Leyla Usta Artar

10/10
·308 syf.··
2018 67. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2018 00:59
“Bizim hakkımızda yazabileceğim daha pek çok hikâye var. Ancak anlattığım hikâye bu. Anlatmamı istediği hikâye bu. Sözümü tuttum. Dünyanın kara ormanına dalan Hansel ve Gratel gibiydik. Asla hayal bile edemeyeceğimiz cazibelerin, cadıların ve iblislerin yanı sıra ancak bir kısmını hayal ettiğimiz ihtişamlarla karşılaştık. Bu iki genç adına hiç kimse ne konuşabilir ne de birlikte geçirdikleri günler ve geceler hakkında doğruyu söyleyebilir. Bunu sadece Robert ile ben anlatabiliriz. Onun deyişiyle, bu bizim hikâyemiz ve o gittiği için, bunu size anlatma görevini bana bıraktı.” 22 Mayıs 2010 Vay be... Yani vay be. Hayatına sadece ucundan tanık olduklarımın bile mi ölümü içimde boşluk bırakır? Bu satırları yazarken yine Robert’ın artık hayatta olmadığını hatırlayıp boşluğa düştüm. Neyse el yazması müsveddemi geçirmeye devam ediyorum. Son 6 satır planda yoktu. Bu paragraf için şimdiden özür dilerim. İçeriği özetlemede iyi değilim ama yazmam lazım. Kitap neyle ilgili, onu bi belirtelim de sonra bende uyandırdıklarına geçelim. Önceki incelemelerimde de hep söyledim bu özetleme işinden nefret ederim. Kitap ünlü sanatçı Patti Smith’in 1970’lerde başlayan rock hikâyesini ve hikâyesine dahil olan başta Robert Mapplethorpe olmak üzere belki ismini önceden de bildiğimiz ünlü sanatçıları, sayısız ve tarifsiz maceralarını, yaşadıklarını anlatıyor. Al işte, bu cümleden sonra kimin okuyası geldi kitabı? Ne kadar soğuk, resmi, sığ ve klişe bir özet. Umarım incelemenin devamında fikrinizi değiştiririm. Gerçekten bu kitaba aç kurtlar gibi saldırmanızı isterim. “İsa birilerinin günahları için öldü ama benimkiler için değil.” Bazen bir kitap okursun ve o denli etkilenirsin ki bir süre normal hayatına devam edemezsin. Ruhuna, kalbine dokunur.
Çoluk ÇocukPatti Smith · Domingo Yayınevi · 20152,434 okunma
Reklam
9/10
·160 syf.··
2017 41. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2017 17:00
Etkinlik sayesinde üçüncü Shakespeare eserini de okumuş oldum Othello ile. Sanırım bu üç kitap arasından da en beğendiğim bu eseri oldu. Tiyatro, oyun okumak bence en zevkli okuma türlerinden. Beyinde kişileri, yerleri ve olayları canlandırmak çok daha kolay ve güzel oluyor. Yazarın dili harika, mükemmel bir şiirsel anlatım. Hasan Ali Yücel Klasiklerinden okudum eseri 157 sayfalık bir kitap. Kıskançlık ana temalı bir eser. Her şey kıskançlık üzerinden ilerliyor. Gözü yukarılarda siyahi Mağrip'li komutan olan Othello ile Venedikli üst düzey yöneticinin kızının aşkını anlatıyor. Iago isimli bir şeytan var Othello'nun yanında danışman olan ve öylesine bir şeytan ki tamamen kötülükten doğmuş. Kıskançlığı öylesine sokuyor ki Othello'nun beynine artık beynini kemiriyor Othello'nun. Birbiri arkasına yaşanan talihsizlikler de Othello yüzünden yanlış anlaşılıyor ve sonunda çok kötü olaylar yaşanıyor. İçerisinde Türkler, Osmanlı Devlet'inin de geçmesi ve Kıbrıs Savaş'ı esnasında yazılmış bu yüzden de ayrı bir tebessüm kattı. Çok büyük bir tema olmayabilir kıskançlık ama bu kıskançlığı anlatırken hayatınızla ilgili sosyal mesajlara doyacaksınız. Hastalıkla, sağlıkla, aile olmakla, iyilik- kötülük ayrımıyla bir sürü anlamlar taşıyor. Çok beğendim sizlere de rahatlıkla tavsiye ederim. Alıntılardan göreceksiniz zaten. "En kötüsünü bilmek, hiçbir şey bilmemekten daha iyidir." Sayfa 91
Kültür-Sanat
OthelloWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,8bin okunma
10/10
·471 syf.··
2019 18. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2019 21:42
İnceleme kitaptan alıntılar içermektedir.. İnsanlar sağır kalpleri yüzünden yüzyıldan yüzyıla daha çok azap çekilen bir cehennemde hâlâ inleyip duruyorlar. Giovanni Papini Bu bir anı kitabı değildir. Ne de bir sanat eseri! Öyle sanıyorum ki, bu garip ve hastalıklı, belki korkunç ama yüzyılımız insanı incelemek için oldukça değerli bir belgedir. Onun için notları, başka bir niyetle değil yalnızca belge olarak yayımlıyorum. Ve umarım ki bazı kimseler iyi düşündükten sonra bu ''emniyeti suiistimal'' edişimin yararlı olduğunu kabul edeceklerdir. (Sunuş) Böyle diyerek başlıyoruz kitabımıza. Papini ile tanışma isteğime karşı koyamayarak aldığım kitabın sayfaları açılıyor. Büyük merak içindeydim. Okumaya başladığım ilk notlarda acaba neyi anlatmak istiyor diye düşünmeye başlamıştım. İlerledikçe ve kitabın içine girdikçe, yazarın yaşadığı çağın gerçeklerini gün yüzüne çıkarmak, hatta sivri bir şekilde gözünüze sokmak istediğini görüyoruz. Elinde her şeye gücü yetecek kadar parası olan zengin ve milyarder birisi GOG'', gerisi hayal gücüne ve canının ne istediğine bağlı. Eee bu kadar para olunca istekler de normal olmuyor, yaşayışı da tabii ki. Bunu daha iyi anlayabilmeniz için birkaç örnek veriyim. Gog'un ''dev'' koleksiyonu ve domuz kalbi koleksiyonu var. Domuz kalpleri, hayvanların içlerinden söküp alınmış ve özel kavanozlarda, atımları sağlanacak uygun laboratuar ortamı sağlanmış halde karşısında duruyor. Yazarın mı dersiniz yoksa Gog'un mu bundan aldığı hazzı bir düşünün. Madem ki koleksiyon yapacaksınız, bu antika tablolar, bulunmaz yazmalar gibi herkesin uğraştığı şeyler değil, kimsenin ulaşamayacağı ve yalnızca sizde olan şeyler olmalı. Üzerinde durulması gerekenler şeyler bence ziyaretleri. Gog, yaşadığı dönemdeki en ünlü birçok kişiyi ziyarette bulunmuş. Kimler mi?
GogGiovanni Papini · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,411 okunma
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2017 18. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2017 22:44
“Başka bir gezegene, oradaki kayaların yapısını incelemek için araç gönderebilecek kapasiteye sahip bu şizofrenik insanlık, milyonlarca insanın açlıktan ölmesini umursamayabiliyor. Mars’a gitmek, yanı başındaki komşuya gitmekten daha kolay görünüyor.” Demiş Jose Saramago 1998 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldıktan sonraki konuşmasında. Aslında bu anlamlı cümlesinde bile bu Körlük kitabındaki karakterler gibi bizlerin körleşmeye başladığını değil, aksine hepimizin kör olduğunu, kör olup baktığımızı, bakabilen ama görmeyen kör insanlar olduğumuzu belirtmiş. İnsanların yanındakini görmeden, umursamadan hayatlarına devam etmesine, iktidarların, baştakilerin bir yaşamı değersizleştiren tutumlarına karşı ettiği mücadelesinde yazar her daim kitaplarında da devam etmiştir hatta bu mücadelesinde kiliseden bile aforoz edilip ülkesini terk etmek zorunda kalmıştır. Kitabı okuduktan sonra kitap hakkında birçok kaynak okudum, haliyle bu kadar güzel kitap okununca insan kitap hakkında araştırma yapmak istiyor ve kitap hakkında inceleme yazarken de okuduğu yazıların etkisinde kalabiliyor, onun için bazı cümlelerim okuduğum yazıların etkisindendir ve tabii Saramago'nun cümleleri de mevcut. Körlük bir post apokaliptik roman, ama en güzel tarafı da alışageldiğimiz nükleer savaş, sebebi bilinmeyen veya bir deney sonucu zombileşme vs. gibi bilindik bir konu olmaması, aksine daha gerçekçi, herkesin hayatında en az bir kere kendi açısından düşündüğü, belki de en çok korkulan engellerden biri olarak görülen, tüm insanların çok net olarak rahatlıkla hissedebileceği şekilde bir kıyamet sonrası, ama bu sefer kıyamete sebep olan ise bulaşıcı olan “körlük”. İnsandan insana geçen, tedavisi olmayan daha doğru tanım yapmak gerekirse körlük ama nasıl bir körlük olduğu da bilinmeyen bir körlük.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,9bin okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2020 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2020 20:25
Öğrenmek isteyen okusun! Öncelikle yazdıklarım kitap incelemesinden ziyade yazar incelemesi veya araştırma yazısı oldu. Bu araştırma-incelemeyi oluşturmak, (geceleri birer-ikişer saatimi ayırarak) bir haftamı aldı. Biraz emek verdim açıkçası. Bu sebeptendir okuyacak olanlara kesinlikle birşeyler kazandıracağımı düşünüyorum. Vakti olan herkesin okumasını içtenlikle diliyorum. Anlatacaklarımı bilenlerin başımın üstünde yeri var. Bilmeyenler eminim memnun kalacaklar. Bu inceleme diğerlerine göre daha uzun olacak ama hepsini içtenlikle okuyanlara sonsuz teşekkür ediyorum. Peki ne anlatacağım? Kitaptan ziyade yazarını tanımayanlar için kendisinden bahsedeceğim. Tabi ki sizlere yazarın biyografisini sunmayacağım.(bunu heryerde bulursunuz) Onu, küçük araştırmalarım sonucunda kendi gözümden, beni etkileyen yerlerini anlatacağım. Evet anlatacağım çünkü Atsız'ın kitapları, hikayesi güzel olduğu için veya rastgele raflarda görüldüğü için okunsun istemiyorum. Kitaplarını eline alanlar Atsız'ın bilincinde olup okusunlar istiyorum. Çünkü ben bu kitabı okurken Atsız'ı tanımıyor olsaydım, böylesine derinden etkilenmezdim. Sizlerde onu tanıyın. Vaktiyle bir Atsız varmış arkadaşlar... •Tam adı "Hüseyin Nihal Atsız" olan sevgili yazarımızı Türkçü ve Turancı olmasıyla tanıdım. Evet evet, Atsız sapına kadar Türkçüdür. Hatta bunun bir çok kanıtı bulunur. Beni bunlar arasında en çok etkileyeni "Topal Asker" hikayesidir. Hikaye dediğime bakmayın gerçektir. Bu hikayeyi benden değil bizzat vereceğim linkten kendiniz dinleyebilirsiniz. Ama bu hikayeyi dinlemek istemeyenlerin, incelememi okumalarına gerek yok. Hemen şuan kapatabilirler. Atsız'ı gerçekten tanımak isteyenler lütfen dinlesin ve sonrasında devam edelim. youtu.be/UDRZXqSZF4Y Şiiri, şarkı olarak söyleyen linki de buraya
Edebiyat
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201933,9bin okunma
Reklam