YouTube kitap kanalımda Amok Koşucusu kitabının da içinde bulunduğu kitaplık turu videomu izleyebilirsiniz: ytbe.one/yf0me602lnY
Koşmak değerli şey.
Ruhsuz, ilgisiz ve donuk bir şekilde öylece oturmalarımızın sonucunda biz de bazen nereye gittiğimizi bilmeden "sen" zamirini yakıştıracağımız insanlara doğru koşarız.
Bizim için değeri fazla olan bazı insanlar sesimizi duyamazlar bazen fakat bu yine de onları yanımızda hissetmemizi engellemez. Koşacağız ki hayatlarımızın bir anlamı olsun. Koşacağız ki Amok Koşucusu'nun sıkıldığı o donuk ruh halinden çıkış gibi elimizde bir amacımız olsun. Çünkü Raif koşuyordu, Forrest koşuyordu, Dava'daki K. koşuyordu, Nicholai Hel koşuyordu, Kayra koşuyordu... Sırf onların fiziksel ya da beyinsel koşuları için de değil, kendimiz için koşacağız zaten. Sonunu düşünmeden ama. İnsanlar uyarmak için ismimizi bağırırken takmayacağız onları hem, gözümüz hedeflerimizden başka bir şeyi görmeyecek çünkü. Sonunda ne olur bilinmez... Ama koşma deneyiminin verdiği farkındalık hep bizde kalacak.
Nereye nasıl gittiğimizden çok, neden gittiğimizin önemi olacak. Niceliklerden çok niteliklere önem vereceğiz. Fedakarlıklarımız olacak aynı bu kitaptaki doktor gibi. Tamir etmeye çalışacağız kırılan kalpleri. Bazen baştan beri bir araya gelmeyeceğini bildiğimiz kalpler çıkacak karşımıza. Mesleklerimiz de önemli olmayacak o anda çünkü herkes hayatının bir döneminde doktor olur. Geleceğimizi tedavi etmeye çalışırken şimdiki anımızdan fedakarlıklar yaparız çünkü. Koşmadan olacak şeyler değil bunlar. Belki yavaş koşacağız, detaylarda ve yaşanmışlıklarda arayacağız hayatı evet ama yine de sıkıldığımızın sıkıntısında olacağız.
İşsizlik %13'lere yükselecek, yoksulluk sınırı 5000 liralara gelecek ve etrafımızdaki ülkelerde masumlar her daim ölecek. Peki
-Aşk kanatlandırır,
Dünyanın yükü kalkar insanın üzerinden.-
-İnsan şekerciye girmiş çocuğa döner, içine aşk girince.
İnsan kendini sönmüş balon gibi hisseder,
içinden aşk çıkınca.-
.
-Aşk,
Ki insan coğrafyasının en güçlü duygusu;
Ya yıldırım çarpmışa,
ya da üstünden tren geçmişe döndürür insanı.-
İnsan bazen sevinçten deliye, bazen de üzüntüden ölüye döner.-
(Aslında aşk bir ölüm halidir.-
-Ne zaman ki aşk biter,
İşte o zaman insan hayatta olduğunu hatırlar.-
Ya da,
-Aşk, sürekli bir susuzluk halidir.-)
-Aşk, kalpte barınır kalpte gizlenir,
ve sadece gönül gözüyle izlenir.-
Dolayısıyla,
-Aşkın dili gözcedir.- Ve
-Kalbe dokunmanın yolu gözceden geçer.-
Aşkın çiçeği, gözlerdeki nemde büyür.
.
Aç parantez (Aşk ve ölüm ikisi de kalpten vurur.-
Gerçi insan, kırık kolla kırık bacakla yaşayamıyor ama,
Kırık kalple yaşamayı (ki bütün kalp kırıkları insan yapımıdır.),
Kırıla kırıla kırılmamayı,
yıkıla yıkıla yıkılmamayı öğreniyor
önünde sonunda.-)