2025 Ocak ayında Rollo May'in Kendini Arayan İnsan ve Yaratma Cesareti kitaplarını okuyarak bir psikoloji okuma ayı yapıyoruz! Kitap okuma grubuma katılmak isterseniz bana mesaj atabilirsiniz. 🤓
Uzun zamandır düşündüğüm bir konu olan sanal okuma grubumu 5 yıldır devam ettiriyorum. Şu an farklı meslek gruplarından pek çok okur arkadaşımız gruba üye olmuş durumda. Peki, bu okuma grubunda neler var?
• Her ay benle beraber okuduğunuz 2 kitapla birlikte kitapları unutmamayı kendimize katmaya çalışıyoruz.
• Okunan kitapları Google Meet aracılığıyla karşılıklı canlı yayınlarla tartışabiliyoruz. Canlı yayınlara katılım zorunlu değil, hepsi kayıt ediliyor zaten.
• Kısa hayatlarımızda okuduğumuz kitaplardan maksimum verim almaya çabalıyoruz.
• Farklı türlerde ve farklı ülke edebiyatlarından kitaplar ve yazarlar tanıyıp okuma alışkanlığımızı ve kültürümüzü geliştiriyoruz.
• Bir kitabı okuduktan sonra o kitabı değerlendirebileceğimiz yardımcı kaynaklar ve makalelerle o kitabı pek çok farklı yönden tartışabiliyoruz.
• Benim eedebiyat, felsefe, psikoloji ve siyaset bakış açılarımla kitapları değerlendirmemin yanı sıra okuma grubundaki diğer arkadaşların mesleklerinin bakış açılarıyla da kitapların nasıl değerlendirilebileceğini öğrenmiş oluyorsunuz.
• Açtığım canlı yayınlarla birlikte karşılıklı eleştiri ve tartışma ortamının içinde bulunabiliyorsunuz.
• Yukarıdaki maddelere ekstra olarak bir de Telegram kitap grubunda istediğiniz soruları bana sorabileceğiniz bir grubumuz var, her ay okuduğumuz kitapları da oylamayla oradan seçiyoruz.
Şimdiye kadar okuma grubu ile birlikte okuyup tartıştığımız kitaplar ve izlediğimiz filmler:
Mayıs 2020, Albert Camus ayı:
Albert Camus, Sisifos Söyleni ve Yabancı
Zeki Demirkubuz, Yazgı filmi
Haziran 2020, Johann Wolfgang Von Goethe ayı:
Johann Wolfgang Von Goethe, Genç Werther'in Acıları ve Faust
Philipp Stölzl, Goethe’nin Bir Aşkı
"Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. İçimdeki sıkıntı eridi."
Aylak Adam denince, okumamış olsak bile çoğumuzun aklına ilk olarak yukarıda yazdığım alıntı gelir. Hemen hepimiz bir yerlerden duymuş veya okumuşuzdur. İçimizde bazen büyük sıkıntılar biriktirirken, niteliksiz kalabalıkta bu sıkıntıyı eritecek birilerinin olmasının ferahlatıcı etkisini iki cümle ile öğreniyoruz kitaba başlarken. Devamında ise 'altı çizilmelik' bir çok cümle ile karşılaşıyoruz.
Yusuf Atılgan; 1950'li yılların sonundan, günümüze de ışık tutacak sorunları kalıpların dışına çıkarak aktarmak istemiş okuyucusuna. Şehirlerin dolup taştığı, yaşamın ve zamanın hızlandığı; insanların, önce kendilerini, sonra başkalarını oturup dinlemeye vaktinin olmadığı, tekdüzelik ve vasatlığın başarı sayıldığı bir dönemden sesleniyor bu çağın insanına. "Belki de İnsanlar kendi kendilerini düşünmek, hayaller kurmak için yeteri kadar yalnız kalamadıklarından anlayışsız oluyorlardı." diyerek, yalnız kalma korkusu ile bir gruba ait olmanın, durup soluklanmaya ve düşünmeye vakit ayıramamanın sarsıcı etkisini anlatıyor.
Bütün bunları ve elbette ki daha fazlasını yaparken, oluşturduğu karaktere bir isim koymuyor. "Bay C." diye tanıyor okuyucu "Aylak Adam"ı. Okuyucusunun bu konu üzerine kafa yoracağını düşündüğünden olsa gerek, "Bence insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır." diyerek konuya açıklık getiriyor. Belki de "Aylak Adam"ların olduğu bir dönemde, işi tek bir kişiye yıkmak istemedi. Belki de kendimizi Bay C. yerine koymamızı, ona bakarken kendimizden bir şeyler bulmamızı istedi. Kendine ve topluma yabancılaşmış birinin klasik bir adının olması ona ters gelmiş olabilir. Sebepleri çoğaltabiliriz...
Evet, Bay C. kendine ve yaşadığı topluma yabancılaşmış bir karakterdir.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 201771bin okunma
Bu kitap yorumunu Instagram'daki "alintilarlayasiyorum" profilimde de okuyabilirsiniz: instagram.com/p/C4QpBYJtuek
İlk kez adet gören genç kızların kırbaçla dövüldüğünü ve hatta adet görmenin zamanında yedi günahtan biri olduğunu biliyor muydunuz?
Bu incelemeye yorum yazan bütün kadınlara bir kitap önerisi hediye ettim. Yeni kitap önerileri için bu incelemenin yorumlar kısmına bakabilirsiniz.
Hepimiz 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kendi cümlelerimizle kutluyoruz. Ben ise henüz okuyup bitirdiğim ve kitap okuma grubumda da bu ay okuyup tartışacağımız bu kitabı incelemek istiyorum. Çünkü binlerce yıldır sonlanmamış bir kadın düşmanlığının tam da içinde yaşıyoruz.
İncelemenin ilk paragrafında dediğim şeyler ise yalan değildi. Hepimizin yaşadığı bu dünyanın içinde birtakım kültürlerde adet görmek ve kadının kendi cinsel potansiyelinden zevk alması günah sayıldığı için şok edici bazı yollara başvurulmuş…
Güney Amerika’nın bazı kesimlerinde ilk kez adet gören genç kızlar yüksek bir hamak içine yatırılıp kırbaçla dövülüyormuş. Hindistan’ın bazı kesimlerinde ise adet gören genç kızlar, uzun ve mutlu yaşamı engelleyen bir işaret, hatta bir günah olarak sayılıyormuş… Bak sen şu vajinanın işine!
Meğer her şey bu vajinanın ve onun baş yaveri klitorisin başının altından çıkmış. Adem’i cennetten kovduran bizzat Havva’ymış. Toplumlara yıkım getiren ve hatta zamanında vebadan kırılmalarına sebep olan kadının ta kendisiymiş. Erkeklerin kendilerini “errrrkekkkk” olarak kabul etmesi için bütün kadınlara düşmanlık duyması gerekiyormuş.
Durmamış erkek sonra… Yunan mitolojisinde kendisine Pandora adındaki ilk kadını yaratmış ki, kadın cinsi erkeklere verilmiş bir ceza olarak algılansın. Böylece erkeğin cinsel arzusunun ve günaha yönelmesinin esas kaynağı o günden