Bazı şeyleri istemediğimiz halde, bize bunlara ihtiyacımız olduğunu empoze etmeye çalışan ve bunu bize rahatlıkla kabul ettiren bir kapitalizm var. Tüketim çılgınlığı. Herşeye sahip olma duygusu. Herşeyin en iyisine sahip olma duygusu. Yenisine hemen sahip olup eskisini bir anda unutma duygusu. Çünkü istedikleri şeylere sahip olmazsak toplumdan geri kalırmışız, yadırganırmışız. Onların sunduğu güzel ve oldukça modern gözüken ama aslında hiçte öyle olmayan sistemin içinde bizde bulunmazsak bu bizim sonumuz olurmuş. Görünürde ileri bir medeniyet seviyesine ulaşıyoruz ama koşullarımız eskisinden daha kötü hale geliyor. Bu koşulları kabul edersek daha çok özgürleşiyormuşuz oysa ki sadece onların BAK DEDİKLERİ ŞEYE BAKIYORUZ , YAP DEDİKLERİ ŞEYİ YAPIYORUZ. İstemedikleri bir şeyi yapmazsak hem biz mutlu olurmuşuz hem onlar. Sorgularsak, onların gizli kapaklı işlerini ortaya çıkarırsak bu hiç iyi olmazmış. Çünkü böyle yaparsak toplumla bir arada olamazmışız ve özgür de olamazmışız.
Zaten sistem böyle olduğu sürece bizde buna adapte olmuş durumdayız.
Kimse kendine ben özgürüm demesin. Dayatılanı kabul ediyoruz. Sonra buna da kendi seçimimiz diyoruz. Böyle de devam edecek...
José Saramago Körlük kitabından bildiğim uzun cümleleri, araya girip yaptığı açıklamalarla ve bir o kadar anlaşılır diliyle güzel bir eser daha sunmuş bizlere. José'ye alışık olmayan biri, ilk başta okurken zorlanabilir ama bu kitabın dili ağır sanılmasın. Gayet de anlaşılır bir kitap.
Modern dünya eleştirisi, tüketim toplumunun çılgınlıkları anlatılıyor. Kültürün giderek yok olması. Sistemin, olumlu olan aile yapısını nasıl ayrımlaştırmaya çalışması söz konusu. Ayrıca bir köpeğin sımsıcak dostluğuna da yer verilmiş kitapta.
Kızı ve damadıyla birlikte köyde yaşayan çömlekçi bir adamın başından geçen
MağaraJosé Saramago · Kırmızı Kedi · 2022147 okunma
“Sahip olmadığımız şeylere bakarken, ‘Benim olsaydı nasıl olurdu?’ diye düşünme eğilimindeyizdir ve işte böylece yokluğu hissederiz. Oysa bunun yerine sahip olduğumuz şeyler için sık sık şunu düşünmemiz gerekirdi: ‘Bunu kaybetsem ne olurdu?’ “