Nil Nil

Nil Nil
@NNils
30 yaşından sonra okuduklarımı buraya kaydediyorum :)
Ungenach’ın Sessiz Bozkırı; miras, soy, yurtsuzluk..
Puan vermedi·80 syf.·
2025 79. kitabı
Biçimsel olarak kısa ama içerik açısından kavramsal bir uçuruma benzeyen, uçsuz bucaksız monologları bitmeyen, her satırında zihinsel bir baş dönmesine yol açan anlatılardan bîri Ungenach, tam bir Bernard eseri :) Bir ülkenin, bir ailenin, bir bireyin ve en çok da bir zihnin çürüyüşünü anlatıyor; Bernhard’a has o inatçı tekdüzelik ve aforizmal yoğunlukla. Karakterimiz Robert Zoiss’in zihninden dökülen monologlarla, Avrupa kültürünün özellikle Avusturya’nın çökmüş, çürümüş ve neredeyse utanç içinde kıvrandığı bir yüzle karşılaştırır bizi. Üvey kardeşi Karl’ın “katli” ile sonuçlanan dramatik geçmiş, yalnızca ailevi bir vaka değil, Bernhard’ın her zaman yaptığı gibi, kültürel, tarihsel ve neredeyse metafizik bir çöküşün alegorisidir. Vasînin cenazesi, Robert’ın gitmediği ama sorumluluğuyla yüzleşmek zorunda kaldığı bir törendir: hem toprağa hem kendine ait olan bir yerin gömülmesidir. > "İnsanlar hayaletten başka bir şey değil... ve vasinizin sö­zünü zikretmek gerekirse, hayalet olarak yaşamak zevktir, birinci dereceden bir zevk..." (s. 9) Bu cümle Bernhard’ın ontolojik sorgu hattını açık eder. “Hayalet olarak yaşamak”, varoluşun absürtlüğünü sadece kabul etmek değil, aynı zamanda ona estetik bir jestle katlanmaktır. Bu noktada Kafka’nın dava Dava ’sındaki Joseph K.’nın sistemle temasındaki soğukluk, Robert’ın noter Moro’yla yürüttüğü konuşmalarda yankılanır. Joseph K. bir sabah gözaltına alınır, ancak neyle suçlandığını bilmeden bir sistemin içine çekilir. Robert da, üzerine geçen Ungenach mülkleriyle, istemediği bir sorumluluğun içinde bulur kendini. Her ikisi de görünürde serbesttir; ama gerçekte görünmez yapılar içinde kıpırdayamaz hale gelmişlerdir. Noter Moro, Bernhard anlatılarında sıkça karşımıza çıkan, bilgiyle zehirlenmiş, konuşmaya mahkûm karakterlerin
İnceleme
UngenachThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2018452 okunma
Nil Nil
Ben Camus'dan Yabancı'yı okuyunca bu kitap düştü aklıma, ayrıca Kafka'dan Dava ve Bir İdam Mahkumunun Son Günü geldi. Edebiyat ne guzel şey.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kapılar. Pencereler. Eşikler.
Puan vermedi·150 syf.··
2023 28. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2023 10:57
Huxley'in 1954 yılında yazmış olduğu Algı Kapıları; bilinç değişiklikleri, algı ve insan zihninin keşfinei vurgulayarak okurlarını gerçekliğin doğasını sorgulamaya davet eder. Özellikle kitabın ilk kısmında yer alan ve Huxley'nin içsel araştırması olarak da değerlendirilebilecek olan meskalin maddesine yönelik denemesi, insan algısı ve ego'nun derinliklerini vurgulamaktadır. Kişisel bir mescaline deneyinin hikayesini felsefi düşüncelerle birleştiren Huxley, okuyucuyu da bu duyusal deneylerin dünyasına çeker. Değişen algıları tasvir ederken, okuyucuların da dünyayı farklı bir lensle görmesini ve gerçekliğin sınırlarını sorgulamayı teşvik eder. Kitap boyunca Huxley, sık sık kapılara, pencerelere ve eşiklere atıflar yaparak, değişen bilinç durumlarını ifade etmek için bu sembolleri kullanır. Kitabın başlığı da, William Blake'in bir alıntısından doğmuş olmakta ve algının sınırlarının ötesine geçme potansiyelini sembolize etmektedir. Bu sembolizm, değişen bilinçlerin dönüşüm potansiyelini vurgulayan tekrarlayan bir tema olarak karşımıza çıkar. Huxley ayrıca Freud'un psikolojisinden esinlenerek ego kavramını ele alır. Ego'nun, kendimize karşı istikrarlı bir benlik duygusu korumak için algılarımızı nasıl şekillendirdiğini araştırır. Mescaline etkisi altında, Huxley ego'nun çözülmesini tanımlar, böylece alışılmış süzgeçler ve kısıtlamalar olmadan dünyayı algılar. Bu ego keşfi, kitabın felsefi temaları olan öz farkındalık ve kimlik doğasıyla bağlantılıdır. Sembollerin yanı sıra, metaforlar da kitap boyunca karşılaştığımız unsurlardandır. Örneğin Huxley, mescaline deneyini bir "sihirli tiyatro" açma ve öz keşif yolculuğuna çıkma olarak betimler. Bu yolculukta, renklerin canlılığı ve yoğunlaşmış duyu deneyimlerini anlatmak için metaforları kullanır. Kısacası Huxley, okurları
1000Kitap
Algı KapılarıAldous Huxley · İmge Kitabevi Yayınları · 20181,438 okunma
Sabır Sönmezsoy isimli okura yanıt verildi
Nil Nil
İthakiye geldi şuan
5/10
·80 syf.··
2023 1. kitabı
Öncelikle belirtmek isterim ki bu inceleme ağırlıklı olarak öznel bir niteliğe sahiptir. Dolayısıyla bu durumun dikkate alınarak okunmasını tavsiye ederim. Freud'un kadın cinselliği üzerine olan görüşlerinin ise son derece sığ, bayağı ve çirkin bir biçimde olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kitapta kadın cinselliğinin psikoseksüel gelişimini oedipus kompleksi temelinde ve penis merkezli bir biçimde ele aldığı(ne gariptir ki) açıkça görülmektedir. Kadın cinselliğini erkeksi olgular üzerinden tanımlayan ve analiz eden Freud kesinlikle erkekler için böyle bir durumdan söz etmemektedir. Oedipus kompleksine göre her iki cinsiyet için de ilk cinsel sevgi objesi annedir. Anneye olan ilgi erkekte daha sonra diğer dişilere yönelmek üzere sabit kalırken, kadında ise tersi yönünde anneye karşı geliştirilen bir düşmanlığın sonucu olarak yüz ceviriş ile babaya yönelmektedir. Böylece kız çocuğu doğru yolu bulur. Peki bu kız çocuğu neden anneye karşı düşmanca bir tutum sergiler? Kız çocuğu penisi olmadığı için kendini eksikli hissetmektedir. Çünkü Freud tek gerçek genital organ penistir, der. Ataerkil toplumun kaçınılmaz bir sonucu olarak kadın cinselliğini erkeksi bir bakış açısıyla değerlendirmekte, böyle ele almaktadır. Hatta görüşlerini dile getirirken feministlerin bunu eleştirdiğini, kabul etmeyeceğini de söyler(niye ki acaba). Freud kadınların penis kıskançlığından bahseder. Bu sayede kadın cinselliğinin başarılı bir şekilde gelişerek doğru/normal kadınsı bir biçime dönüştüğünü söylemektedir. Fakat bu düşünce erkeksi bakış açısıyla meydana gelen taraflı ve son derece cinsiyetçi bir tutumdur. Açıkça kadınlığa karşı geliştirilen düşmanca/ mizonijinist bir tavırdır. Kadınlarda anatomik açıdan (metaforik değil) penise karşı bir imrenme ve kıskançlık olduğunu belirtmektedir.
Psikoloji
Kadın Cinselliği ÜzerineSigmund Freud · Oda Yayınları · 2019173 okunma
Nil Nil
Ah kitabı okurken tam içimden geçenleri yazmışsınız. İlk başta okurken yanlış mı okuyorum dedim. Bir kere başlamış oldum ve sonra ön yargılı bir inceleme nasıl olur gör işe ve devam et dedim ama sinirden patlayarak bitirdim.
Bu Yazarı Herkes Okumalı!
10/10
·100 syf.··
2023 35. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2023 23:03
YouTube kitap kanalımda Beton'u ve diğer Thomas Bernhard kitaplarını nasıl okumanız gerektiğinden bahsettim: ytbe.one/5bKKeH6c3Tw Sizi son zamanlarda okuduğum en çarpıcı yazarla tanıştırmak istiyorum. Onun adı Thomas Bernhard. Adına yakışır biçimde, insanı betona çarpmış kadar etkileyen bu kitabı okurken aklıma Nuri Bilge Ceylan'ın dediği bir söz geldi. Son filmi Kuru Otlar Üstüne için Cannes'da düzenlediği bir basın konferansında şöyle bir cümle söylemişti: "Hayatımızdan memnun değilsek, nerede olursak olalım başka bir yerde mutlu olabileceğimiz avuntusu bize iyi gelir." Bu cümleyi duyduğumdan beri hiç unutmuyorum, kelimesi kelimesine aklımda... Çünkü çok doğru. Stefan Zweig , II. Dünya Savaşı psikolojisinin ona yaşattığı baskıdan dolayı Brezilya'ya gitmişti. Ama aklındakilerden uzaklaşamadığı için orada karısıyla birlikte intihar etmişti. Demek ki biz bu dünyada nereye gidersek gidelim, bizimle birlikte kaçınılmaz olarak gelen bazı şeyler var. İşte bu kitaptaki Rudolf da "başka bir yerde mutlu olabileceğinin avuntusuyla" yaşayan ama yine en çok kendisinden kaçamayan bir karakter. Bulunduğumuz şehirlerde arayıp bulamadığımız aidiyetler bizi buna mecbur kılıyor. Aslında hayat bitmeyen bir aidiyet arama döngüsü gibi —bir türlü girdabından çıkamadığımız. Laurence Sterne'nin Tristram Shandy kitabının önsözünde Orhan Pamuk'un bahsettiği bir konuyu hatırlıyorum ve ben bu konuya çok önem veriyorum. İnsanoğlu, "küçük hikayeler"le oyalanmaktan "büyük hikaye"ye geçemiyor. Çünkü insanın dikkatini dağıtan, algısını kendisine çekmesini talep eden ve sorun üreten pek çok şey arasında yaşıyoruz. Bütün bunların yanı sıra ilk kez bir Bernhard kitabına böyle uzunca bir inceleme yazıyorum burada. Türkiye'deki okunma sayısının çok az olduğunu biliyorum. Bu yüzden bugüne kadar yaptığım gibi bu
Edebiyat
BetonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20251,413 okunma
Nil Nil
Resmen çoğu yerde benim kafa sesimdi bu kitap hatta onun bir cümle ile anlattığı şeyleri ben daha uzun uzun kendimle konuşmuşum onu fark ettim. Kendi kafam sesimle beraber okumam zaman aldı. Okurken düşündüm kitabı kaçırdım, kitabı okudum düşüncemi kaçırdım benim için güzel bir deneyimdi. Kesinlikle tekrar okuyacağım bir kitap. Yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım fakat kafamın daha sakin olduğu bir zamanda. Şuanda hayatımda çözmeye çalıştığım sorunlar varken kaçırdığım nokta olsun istemiyorum.