Kitabın giriş bölümünden başlayacak olursak,
Kitap 3 farklı devletten söz etmektedir. Bunlar; Okyanusya Doğu Asya Avrasya
3 devlette totaliter sistemle yönetilmektedir. Sürekli olarak aralarında savaşmaktadır. Bu savaşlar bitmeyen savaşlardır. Bitmemesinin farklı sebepleri vardır. ilk sebep Üretim fazlası malların askeri güçte kullanılması farklı bir sebepte proleter sınıfın sürekli savaş halinin yönetilmeye ihtiyaç duyması isteğidir. Savaş parti için aslında barıştır.
Asıl sistemi totaliter bir sistem olan Okyanusya'dan bahsetmektedir. Okyanusya sınıflı bir toplum yapısına sahip ve bu sınıflanmanın yüzde seksene yakını proleterler tarafından oluşmaktadır. Partinin gücü sistemden gelmektedir. Sistemin en büyük silahı yeni dili olan YENİSÖYLEMDİR.
Sistem körü körüne bağlanmak gerekliliğini vurguluyor. Körü körüne bağlılık denen bir konuyu detaylandırarak anlatmaktadır. Bizleri sürekli tele-ekranlar tarafından izleyen ve her saniye duyabilecekleri , detaylandırmak gerekirse tuvalette, yatakta, uykuda, banyoda, rüyamızda bile BÜYÜK BİLADERİN bizi izlediğini düşünüyor ve biliyoruz. Görmemiz gerekenleri görmüyor, duymamız gerekenleri duymuyoruz. Bunları aslında Parti tek başına yapıyor. Parti insan yaşantısının tümünde varlık göstermektedir. Şöyle ki zihnimizde bile aykırı bir şey düşünemeyiz, çünkü oda sürekli izlenmektedir. Bunu yapacak olursak aykırılıkları düşünecek olursak düşüncesuçu denen suçla yargılanırız. Bu yargılanmanın sonucu ölümdür. Sırf bu yüzden çalışmakta olan düşünce polisleri vardır.
Düşüncelerimize de farklı yollarla dahil olmaktadırlar. Yenisöylem ile birlikte kullandığımız kelimeleri azaltarak zihnimize oyun oynuyor ve aslında öyle bir şeyin olmadığını kabul ettiriyorlar. Örneğin dilden özgürlük kelimesini çıkarırsanız özgürlük