CEM AKDAG

CEM AKDAG
Gizemli kitaplarla alış verişim yok; ben ilgimi çeken, bana keyif veren, basit kitapları seviyorum. Kitaplardan tek beklentim bana keyif vermeleri, düzeyli bir biçimde bana hoşça vakit geçirtmeleri… . MONTAİGNE
BASKETBOL ANTRENÖRÜ
İSTANBUL
SAMSUN
1953 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Neden Kitap Okuyoruz? Kitap Okumak Bize Ne Katıyor?
Merhabalar Sevgili 1k Okurları; "Neden Kitap Okuyoruz?" ve "Neden Kitap Okumuyoruz?" üzerine kendime sorular yönelttim ve kendimle biraz konuştum. Bu sohbet tabii ki benim kişisel düşünce ve bu düşünceleri yorumlamamdan ibarettir. Sizlerinde bu konudaki fikirlerinizi merak ediyorum. İki bölümlük videonun ilk bölümü olan bu videoyu faydalı bulmanız dileğiyle. Video Linki: youtu.be/YP_wz3j8Qvg İlk bölümde çoğunlukla şu konular hakkında konuştum; -Neden Okuyoruz? -Kitap okumalı mıyız? -Okuduğumuz kitaplar bize ne katıyor? -Okuduğumuz kitapları hatırlıyor muyuz? -Okuma alışkanlığımızın az olmasının sebebi Matbaa'nın bu topraklara geç gelmesi mi? -Önümüze geleni mi, seçtiğimiz kitapları mı okuyoruz? -Hızlı kitap okumanın faydası var mı? -Kitap okuduğumuzda ne hissediyoruz? -Kitap okumanın bize ne gibi faydaları var? -Kitapları bir şeyler hissetmek ya da zaman geçirmek için mi kullanıyoruz, yoksa okuduğunu anlayan okurlar mıyız? * Bir sonraki video "Neden Okumuyoruz" hakkında olacak. Toplum olarak çok okumadığımız için bunun nedenleri üzerine fikirlerinizi belirtebilirsiniz. İzlediğiniz için teşekkür eder, kitap dolu günler dilerim.
1000Kitap
CEM AKDAG
Selamİ ilginizi çekeceğini düşündüğüm ; Cemal Tunçterim'den harika bir yazı ( Çok uzun olduğu için kısaltmak zorunda kaldım ). Kitaplarda okuduklarımızı unutuyorsak hâlâ neden okumalıyız? ‘Okumak’, insanlar için, görmek veya dinlemek gibi doğal bir eylem değil Geçen yıl okuduğunuz birkaç kitabı düşünün. Neler hatırlıyorsunuz? Veya bu kitaplarda okuduklarınızla ilgili ne kadar şey anlatabilirsiniz? Kişiden kişiye, ilgiden ilgiye değişebilir bunun yanıtı ama değişmeyen şey hep şu olacak; Bazı istisnalar olabilmekle birlikte, neredeyse hiçbirimiz, okuduğumuz kitaplardan, sandığımız kadar şey hatırlamıyoruz. Okuduklarımızın çoğunu unutuyoruz. ’İnsan olmanın kaçınılmazlığıyla, okuduklarımızın çok azını hatırlarız. Okuduğumuz her kitabı ikinci kez okumak, bize yazarın anlattığı neredeyse her şeyi unuttuğumuzu hatırlatacaktır. Okumayı bitirip de bir öyküden ve öykücüsünden ayrıldığımızda, her geçen an biraz daha solan bir izlenim kalır sadece bizde. Sokrates, genç aristokrat Phaedrus ile sohbetinde, Mısır’ın bilgelik tanrısı Thoth’un alfabeyi icat etmesiyle ilgili bir kıssa anlatır. ‘’Senin bu keşfin, hafızalarını artık kullanmayacakları için öğrencilerin unutmasını netice verecek. Artık, harici bir takım sembollere bağlı olacaklar, anımsamayacaklar’’. Madem kitaplardan okuduklarımızı zamanla unutuyoruz o halde niye hala kitap okumalıyız? Hepimizin, keyiften, bir konu veya kişiyi daha yakından tanımaya uzanan farklı okuma gerekçeleri olabilir. İnsanda başkalarına şefkat ve empati, bir başka insanla aynı ortamda olmanın otomatik olarak tetiklediği bir refleks değil. Bir toplumun en sığ bireyleri, arkadaşlarına, akrabalarına ve çocuklara empatik yaklaşabilirken, uzak komşularına, deri rengi-kıyafeti-sosyal tercihleri kendisine benzemeyenlere, yabancılara ve diğer kimliklerden olanlara empati kurmaya yanaşmaz. Ganesh, romanın yazarı Martin Amis’in The Guardian gazetesine bir röportajında sarf ettiği ‘’film gözle görüleni roman ise insanın iç dünyasını yansıtır’’ sözünü aktararak devam ediyor; ‘’Kitap bize karakterlerin ne düşündüğünü, ne hissettiğini yansıtır; film ise ne yaptıklarını…’’. Hiçbir film, karakterlerin iç dünyasını 200 bin kelimelik bir roman kadar yansıtamaz. Film izlerken olduğu gibi karaktere dışarıdan bir gözlemle bulunmakla yetinmiyor, onun zihin dünyasının içine girerek, kitap bitene kadar, o oluyoruz. Farklı insanların açılarından bakmayı deneyimledikçe de her şeye sadece kendi tek dar açısından bakan bir insan olmaktan çıkıyoruz. İyi bir roman, ilk sayfasından itibaren bizi, ‘kendi realitemizden’ çıkararak olasılıklar dünyasında yolculuğa çıkarır. Son sayfada artık aynı kişi olmayız. Bu yüzden de, bir romanın olay özetini okuyarak, kitabı okuduğunu sanmak büyük cehalettir. Kitap okumak içsel bir yolculuk olduğu için, iki ayrı okurun aynı kitapta çıkacağı yolculuk da aynı olmayacaktır. Ve yine, kitabı okurken zihinsel ve ruhsal olarak bulunduğumuz düzey, o kitaptan o anki yararlanma ölçümüzü belirler. Tıpkı, kitabı okuduğumuz mekanlardan, okurkenki ruh halimize kadar yığınla etkinin o kitabın bizi değiştirme kapasitesini belirlemesi gibi... Bir kitabı ikinci kez okuduğumuzda ilkinden farklı, yepyeni bir ruhsal ve zihinsel deneyim yaşamamızın nedeni de budur. Hatta bir çok düşünür ve edebiyatçı, bu nedenle klasiklerin ve iyi kitapların birden fazla kez okunması gerektiğini savunur. İyi bir kitap bizi, ‘okurken’ yaşadığımız zihinsel ve ruhsal deneyim ile şekillendirmeye başlar. Okuduktan yıllar sonra ondan hatırlayacaklarımızla değil. Proust ve Mürekkep Balığı adlı kitabıyla dünyaca ünlü bir yazar da olan Wolf, rahatlatır Colllins’i… ‘’Ben, senin, o kitabı okuduktan sonra, okumadan öncekinden farklı bir insan olduğuna inanıyorum’’ der Wolf. İnsan beyninin, kişinin farkında bile olamayacağı muazzamlıkta bir depolama kapasitesi olduğuna dikkat çeker. Hafızamız bu depolardan spesifik bilgileri bulup getirmese de okuduklarımızın hepsi oradadır ve birbirleriyle kurdukları ağlarla bir şekilde bizim düşünme kapasitemiz üzerinde fonksiyon icra etmeye devam ederler. Collins, ‘’Yani, okuduklarımın hiçbiri israf olmadı. Zamanımı boşa harcamadım. Bunu mu diyorsun?’’ diye sorar. ‘’Hepsi hala orada’’ der Wolf, ‘’Sen, bütün o okuduklarının özetisin’’.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yoksul insanlann boş vakitleri olması fikrini zenginler öteden beri nefretle karşılamışlardır. . . . Yaşlı bir Düşesin şöyle dediğini hatırlıyorum: «Tatil yoksulların nesine gerek? Onlar ÇALIŞMAK zorundadır.»
Sayfa 14·Kitabı okudu
Felsefe
CEM AKDAG
Benim favori cümlelerimden biridir ; Thoreau, “aşktan, paradan, şöhretten ziyade hakikati verin bana” demiştir. ( Frederic Gross'un Yürümenin Felsefesinde kitabında geçiyor )
Katılmıyorum, bu doğru değil.
Gururlu kimse herkesi kendinden küçük görür, onlara üstün olmak ister, küfreder, kızar, delirir.Onun kadar iğrenç bir gü­nah olan hasedi ele alalım.Gururlu kimse kendinde olmayan yeteneklerin başkalarında bulunmasını kabul edemez ve ken­dini herkesten üstün gördüğü için başkalarının daha yüksek makamlarda bulunmalarına, takdir edilmelerine, saygı görme­lerine, daha zengin ve kudretli olmalarına dayanamaz. Böylece haset de gururun bir neticesi, bir ifadesidir.
Sayfa 106 - İş Bankası, 7.Basım 2011, İstanbul, Gog-2
Diotima isimli okura yanıt verildi
CEM AKDAG
gurur: kendini beğenme, kibir ise kendini başkalarından üstün görme manasına gelir. gurur: kendi üstünlüğü hakkında olan inanç, kibir ise bu kanıyı başkalarına kabul ettirme arzusudur. gurur: içten kaynaklanır ve kendi kendine aşırı saygı gösterilmesi, kibir ise bu saygıya dışarıdan ulaşma arzusudur. kibir, insanı konuşkan yapar gurur ise insanı suskun yapar. ( schopenhauer )