Popoma dair anılarım güzeldi ama yakın zamanda ona bakmamıştım, bu yüzden kıyafetlerimi çıkardım, kameraya arkamı döndüm, havaya girmek işin bazı deneysel sallamalar yaptım. Kaydı izledim, sonra gözlerimin beni aldatmadığından emin olmak için bir daha izledim. Farklı bir açıdan bir kere daha denedim ama işe yaramadı. Arka tarafımda ne zaman gerçekleştiğini bilmediğim birtakım değişiklikler olmuştu. Hani cüzdanını bulamazsın da çalındığını o zaman anlarsın ya, onun gibi bir şey. Popomun eskiden yuvarlak olduğu yerler şimdi düzdü; iki şişko kola benziyordu. Ve önümde, göbek deliğimin altında başka popo çıkmıştı. Olamaz!
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Genelde dilimi tutarım, gerçek anlamda -dişlerimin arasına yavaşça sıkıştırırım- ve elliye kadar sayarım. O zamana kadar lüzumsuz bir şey söyleme dürtüm genelde geçmiş olur.
Eğer bir kişi hatırı sayılır bir süre analiz edilir ve şu veya bu faktörün nevroza sebep olduğu söylenirse kişi, bunun gerçekten böyle olduğuna ve semptomların kökenleri keşfedilirse bunun beraberinde tedaviyi de getireceği kanısına dayanarak semptomlardan kurtulduğuna kolaylıkla inanacaktır. Bu mekanizmaya öyle sık rastlanır ki hiçbir bilim insanı tedavinin ilacın verilmesi sayesinde olduğuna inanmaz; tabii hem hastanın hem de hekimin kendi beklentilerinden etkilenmediğinden emin olmak için hastanın ilaç mı yoksa plasebo mu aldığını bilmediği (çift kör testi) sürece.