Sanırım, gerçekten yalnız olduğunuzu fark ettiğinizde çoğu zaman yaptığınız şey paniğe kapılmaktır. Bundan kurtulmak için apar topar kaçar, gruplara-derneklere takımlara, kalıplara, sığınırsınız. Birdenbire tıpatıp ötekiler gibi giyinmeye başlarsınız. Aslında görünmez olmanın bir yoludur bu. Kot pantolonunuzun yırtıklarını yamama biçimi bile sizin için son derece önemli bir şey haline gelir. Çünkü yanlış yamadığınızda o gruptan olamazsınız. Gruba ait olmanız gerekir. Aslında tuhaf bir söz bu, biliyor musunuz? "Ait." Neye ait? Onlara mı ait? Ötekilere ait. Hep birlikte. Birlikten kuvvet doğar. Ben, ben değilim. Ben basketbolda bir başarı belgesiyim. Popüler bir çocuğum ben. Ben arkadaşlarımın arkadaşıyım. Honda marka bir motorun siyah derisiyim ben. Bir üyeyim ben. Bir yeniyetme. Siz beni görmezsiniz. Tek gördünüz, bizdir. Biz, biz isek güvendeyizdir.
"Sen de Ötekiler gibiydin genç," diye dudak büktü ona. "Senin de ahlakın, bilgin tıpkı onlarınki gibiydi. Kendi adına düşünüp kendin gibi davranmıyordun. Senin de fikirlerin, tıpkı giysilerin gibi başkaları tarafından üretilmiş; eylemlerini toplumsal onay biçimlendirmişti."
Korkma...
Korktukça sen, hızlanıyor kanını emişi sülüğün, korkma... Sen korktukça soluyor ufalıyor bu beden. Korku adamı küçültür, mücadele ve cesaret büyütür, korkma...