Insan bazı olayları yaşamanın heyacanını kaybedince, aynı olayları tekrar yaşarken daha ustalaşıyor; yaşamanın akışına kapılmadığı için daha üstün bir yaratıkmış gibi görünüyor başkalarına.
Hipotezler bir bina yapılırken önüne kurulan iskeleler gibidir. Bina bittiğinde iskeleler de kaldırılır.
İşçiler için iskele zorunludur, fakat işçiler iskeleyle binayı karıştırmamalıdır.
Köylü, “kelime-i şahadet getir, imana gel, kafir”der. Can havliyle, köylünün altında, bir serçe gibi titreyen Ermeni, “peki” der, “imana geliyorum, nasıl olacağını söyle, senin gibi yapayım.” Köylü birden durur, köylü şaşkındır. Sahi nasıl imana geliniyor? Ne yapılıyor, hangi dualar okunuyor? O dualar nasıldır?