Samet Ö.

Samet Ö.
@Viceverse
Bu profil; cehaletin değil enformasyonun mutluluk olduğunu savunan, iç dünyasında yaşayan birinin, mezar taşıyla övünmesidir.
Devleti yönetenlerin, başta Anayasa olmak üzere, hukuk kurallarıını gelişigüzel çiğnemekten artık hiç çekinmedikleri, hiçbir yolsuzluğun hesabının inandırıcı biçimde sorulamadığı, basının marketlerden farksız hale geldiği, kaçakçılıktan hüküm giyenlere özel af yasaları hazırlanırken düşünce suçları için kimsenin kılının kıpırdamadığı, genel bir köşeyi dönme anlayışı çerçevesinde üniversitelerin özgür tartışma ortamları olmaktan çıkartılıp, emin adımlarla birer meslek okulu olma yolunda ilerletildiği bir ülkenin yetişkinlerinin kendi gençleri karşısında duyabilecekleri, duymaları gereken tek duygu, utançtır!
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2017 127. kitabı
Bu kitapla ilgili çok beğendiğim ve her cümlesine katıldığım bir yazıyı küçük düzeltmelerle sizinle paylaşacağım. Hem kitabı hem de günümüze tuttuğu ışığı görebilmemiz açısından çok önemsiyorum bu cümleleri. İşte her cümlesine katıldığım o efsane tespitler: "Geçenlerde Biz adlı romanını okuyordum. Yazarın Rusya'da politik hareketten dolayı hapsedildiği dönemde yazılan bu roman 26.yy dünyasında geçiyor. Bireysellikten ve duygulardan mümkün mertebe arındırılmış bir dünya. Mülkiyet hakkı yok, özel alan yok. İnsanlar cam evlerde yaşıyor. Yemek yemelerinden yürümelerine, sevişmelerinden sosyalleşmelerine her adım bir çizelgeye uygun olarak yapılıyor. İnsanlar sayılardan ibaret. Dünyaları da öyle. İşte böyle bir dünyada baş kahramanın ( D-530 ) tuttuğu kayıtlar aracılığıyla düşüncelerini görüyoruz. Şimdi bakalım; 1. Çevre tamamen düşman. Ağaçlardan, bitkilerden ve hayvanlardan nefret ediyorlar. Doğayı hayatlarından çıkarmak için yaşadıkları yerin etrafına devasa duvarlar dikilmiş hatta. Bu doğa ve hayvan düşmanlığı tanıdık geldi mi? 2. İnsanların her şeyi sayıyla hesaplı, limitler içinde yaşıyorlar ve bunun kendileri için en mükemmel düzen olduğuna inanıyorlar. Çok seslilik hayal bile edilemeyecek korkunç bir şey. Herkes bir arada ve aynı fikirde olmalı ama aynı fikirde olacakları şey de Velinimet'in istediği şey olmalı. Yani halk, muhalif bir konuda bir araya geldiğinde bu noktada kimse birlik vs. demiyor. Direkt düşman olarak algılanıp yok ediliyorlar. Düşünce özgürlüğüne olan düşmanlık tanıdık geldi mi? 3. İnsanların yatak odaları devletin tekelinde. Kim kiminle sevişmeli, ne sıklıkla ve ne zaman olmalı bunlar devletin belirlediği sınırlar içinde yapılmak zorunda. Aklı fikri halkının sevişmesinde olması, burnunu bu konunun içine sokması tanıdık geldi mi? 4. Halk,
Edebiyat
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · İthaki Yayınları · 202011,9bin okunma
youtu.be/sEf72RYPqgo Robot Sisifos :)
Felsefe

Samet Ö.

@Viceverse
·
Sisifos ve hayat üzerine absürt söylenceler
Sisifos'u incelemeye nasıl başlanır, zor bir karar. O zaman kemerleri bağlayın! Sizi etrafından dolaştırayım. "Hayat tekrarların tekrarlarının tekrarlarından oluşur" diye über muhteşem bir söz vardır, insanoğlunun bu dünyada sayılı olan günleri çoğu zaman birbirinin tekrarı değil midir? Hatta birçok insanın hayatı bile birbirinin tekrarı sayılabilir; doğ, okulu bitir, işe başla, çevre edin, evlen, çocuk yap, dede/nine ol, öl. İşte insanın; "var olmaya mahkum edildiği" bir dünyada kaderinin, sonsuza kadar nafile bir çabayla ağır bir kayayı dağın zirvesine çıkartmaya çalışan kadim Sisifos hikayesine bu kadar benzemesi, hayatın salt gerçeğini ne güzel özetliyor! Camus bu oldukça ağır ve felsefi deneme türündeki kitabına: "Gerçekten önemli olan bir tek felsefi sorun vardır; İntihar!" şeklinde çarpıcı bir başlangıç yaparken işte bizi, kendi hayat sorgulamasının ortasına böylece bırakıveriyor. Biz de kendi çevre, zeka ve birikimimiz ölçüsünde bu sorgulamaları yapıyoruz ve gündelik hayatın arkaplanında kalan bazı sorgulama anlarında yapmaya da devam edeceğiz. Mevlana'nın dediği gibi; Herkes kendi kepçesinin büyüklüğüne göre alacak ummandan. Ama unuttuğumuz bir şey var; yaşamın bu karmaşası içerisinde bocalayıp dururken zamanı, dolayısıyla kendimizi tükettiğimiz gerçeği! İçi boş dostluklar, çabuk tüketilen sevgiler ve yaşanmadan geçilen an'lar arasından savrularak geçerken gülümsemeyi de unuturuz. Oysa hayat, bu küçük an'lar şeklindeki muazzam harmoninin içerisinde gizlidir. Belki bu dünyaya mutlu olmak için gelmedik. Ama mutluluk, çoğu zaman alt paragrafta bahsi geçen sisifosvari gülümsemede hayat bulur. "Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir" Hayat gerçekten de yaşamaya değer mi? Hayatın temelinin absürd
Felsefe
Dostoyevski’ye sormalık soru:
Neden bazı hastalar semptomlarından kurtulmaya -deyim yerindeyse- tahammül edememektedirler?
Sayfa 216 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
Kişi kendisini yaralanmaya maruz bırakmadan başkasını göremez. Görmek incinebilir olmayı gerektirir. Diğer türlü, hep aynı şeyler tekrar eder. Duygululuk incilebilirliktir. Yaralanmaya görmenin hakikat anı denilebilinir. Yaralanma olmadan hakikat (Wahrheit) yoktur; doğruyu almak, yani algılama(Wahr-nehmen) da yoktur.
Sayfa 36 - İnsan Yayınları