"o gözler ki
çakmaktaki alev
zehirli hançerdeki uç
yakut bir avize gibi
yalnızlığımızda dururlar
nereye gitsek gelir bizi bulurlar
gelir bizi bulurlar
bulurlar."
Şu günlerde herkes sesini duyurabilmek için hoparlörün sesini daha fazla açması gerektiğini düşünüyor. Bense sadece senin duyabileceğin bir sesle fısıldıyorum kulağına.
Sen de seçtin bilirim; özenle seçtin. Giysilerinde renkleri, modeli, dikişi, kumaşı. Ayakkabılarında sağlamlığı, biçimi, yumuşaklığı. Seyahatlerinde hızlı ve güvenli firmayı. Okulunu, eşini, arkadaşını...
Sen de seçtin. Ölçülerin vardı, bilgilerin vardı, kaygıların vardı seçerken. Elmanın sert ve sulu olduğunu dokunarak, peynirin yağlı olduğunu tadarak, balığın taze olduğunu koklayarak anladın. Peki şimdi! Ne yapacaksın? Nasıl ayırt edeceksin sağlamı çürükten, güzeli çirkinden, doğruyu yanlıştan, dostu hainden?