Yaşamak kitabında baba oğul mektuplaşmalarından çok etkilenmiştim. Peki dedim ben de kızıma Cahit abinin babacığı gibi nasihatler etsem güzel olmaz mı? Olurdu elbette. Ama o esnada 3 yaşında olan kuzumla mektuplaşmamız zor olurdu. O zaman dedim madem, ben yazayım sonrasına nasihat kalsın. Evet, bu fikir güzeldi. Ve ilk tarihini 2015 yılında başladığım kızıma nasihatler, muhabbetler defterini karalamaya devam ediyorum. Geçen baktım en son tarih 2017 yılında kalmış. Düşünsenize anlatacak ne çok şey birikmiş... İlk yazdıklarıma bakıyorum da çok fırtınalı şeyler var. Şimdi ise daha selim şeyler oluyor; büyümüşüm herhal, oturmuşum ellam. Geçen kızımla konuşurken bu defterden bahsedince:
-Ne yani sen öldükten sonra ben okuyup okuyup ağlayacak mıyım? dedi.
-Hiç olmazsa babanla muhabbet edip ağlar, boşa ağlamazsın. dedim.
Gerçi bu profilim de benden sonraya kalsa ben kızım için hiç ölmem gibi bir şey. Neyse, ölmekten çok bahsettik duayla kapatalım: Rabbim hayırlı ölümler versin cümlemize; âmin.
Evet, ben bir güzelle söyleşmeye gidiyorum...
Çok güzel bi düşünce. insan evladı için böyle ince düşünülmüş bolca da emek sarfedilmiş, vakit ayrılmış bir hediye bırakması çok kıymetli. Rabbim ince düşünceli babaların sayısını çoğaltsın Âmiin
Günler yağmur alacasını giyindi
Bulutlar indiler yere birer birer
Sabahlar düşlerimiz kadar kısa
Akşamlar ömrümüzün garipsi yükü
Havada gurbet sürgünü türküler.
Herkes kendi yalnızlığında yitik
Erir bir suskunluğun tüneklerinde
Hangi el aralar hangi yüz girer
İçimiz sevgilere kapalı nicedir
Dışımız eğreti yalan giysiler.
Bu çat ayazlarda günsüz güneşsiz
Unuttu gülmeyi nicedir yüzlerinizi
Aydınlığı kirli sislerde silik
Kan sularda yüreğimiz umut gemisi
Bir kuzey yıldızında kaldı gözlerimiz.