Zaman buldukça uğra
Tek neşem bu benim
Beklemek ve bulmakla yaşadığım
Dili tutulmuş bu şaşkın sevinç.
Eşyalar geri çekiliyor sen gelince
Bir ayrıntı gibi içinde kaybolduğum
Sığ ilişkileri günlerin
Geri çekiliyor, dudaklarıma kadar
Yükselen sıkıntı suları
Tutunup kirpiklerinin ışığına
Mavi bir kıyıya çıkıyorum
Kurtuluyorum boğulmaktan.
Aldığım soluğu duyuyorum, varlığımı
Dünyanın benim için de var olduğunu.
Gülümseyen ve bağışlayan
Bir genişliğe dönüyor içimdeki keder
Dumanı kalkmış karlı bir dağ gibi
Açılıp aydınlanıyorum güneşinle
İnanıyorum yeniden sevgiye ve güzelliğe.
Aralarından ilgisiz geçtiğim insanlar
-Telaşlı, dalgın, uzak-
Daha bir dost görünüyor, daha bir sıcak
İçlerinden biri olduğumu duyuyorum
İyi gözle bakabiliyorum her şeye.
Gelişin hayata bağlıyor beni
Bir insanın ellerini avcunun içine alıp derince koklamak...
Bir insanın ellerini koklayacak kadar sevmek...
İşaret parmağını elinin üstündeki kırışıklıklarda gezdirmek;
O yeşil damarlarda, yaşamasına dair ümit veren her şey gibi onları dahi sevmek, başını okşamak...
Çehresindeki kırışıklıkları yeriyle ezberlemek...
Bir insana bakarken göz içlerinde hayatın yeniden doğması,
Göğüs kafesinin yerleşkesine cıvıl cıvıl ailelerin taşınması,
Sokakların çocuklarla dolması...
Bir insana bakarken mimiklerin havada asılı kalması,
Her şey gibi...
Ve göz kenarlarından ince, narin dalların sarkması...
Bir insana bakarken göz kenarlarındaki sarkan dallardan çiçekler açması...
Gülerken güldüğünü dahi fark edememek,
Uzaklaştığın her saniye nefesinin daralması...
Bir insanı severken masumlaşmak;
Rüzgârın herkesin arkasından, senin ise yüzünden vurması...
Bir insanı severken sevmediğin şeyleri bile sahiplenmelerinin olması...
Bir insana doğru yürürken göz göze geldiğin ilk an, göz kenarlarındaki dalların birbirini selamlaması...
Gözlerin gülümsemekten kısıldıkça görüş açının sadece o insan olması...
Bir insanı bildikçe yaşadığına şükretmek,
Onunla denk geldiğin çağı dahi sevmek...
Bir insanın ellerini avcunun içine alacak kadar memleket yapmak...
Her şeyden öte...
Bir insanın ellerini avcunun içine alıp derince koklamak...
Bir insanın ellerini koklayacak kadar sevmek...
İşaret parmağını elinin üstündeki kırışıklıklarda gezdirmek;
O yeşil damarlarda, yaşamasına dair ümit veren her şey gibi onları dahi sevmek, başını okşamak...
Çehresindeki kırışıklıkları yeriyle ezberlemek...
Bir insana bakarken göz içlerinde hayatın yeniden doğması,
Göğüs kafesinin yerleşkesine cıvıl cıvıl ailelerin taşınması,
Sokakların çocuklarla dolması...
Bir insana bakarken mimiklerin havada asılı kalması,
Her şey gibi...
Ve göz kenarlarından ince, narin dalların sarkması...
Bir insana bakarken göz kenarlarındaki sarkan dallardan çiçekler açması...
Gülerken güldüğünü dahi fark edememek,
Uzaklaştığın her saniye nefesinin daralması...
Bir insanı severken masumlaşmak;
Rüzgârın herkesin arkasından, senin ise yüzünden vurması...
Bir insanı severken sevmediğin şeyleri bile sahiplenmelerinin olması...
Bir insana doğru yürürken göz göze geldiğin ilk an, göz kenarlarındaki dalların birbirini selamlaması...
Gözlerin gülümsemekten kısıldıkça görüş açının sadece o insan olması...
Bir insanı bildikçe yaşadığına şükretmek,
Onunla denk geldiğin çağı dahi sevmek...
Bir insanın ellerini avcunun içine alacak kadar memleket yapmak...
Her şeyden öte...
Bir insanın ellerini avcunun içine alıp derince koklamak...
Bir insanın ellerini koklayacak kadar sevmek...
İşaret parmağını elinin üstündeki kırışıklıklarda gezdirmek;
O yeşil damarlarda, yaşamasına dair ümit veren her şey gibi onları dahi sevmek, başını okşamak...
Çehresindeki kırışıklıkları yeriyle ezberlemek...
Bir insana bakarken göz içlerinde hayatın yeniden doğması,
Göğüs kafesinin yerleşkesine cıvıl cıvıl ailelerin taşınması,
Sokakların çocuklarla dolması...
Bir insana bakarken mimiklerin havada asılı kalması,
Her şey gibi...
Ve göz kenarlarından ince, narin dalların sarkması...
Bir insana bakarken göz kenarlarındaki sarkan dallardan çiçekler açması...
Gülerken güldüğünü dahi fark edememek,
Uzaklaştığın her saniye nefesinin daralması...
Bir insanı severken masumlaşmak;
Rüzgârın herkesin arkasından, senin ise yüzünden vurması...
Bir insanı severken sevmediğin şeyleri bile sahiplenmelerinin olması...
Bir insana doğru yürürken göz göze geldiğin ilk an, göz kenarlarındaki dalların birbirini selamlaması...
Gözlerin gülümsemekten kısıldıkça görüş açının sadece o insan olması...
Bir insanı bildikçe yaşadığına şükretmek,
Onunla denk geldiğin çağı dahi sevmek...
Bir insanın ellerini avcunun içine alacak kadar memleket yapmak...
Her şeyden öte...