Eğer her kederlendiğimizde ağlayarak kurtulma imkânımız olsaydı, teşhissiz hastalıklar ve şiir ortadan kalkardı. Fakat doğuştan gelen ve eğitimle vahimleşen bir çekingenlik ya da gözyaşı bezlerimizdeki bir işleyiş bozukluğu, bizi kuru gözlerin azabına mahkûm eder.
Vaktiyle bir benliğim vardı, artık sadece bir nesneyim. Yalnızlığın bütün uyuşturucularını tıka basa alıyorum, dünyanın uyuşturucuları bana benliğimi unutturmayacak kadar hafiftiler. içimdeki peygamberi öldürmüş olduğuma göre, nasıl olur da insanlar arasında yerim olabilir ki?”
Ah mutluluk ! Mutluluk! sen ne kadar zayıf,ne kadar cılız bir şeysin! Duvak ,portakal çiçekleri,aşk...Bunlar güzel ama para nerede? Ey aşkın meşru ve temiz mutluluğu! Demek seni de satın almak gerek?