Naim efendi: Kızla erkek, birbirlerini bulup tanışacaklar, görüşecekler, sevişecekler,aralarında evlenmeye karar verecekler. Neden sonra bu karar, ana babaya tebliğ olunacak ve nikah aktedilecek. Kim bilir, kimi intihap eder!" diyordu. Hususiyle, bütün o tanışıp sevişmelerinden sonraki nikah, ona gayri tabii ve fuzuli bir merasim gibi geliyordu. Şüphesiz her şey bu nikahtan evvel, kimsenin haberi yokken,kendiliğinden olup bitiveriyor ve bu hal, izdivaçtaki meşruiyeti, ahlakiyeti ta esasından mahvediyordu. Oğlan ve kız, karı koca olmazdan evvel, ana ve babadan gizli aşık ve maşuka, yani "zani" ve "zaniye"(zina eden erkek ve kadın) oluyorlardı. Bir zevk ve huzur yuvası olmaktan ziyade, analık ve babalık gibi kutsi ve insani birtakım vezaifin menbai olan mübarek aile ocağına, evvelce tanışıp sevişmiş bu genç çift, müşterek bir günahın lekesiyle kirlenmiş olarak girecekti.