Seri olarak üçüne de yorum yapmak istiyorum. Öncelikle entelektüelin kutsal kitabı fikri takdir edilesi fakat bu bilgiler "entelektüel" kavramı için fazlasıyla ütopik. Olsa olsa kendini geliştirmek isteyen birinin başucu kitabı olur. Her kişi hakkında en fazla bir sayfalık yazılar var fakat kitabın en güzel tarafı içinde Marcel Proust , Michel Foucault , Mustafa Kemal Atatürk gibi entelektüelleri barındırması.
Kitabı kaçıncı okuyuşum inanın ki bilmiyorum. Kitabın bana hissettirdiklerini tek kelimeyle söyleyebilecek olsam sanırım "katharsis" derdim; Feride'nin o naifliği, merhameti, sevgisi resmen ruhuma dokunuyor. Kitabı okurken bile Feride'yi incitmemeye çalışıyor insan.
Reşat Nuri Güntekin ;Anadolu'yu, dönemin insanını, ülkedeki yapılanmayı kitabın içine öyle harikulade bir üslupla işlemiş ki birkaç sayfa okuyup bırakabilmenizin imkanı yok.
Aslında kitabı yeniden okumamın ana sebebi Çalıkuşu'nu 1922 yılındaki haliyle birlikte incelemekti. Elbette toplumda yaşanan köklü değişikliklerden nasibini bu kitap da fazlasıyla almış fakat beni en çok etkileyen Feride'nin 1922 basımından farklı olarak 1937 basımında güçlü bir Türk kadınına dönüşmesi. Her ne kadar naif ve kırılgan olsa da bir o kadar güçlü ve cesur bir karakter aslında Feride.
Sevmeyi; sevdiğinin ayakkabılarına taş koymak sanan, aşkı bir gaz sancısından ibaret gören küçük bir kız çocuğunun hikayesi...
Küçükken hep düşünürdüm Atatürk onca siyaset, tarih vb. kitapları arasından neden kendine Çalıkuşu'nu seçmiş diye. Okuyunca çok iyi anladım bu kitap herkesin içinde gizlediği belki de ortaya çıkarmaktan korktuğu bazı hislerini körüklüyor; ama bunu derinden, hissettirmeden, nazikçe yapıyor.
Her üzüntümde bana sımsıkı sarılan, saçlarımı okşayan bu kitabı tekrar okumak kaydıyla bitiriyor ve okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
Kuşkusuz Türk Edebiyatı'nın en zor şairlerinden biridir Zarifoğlu. Yıllarca şiirleri üzerinde çalıştığı Rainer Maria Rilke gibi kendi hayatını şiirine decretmiştir .Tıpkı Arthur Rimbaud , Charles Baudelaire , Necip Fazıl Kısakürek gibi o da açmaktan çok örtünmeye değer vermiştir.
Rasim Özdenören şöyle demişti onun için: "Cahit Zarifoğlu'nun şiiri bunca anlaşılmaz, kapalı ya da zor anlaşılır bulunmasına rağmen şimdiye kadar hiçbir aklı başında şiir okuyucusu(eleştirmen ya da okuyucu olarak) bu şiirleri reddetmek, yok saymak cesaretini gösterememiştir."
Bir başka yazısında da anlaşılması zor olan tek şair Zarifoğlu olmamasına rağmen sadece onun adının çıktığından dem vurmuştur. Bir Turgut Uyar , Edip Cansever , Behçet Necatigil ondan daha mı anlaşılırdı sanki.
Cahit Zarifoğlu şiirleri cevabını asla bulamayacağımız bilmecelerle dolu, onun şiirlerini anlamak yaşantısını anlamaktan geçer. Fakat bunu Rasim Özdenören bile tam olarak anlayamadıysa sanırım bize anladıklarımızla yetinmek düşüyor.
"Seçkin bir kimse değilim
İsmimin baş harfleri acz tutuyor
Bağışlamanı dilerim"