MADAM DE SAINT-ANGE:
Bir kadın hangi durumda olursa olsun, sevgilim, ister kız, ister kadın, ister dul, kendini sabah akşam düzdürmekten başka arzusu, meşguliyeti, amacı olmamalıdır: Doğa onu bu biricik amaç için yarattı; ama, bu niyeti yerine getirmek için çocukluğunun tüm önyargılarını ayaklar altına almasını istiyorsam eğer ondan, ailenin emirlerine en kesin itaatsizliği buyuruyorsam ona, ebeveynlerinin tüm öğütlerini en kesin biçimde aşağılamayı buyuruyorsam ona, kabul etmelisin ki Eugénie, kırılması gereken tüm engeller içinde bir an önce ortadan kaldırılmasını öğütleyeceğim engel elbette evlilik engeli olacaktır.
Gerçekten de Eugénie, baba evinden ya da yatılı okuldan henüz çıkmış genç bir kız düşün, hiçbir şey bilmiyor, hiçbir deneyimi yok, hiç tanımadığı bir erkeğin kollarına hemen atılmak zorunda, sunakların dibinde bu adama itaat yemini etmek zorunda, bu öyle haksız bir sadakattir ki genellikle yüreğinin en derininde duyduğu en büyük arzu, sözünü tutmamak olur. Eugénie, yeryüzünde bundan daha korkunç bir yazgı olabilir mi? Yine de o genç kız artık bağlanmıştır; kocası hoşuna gitsin gitmesin, ona ister yumuşak davransın isterse de kötü muamele etsin, şerefi bu yeminlere bağlıdır: Eğer yeminine engel olursa lekelenir; kendinden vazgeçmesi ve boyunduruğu sürdürmesi gerekir, acıdan ölme pahasına da olsa... Hayır, Eugénie, hayır, biz kesinlikle bu amaç için doğmadık; bu saçma yasalar erkeklerin eseri, bunlara boyun eğmek zorunda değiliz. Boşanmak bizi tatmin edebilir mi? Hayır, kuşkusuz. İlk bağlandığımız kişide kaçırdığımız mutluluğu ikincisine bağlanmakta bulacağımızı kesin olarak kim söyleyebilir? O halde, bunca saçma düğümlerin tüm kısıtlamalarından gizlice kurtaralım kendimizi, bu türden düzensizliklerimiz, ne kadar aşırıya vardırsak da, doğayı asla ihlal