Bu güzel kitaba, okkalı bir inceleme!
Öncelikle yazarın şu sözüyle başlayacağım;
"Bu kitap, kendi bilgi ve görgülerim dışında, bir lokma ekmek için kötü iş şartları içinde zehir gibi bir hayatı yaşayanlardan derlenmiş malzemeyle meydana gelmiştir."
Eserin geçtiği mekan "Çukurova" bölgesi. Üç arkadaş Sivasın bir köyünden Çukurovaya Yusuf'un hayalleri ve süslemeleriyle geliyor. Bu yolculuğun gayesi ise "çalışıp para kazanmak" en nihayetinde. Ama şehre geldiklerinde bu tam olarak öyle olmuyor, hayatın başka yüzünü görüyorlar. Yapacak, eğlenecek, yaşayacak çok şey buluyorlar. Ondan sonra da şehrin rüzgarına kapılıp gidiyorlar, kitabın kısacık bir özeti bu.
İşte bir incelemenin inceleme olması için asıl öze gidelim; yok şu söz ilham olacak, yok bunu yapmak için okuyun, yok ruhunuza dokunacak, yok bunu anlatıyor falan değil, inceleme öyle bir şey değil, yazılan değil anlatılandır.
Hepiniz Dostoyevski, Tolstoy vb. elbette okumuşsunuzdur, ama Orhan Kemal'i de aralarına katmak aklınıza geldi mi bilmem. Kitap öylesine yazılmış ki, yazarın kendi deyimiyle "bildiklerim ve dinlediklerim" unsurlarıyla harmanlanmış. İçerisinde müthiş derecede sosyoekonomik, sosyokültürel, sosyal, ekonomik, eğitimsel unsurlar barındırıyor. İçerisinde şehvet, cehalet, komisyon, kavga konuları ise sürekli canlılık halinde. Kitabın bütününe baktığımızda normlar, alışılmışlıklar ve insanın kendini oluşturma devinimi var. Daldan dala konan kadınlar, kadından kadına atlayan erkekler, para koparmaya çalışan başlar, kumar, esrar, umutlar ve kayıplar ise bu devinimlerin insan ruhundaki yansımaları oluyor. Yazar demiş ki "İnsan kanatsız bir kuştur." diye, işin aslı da tam olarak o, sürekli bir çırpınma içinde gureba ve bu da Anadolu'nun çıplak portresini gözlerimizin önüne seriyor, uçsalar uçulmuyor,