"Bir yanlışı, sırf güzel olduğu için sevebilir insan."
Her şey olması gerektiği gibiydi, peki ama yeterince güzel miydi? Doğru ile güzel arasındaki mesafe, kendi halinde bir insanın başını derde sokmaya kâfi miydi?
Zira bazen kalp; minik, çalışkan bir fabrika gibi heves, heyecan ve așk üretir, biriktirir. Depo dolup taștığında, nakil için başka bir kalp bulmak lüzumu baş gösterir. Kimi kez hiç düşünmeden, mümkün olan, hatta mümkünse mümkün olmayan ilk kalbe aktarır insan biriktirdiğini. Yani belki de aşk, birine karsı duyulan hisler toplamından ziyade kendi başına yetişen, sahibini arayan öksüz duyguların neticesidir.
Gezegenimin ortasına meteor düşmüștü, her şey paramparça olmuștu ve öyle değilmiş gibi davranmaya mecbur kalmak hakikaten yorucuydu. Hayatımdaki en mühim hadiseden bahsedemiyorsam, başka hiçbir şey söylemek de gelmiyordu içimden.
Bazı iplerin kolay koptuğunu, bazılarınınsa asla kopmadığını bilecek kadar kalmıştım hayatta. İnsanın kendine kaçacak pay bırakması; ille de bağlanacaksa bir yere, çürük ipler seçmesi gerektiğini bilecek kadar yaşamıstım.
Yani duygularını açıkça yaşayamamak seni hasta edebilir. Acından korkma, utanma; yasını dilediğin gibi tut.
"Senin gibi mükemmeliyetci tipler, her zaman en çok kendilerine öfkelidir zaten. Ama bil ki kimse mükemmel değil, sen de olamazsın."
İnsan bir ömür içinde öyle çok defa başka birine dönüşüyor ki, dönüp geriye baktığında hangisinin kendisi olduğunu bulup çıkarmakta zorlanıyor.
İnsan bazi acıları unutmak istemez. Çünkü onlar omurgası olmustur artık. Yerinden kıpırdatmaya bile gelmez. Sonra her şey yıkılıverir. Altında kalırsınız.
Çoğumuzun hayatında, her şeyin sadece tek bir sebebi vardir. Tek bir yoksunluk, tek bir acı taksim edilir ruhumuzun her zerresine. Başka zamanlarda, başka şekillerde, başka