Kitabın başında da bahsedildiği gibi ikinci dünya savaşındaki tüm bilgilerin tek bir kitapta toplanması imkansızdır. O yüzden sadece gerekli bilgileri öğrenip konuyu yüzeysel olarak öğrenmek için çok iyi bir kitap. Kitabın kronolojik sıra yerine cephe cephe bölümlerle yazılması kafanızın karışmamasını sağlıyor. Yazar genelde nesnel bir anlatımla yazıp arada kendi fikirlerine yer vererek hoş bir anlatım yapmış. Her bölümün sonunda, sonraki bölüme ilgi ve merak uyandıran bir paragrafın yazılması da kitabın sürükleyiciliğini arttırıyor. Kitabın tek kötü yanı arada cümlelerin fazla uzatılması. Bazen kopukluk yaşayıp cümleyi en baştan okumak zorunda kalabiliyorsunuz. Onun dışında kitap önerilecek bir eser.
Kitabın 3 temel özelliğini anlatmam gerekirse:
-Her bölümün sonunda sizi sonraki bölümü okumaya zorlayacak bir merak duygusu yaşatıyor.
-Yazarın kitaba kendi düşüncelerini katmadan direkt her karakterin gözünden farklı şekillerde farklı duygularla anlatması sizi karaktere duygusal olarak bağlıyor.
-Kitap tarihi olayların kurgulanarak bir hikaye şeklinde yazılmış hali. Kitap bu sayede hem tarih hem de roman severleri ilgilendiriyor.
Kitap, ana karakterlerden biri olan İbni Tahir'in Alamut'a fedai olmak için gitmesiyle başlıyor. İbni Tahir'in Alamut'taki arkadaşları ve hocalarıyla yaşadıkları, Alamut'a hizmet için gönderilmiş küçük bir kız çocuğu olan Halime'nin gördükleri bir süre anlatılıyor. Kitabın geri kalanı ikinci ana karakter olan Hasan Sabbah'ın Büyük Selçuklu İmparatorluğu'na karşı hazırladığı büyük planla devam ediyor.
Kitap zaman zaman sizi bazı yerlerde durdurup bir süre düşünmenizi sağlayacak güçlü mesajlar içeriyor. Kitabı ilk bitirdiğimde tekrar okuyup içindeki mesajları tekrar anlayıp gözden geçirmek istedim. Kitaplığınızda kesinlikle bulundurmanız gereken bir kitap.